Hayatı çokta dramatize etmenin gereksiz olduğu zamanlardayız.
Sevdiğin değer verdiğin eşyadan , insanlara kadar kimsenin seni anlayamadığı bir evrende yaşıyorsun çocuk...
Bazen televizyon kumandasının bile seni anlayıp izlemek istediğin kanalı kendiliğinden açmasını bekliyorsun.Olmuyor.
Hep bir göz oyma çabası kimi nereden vurabilirim kaygısı...
Bunlar senin becerebileceğin şeyler değil, kabul etmen lazım.
İstemsizce var olan her şeyi sevmeye çalışıp olduğu gibi kabullenmekte tedavisi olmayan bir hastalık olsa gerek...
İyi insan olmak yada iyi insan olmaya çalışmak iyi bir şeyler yapabildiğin anlamı taşımıyor.
Kendi içimizdeki yalnızlığın en güzel yerindeyim, kimine göre zirve, kimine göre cehennemin dibi....
Aslında bize verilen isimler bile en baştan bir kalıbın içine sokup ona göre yaşamaya zorluyor gibi.
En çokta ismimi sevmedim o yüzden...
Çoğu zaman sorarım babama neden başka bir isim seçmedin diye...
Mesela hiçbir anlamı olmayan alakasız harf topluluklarından oluşan bir isim verebilirdin.
Bende çok alakasız bi adam olurdum belki...
Çoğaltılan ihtimallerin sadece ihtimal olarak kalacağı bir dünyaya sevgilerimle...