bugünü yarım
yarını susan adam
boşluğa savurup dilindekilerini
sövüp sayarken feleğe
şaha kalktı gök /yağmur, dolu dolu aktı üstüne

gece kokusunu bıraktı tümden
yokluğu giyindiği tek elbisesine
karanlığın yankısı döndü penceresiz duvardan

eskiyen günler suyun akışında
gittiler/ kaldı yorgun akşamlarla baş başa

fırtınayı besleyen rüzgârı dinliyorken
yaşanmamışlıklarla ıssız, tenha
ve onların yaslı uğultularıyla
üzerinde dolanırken kederli bir müziğin sesi
duymadı bir daha
ışıklı günlerinin ,mazideki gül rayihasını