Saygının acele yaşandığı sahnelere geç kalan beyin dediğimiz faunusun içerisinde yüzen düşünceler pişmanlıkta boğulmadıkça, telafiler doğuran hayata daha dikkatli davranmak gerek.
Bazen çığlıkları içinde yankılanan cümlelere yüklenen kalemin heyecanına ters düşmüş bir beynin, herhangi damarından akan umut şelalesini kaybetmemiş mutluluk cesaretini sıkı tutmayı da unutmayalım. Bu sayede, şimdiliğiyle hazırlanan hatırları, sonrayla barıştıramayacağımız yanlışları en aza indirebiliriz.
Diğer bir deyişle ise, aptallık ismi koyulan bir mesafeyi hayal tadında yürümek, öylesine dinlenen şarkıları bu günün böylesinde hissetmek, tecrübenin görülmeyen dansı diyebiliriz.
Daha fazla diyebiliriz, edebiliriz ithamlarında bulunarak beni çok bilmiş tavırlarına bürünmüş biri olarak düşünmemenizi umarak son bir sözle bitirmek isterim.
Sigaranı mumdan yaktığın sela tedirgini bir gecede,karanlığı vicdansal rüyaları gerçekliğiyle yaşatırken hayat, rengi tuzlu geçmişe tatlının tarifini bulmak, büyüdüm demeye geç kalan kaderi sek yaşamaktır...