Kendini kaybetmek aslında çok da kendini kaybetmek değildir. Doğduktan sonra öğretilen kalıplar dahilinde baskılanan bir kişilik var içerde. Dışarıya sergilenen yapı, topluma uyum sağlamak ve dışlanmamak için şekillenmiş bir şey. Yani bir nevi deri görevinde. İçerde kan akmakta, damarlar genişleyip daralmakta, oksijen hareket etmekte, vs.. Önemli olan deriyi çok tahriş etmemek belki de, gözenekleri tıkamamak. İç ile dış arasındaki uyumu ayarlayabilmekte.
Dönüp dolaşıp aynı yere gelmiyor muyuz?