Mavi Çocuk

şimdi ve burada olmanın işkencesi
yazacaklarıma az gelse de
kalmak / gitmek arası
bir varoluşun son tohumları
hiçlik kapısında yer bulmaya çalışır
gökyüzüne az kalan
toprağına fazla gelir

gecenin bıçakladığı her kelime
bir cümleye utançsa
uçurum kırmızısı gözlerde
sessizlik
bir mezarın çığlığıdır aslında
yarasını mutsuzlukla kefenleyen kadın
başkasının yalnızlığına soyunur

adam
alabildiğine uzak / alabildiğine yorgun
kıyısına vuran gölge
yüzündeki acıya düşer
güneşin senden sakladığı
bir bakıydı
onca günaha bulanmış kir

soğuk işliyor can’a
bükülünce yere yakınsın
göğün kucağında annemsin
mevsim kalmadı / kalmadı sevilecek
mavi çocuk
hiç büyümedi
boğazında yarım bir sevinç parçasıyla
öldü öldüğünü bilmeden