olmuyor/ ne kadar yazsam da anlatamıyorum
medet yok içimdeki sessiz harflerden
elimde çolak bir kalem /bağır, bağır, bağıramıyorum

iteleyip üzerimdeki ağırlığı, dışa yürümeli /yim /yiz
dışa/ uzağa/ bilsek de, görmediğimiz/ görsek de kalmadığımız
orda, bir toprak var uzak /ta /bizim toprağımız

bağırıp dağa taşa, ıssıza / kalkın, uyanın!
kurtulun ağırlaşan içinizden, diye haykır /malı /yız

düne ait ne varsa, ortaya döküp
ve bir yerden başlayarak / yeniden /tek ses olup
kardeşçe aydınlığa akmalı/ akmalıyız
hâlâ bir kızılırmak var orada
suyunu çoğaltmamazı bekleyen

sen aziz yurdum insanı!
tek kalem değiliz durma/yalım
ölüler durur, bırakır savaşmayı/ yaşıyoruz biz yaşıyoruz’

gelin, elele dünlerde gibi hani ” ay’ın altında kağnılar gidiyordu”
ve sonra ulaşılmaz denilen/ menzile erişenleri anıp
dünlerin yüzünde
hani tek tabanca/ tek tüfek ve tek yürek oldukları gibi
ve işte yine öyle /durmadan
ve bütün gücümüzle/ yeniden/ var ederek kaybettiklerimizi


etten kemikten, aynı toprak analı/ aynı coğrafyada/nız
nasıl ayrılır bir denizin suyu
uzak bir kıyıda değil ki, taze yaşamın soluğu
çölüne, ancak senin gözlerinden uyanır vaha

geçmişe açılan pencereden bakıp
ve katmanları aralayıp/ görerek
ve imece ile, gücümüze güç katıp / yol almalıyız

bu ülke bizim / h e p i m i z i n
emaneti bize Büyük Ata’nın
ve bundan ötürü/ cılız akmamalı içimizdeki nehir

kıyıdan açığa çözülüp / görmeli / neler olur
doğru hedef, umudun sönmeyen yarınlarıdır

ve emanete gölge düşürmeden
ve itaate zorlayıp ayaklarımızı
ve iterek karanlığımızı
ve karıncalar gibi kaynaşıp
eğrilerle bularak doğru yolu


her şey geçiyor, bir sensin kalan /güzel ülkem
ve de, daima payidar kalacak olan /yine sen

işaret fişekleri olsun kalemlerimiz
uyanmak ve görmek için yanmak gerekir ise eğer!

“sen yanmasan, ben yanmasam, biz yanmasak/
nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?”

bir üçüncü göz bakışı / uyanarak kalem ile
güne bakan yüzler ve gölgemizden yansıyan güneş ile
zerrelerle ulaşılır bütüne
bir el ver sen de/ gece uyanır güne

bekleyişi kolay kılan, seslerin rehberliğidir
bir bakış körlüğünden çıkıp, kendimizi bulana dek
ses olalım, söz olalım, canlar gelin bir olalım

umudu kesme /yelim rüzgârın kırdığı daldan
kabahat onda değil
bir kıymık bile olsa, o da yarar işimize


ve ancak, gövdesine sarılan dallar tutunur hayata
her yeni sabah, yeni bir umuttur unutma/yın/yalım...