Konuya görüşlerimi eklemeye komşu kavim olan Farslar ile devam ediyorum. Ortaçağ öncesi büyük Pers İmparatorluğu'nun Ahamenid ve Parthlar hanedanları döneminde dünya siyasetinde ve kültür tarihinde önemli bir noktada bulunan Farslar, Sasanîler (226-651) devrinde de bu özelliğini devam ettirdi. İslam orduları ile Hz. Ömer ve Hz. Osman döneminde savaşıncaya kadar Anadolu ve Mısır'a kadar zaman zaman topraklarını genişleten Farslar hem mimarî hem edebî hem de siyasî anlamda altın bir dönem yaşadı. İslamiyet'in girmesiyle birlik yaklaşık iki yüz yıl kadar Arap tahakkümü altında siyasî ve kültürel açıdan karanlık bir dönem geçiren Farslar IXI. Yüzyıldan itibaren yerel hanedanlıklar kurarak tekrar eski kültürlerini diriltmeye çalıştı. Tabii bu kültürel dirilişte Farslar'ın iki yüz yıllık süre zarfında Pehlevi alfabesini bırakıp Arap alfabesine çabuk adapte olması buna binaen yazı yazmaya alışkın bir toplum olması etkili oldu. Farslar bundan sonra yeni alfabeyle az sayıda da olsa edebi ürünlerini vermeye devam ettiler ve kültürel durumlarını gelecek nesillere aktardılar. Tahirîler ve Saffarîler'in kısa ömürlü olmalarını bir kenarda tutarsak Samanîler (819-1005) iki yüz yıl süre kadar İran'da tekrar Farslar'ı hakim kılarak Yeni Dönem olarak adlandılan İslamî İran Tarihi'nde ilk kültürel ve siyasî bütünlüğü sağlamayı başardı. Bu devirde kültürel anlamda ürünlerin sayısı da artmaya devam etti. Persler dönemine benzer ve İslamî kurallarla bezenmiş bir teşkilat oluşmaya başladı. Bu sırada Türkler'in İran'a yaklaşmasıyla ve Samanî sarayında görev almasıyla İran üzerinde Türkler de yönetime müdahale etmeye başladı. Bunun sonucunda 963'te Samanîler'in Türk kökenli Horasan orduları komutanı olan Alptegin başkent Gazne olmak üzere Gazneliler Devleti'ni (963-1187) kurarak yaklaşık bin yıl devam edecek olan İran'daki Türk hakimiyetinin temellerini attı. Gazneliler'i Ortaçağ boyunca Büyük Selçuklular (1040-1157), Harezmşahlar (1090-1231), İlhanlılar (1256-1353) ve Timurlular (1336-1507) takip etti. Bu devirlerde Farslar yönetime teşkilat vasıtasıyla katılıyordu. (Örnek: Nizamülmülk, Amidülmülk, Reşidüddin Vatvat) Bununla birlikte Farslar kendi dillerini kullanmaya da devam ediyordu hatta bu Türk devletleri de Farsça'yı yazı dili olarak kullanıyordu. Edebî açıdan da önemli ürünler ortaya çıkıyor ve önemli mimarî yapılar da teşkil ediliyordu.

Sonuç olarak Persler'in son hanedanı niteliğinde olan Sasanîler, İran'a yaklaşık dört yüz yıl altın bir dönem yaşatmıştır. Karanlık olarak görülebilecek Arap hakimiyetinin ardından Samanîler devrinde tekrar bir aydınlanma geçiren Farslar bundan sonra Türk hakimiyetine girse de Türkler'i kültürel açıdan etkileyerek kendi dillerini kullanmaya, edebî ürünler vermeye, kendi mimarîlerini ortaya koymaya çalışarak kültürel açıdan benliklerini korudular ve bu alanda dünyada önemli bir konum arz ettiler.