@Su Paylaşım için teşekkürler

Kısaca söylemek gerekirse sünnet; Peygamber (sav)âin hayat tarzı demektir. Hayat tarzı, kişinin hayat anlayışının dışa vurmuş şekli demektir. Şu halde Peygamber (sav)in sünnetinin temelinde Onun hayat anlayışı vardır. İnsanlar, tarih boyunca, Ben kimim, nereden geldim, niçin geldim, nereye gidiyorum? gibi sorulara daima cevap aramışlar ve bu sorulara verdikleri cevaplara göre hayata anlam vermişler, hayat gayelerini buna göre tespit etmişlerdir.

İşte Cenab-ı Hakk, gönderdiği peygamberler vasıtasıyla bu soruların doğru cevabını insanlara bildirmiş ve ona göre hayat sürmelerini istemiştir. Sünnet, bir hayat tarzı ise -ki öyledir- bu hayat tarzını gerçek manasıyla idrak etmek, onun arkasındaki hayat anlayışını bilmeye bağlıdır. Bu hayat anlayışını kavrayabilen kişi, şuurlu bir şekilde Hz. Peygamberin sünnetini yaşayabilir. İşte sünnetin temelindeki bu hayat, bizim itikad, yani iman dediğimiz şeydir.

Bu noktada sünnetin inanç ve zihniyet boyutu söz konusudur. Yani Peygamber (sav)in hayat gayesi ne ise, hayata verdiği anlam nasılsa, O, nasıl bir imana sahipse, müslüman da öyle bir imana sahip olmaya gayret etmelidir. Onun değer yargılarını aynen benimsemelidir. Müslüman, her şeyden önce Hz. Peygamber (sav)in iman dünyasını, gönül dünyasını, fikir dünyasını kavramaya ve Onu örnek almaya çalışmalıdır.