şimdi biz ikimiz
ne zaman bir araya gelsek
her hangi bir uzay, mekan, zaman ilişkisi içinde
mahvediyoruz her şeyi..
mesela ben bir bengay kaplanın minik olmayan elleri ile sana bir mektup yazıyorum
sen ise "anca bengayla yazarsın
bir dinazorla yazda göreyim diyorsun"
rastlantı diyorum rastlantı
hafife alma,
sonra kader diye nitelendirmek zorunda kalır üzülürsün
cevaplarıma karşı senin söylediğin
"anlımıza ne yazıldıysa o"
en güzel melek yarışmasında ilk üçteki yerin garanti
ama şarapta bekletilince güzel
yani demem o ki
tanrının böyle garip bir eğlence anlayışı var
sen hangi dilde
yada herhangi bir dinde yer alırsan al
o hayat bulmacasında tüm sessiz harfleri çıkmış
çözülmeyi bekleyen pazar ekleri gibidir..
affetmek tarihin gördüğü en büyük yalandır
ne crasus affetmiştir spartacüsü
nede spartacüsün dinmiştir crassusa karşı olan hıncı
meleklerin etekleri zil çalıyordu günahsızlıktan
ya yara diğerlerini kabul edecekti
yada diğerleri yarayı kabul edecekti
her gün bir meleğin kendini vurup yarayı dilenmesi gibi
yaranında tek söz aşırı günlerden tek dileği diğerleriydi..
dilimizin dimağımınızın kuruduğu her hangi bir günde
"melekler için intiharın,
ipekten bir dokunuş olduğunu tanrının anlaması vede bir muhabbet uğruna
cezvenin telvesinin kaynadığını bilmesi gibiydi"