Biliyordum bir şeylerin eksik olduğunu. Eksik ne sakalla ne de saçla, ne harekete geçmeyle ne de ideolojilerle, ne her şeyi başarmak ne de çok zengin olmakla, ne çok yardımsever ne de kötü olmakla giderilebilecek bir şey değil. Eksik hep bizimle yaşamın her anında. O eksiğin içimizde açmış olduğu boşluğu doldurmaya çalışarak yaşıyoruz. Bazen bundan bir başkasını sorumlu tutarak bazen de o boşluğu bir başkasındaki bir fazla ile kapatmaya çalışarak. Başaramıyoruz ama iyi de oluyor. Böylece başkaları ile ilişki kurmayı beceriyoruz. Hiçbir eksiğimiz olmasaydı başkalarına ne ihtiyacımız olurdu ki? Yani kısacası eksiğimiz sayesinde toplumsal varlıklarız. Ama bu, eksiğin bize acı vermesini, huzursuz etmesini engellemeyecek.
Eksik doldurulamaz, saklanamaz.
Marifet eksikle birlikte yaşamayı öğrenmekte.