Bir önceki yazımda 3 temel soru sormuş ve bunlardan ilkinin açıklamasını yapmaya çalışmıştım. Şimdi ikinci soru olan, ''maddeleri insanın fikirleri mi yaratıyor'' sorusuna geçelim.
İlk soruda idealistlerin söylemiş olduğu ‘’aslında elma yok, o senin zihninde var’’ önermesi pek ala burada da yapılabilir. Bununla birlikte Politzer’in kitabında şöyle bir örnek geçer :
‘’Nesneleri yaratanın bizim fikirlerimiz olduğunu iddia eden bir idealistle birlikte, yolun karşısına geçerken, yoldan gelen bir otobüsü ele alalım. Eğer ezilmek istemiyorsak, elbette her ikimiz de çok dikkatli olacağız. Yani pratikte, idealist, otobüsün varlığını nesnel olarak tanımak zorundadır. Ona göre, pratikte nesnel bir otobüs ile öznel bir otobüs arasında bir ayrım yoktur. Bu, öylesine doğrudur ki, yaşam pratiği, idealistlerin de hayatın içinde materyalist olduklarının kanıtıdır.’’
Günümüz idealistleri, artık dünyanın düşünce ürünü olduğunu iddia edememekte. Kanıtları daha farklı ve daha kurnazca seçmekte. Bununla ilgili kitabımızın yazarın Politzer, Lenin’in ‘’Materyalizm ve Ampriyokritisizm’’ adlı kitabına bakmamızı önerir. Bununla ilgili okumalarıma başladım ve ileride bu başlık altında fırsat bulabilirsem aktaracağım.
Üçüncü sorumuz ‘’Ruhun maddeyi yarattığı gerçek midir?’’ sorusunda ise, idealistler, ruh kavramının en üstün ve en yüce biçimini Tanrı’da bulmuştur. Tanrı, idealizmin ulaşabileceği bir sonuçtur ve önceki yazılarımıza da dayanarak, buradan şöyle bir çıkarım yapabiliriz:
‘’İdealizm mi yoksa materyalizm mi’’ tartışması asla bir arada olamayacağından ve birbirine karşıt olduğundan, bu soru ‘’tanrı mı yoksa bilim’’ mi biçiminde ortaya konur.''
Yani aslında idealizm kavramı birçok insan için çok yabancı bir kavram değildir. Çünkü idealizm, günümüzde tanrının sonsuz olduğunu, zaman ve mekan tanımadığını, her şeyin yaratıcısı olduğunu söyler. Evet, yukarıda da söz ettiğimiz gibi, tanrı, idealizmin en yüksek formudur ve kendini ancak burada var edebilir.
İdealistler kendini sürekli tekrar ederler. Ve baktığınız zaman, idealizme yönelik bazı eleştirilerde, Platon’un tekrarı olduğu da söylenir. Yani bundan asırlarca öncesine… İdealistlerin dayandığı tanrı kavramının ne olduğunun açıklanması ve kanıtlanması istenildiği zaman, tanrı açıklanamaz derler ve maddenin her zaman var olmadığını ileri sürerler. Ama bunun için hiçbir somut dayanakları yoktur ve buradan da öteye gidemezler.
Materyalistler ise savları için bilimden yararlanırlır. Şunu unutmamak gerekir. Eğer ki, gerici ve karanlık bir dönemde yaşıyorsak ve bilim ilerlemiyorsa materyalizm de ilerlemez. Tersi durumunda da tersi olacaktır. Ve devam ederler, derler ki, salt bir ruh tarafından yaradılış fikri anlamsızdır. Çünkü biz buna deneyle, gözlemle ulaşamıyoruz. Ve en basitinden bilim, bize ‘’hiçbir maddenin yoktan var edilemeyeceğini, var olan bir maddenin yok edilemeyeceğini’’ söyler ve beraberinde maddesiz bir ruhun olmasını da mümkün görmez. Fikirlerimizin, düşüncelerimizin yani dahası ruhumuzun kaynağı beyindir derler. Materyalistler, nereden geldik sorusuna net bir cevap veremeseler de, nereden gelmedik sorusuna net bir cevap verebilirler. Çünkü ilki için bilimsel araştırmalar devam etmekte.
No Pasaran
*****
Genel olarak konuyu burada bitiriyorum. Ancak okumalarıma devam ettiğim için daha sonra üzerine eklemeler yapabilirim.
Yararlandığım Kaynak :
- Georges Politzer - Felsefenin Başlangıç İlkeleri
- Lenin - Materyalizm ve Ampiryokritisizm
- Ekşi Sözlük - materyalizm
- Ekşi Sözlük - materyalizm ve idealizm arasındaki farklar