Materyalizmin tarihinden ve önemli temsilcilerinden kısaca söz etmek gerekiyor. Elbette materyalizmin 2000 yıldan fazla olan tarihini buraya aktaramam mümkün değildir. Ancak bildiklerimi ve araştırmalarımı kısaca paylaşayım.
Antik Yunan'da fiziğin ilerlemesiyle birlikte birçok filozof bundan etkilenmiş ve materyalist akımın tohumlarını atmıştır. Bunlar, her yerde hareket ve değişiklik bulunmasını, nesnelerin birbirinden ayrı, tek başına değil, birbirleriyle bağımlı olmasından etkilenirler. Zaten bunun diğer adı diyalektiktir.
Antik Yunan'da Heraklitos diye bir adam var. "Diyalektiğin babası" olarak bilinir. Bu adam diyor ki:
"Hiç birşey sabit değildir; herşey akar; aynı ırmakta iki kez yıkanılmaz, çünkü ırmak ardarda gelen iki an içinde asla aynı ırmak değildir; bir andan diğerine değişmiştir, başka olmuştur."
Yani diyor ki doğada bir evrim var. Herşey değişiyor ve sabit değildir. Örneğin elinizde kırmızı bir elma düşünün. Bu elma, kırmızı elma olmadan önce yeşil bir elmaydı, yeşil bir elma olmadan önce bir çiçekti, çiçek olmadan önce tomurcuktu, tomurcuk olmadan önce şuydu buydu. Bu elma şimdi olduğu gibi yarın da aynı olmayacaktır. Biri gelip kopartırsa çürüyecektir, kopartmazsa bir süre sonra yere düşüp çürümeye mahkum olacaktır vs gibi. Demekki elma aslında hep bir elma olmadı. Elmayı elma yapan olaylar vardır. Ve onu değiştiren bazı olaylar da olacaktır. Biz buna diyalektik diyoruz ve Heraklitos'un bakış açısı buna işaret eder.
Antik Yunan filozoflarından söz etmem gereken diğer filozoflardan biri de Demokritos'tur. Demokritos, maddenin, sonsuz olarak bölünemeyen, nüfuz edilemeyen dolu bir gerçek olduğunu söylüyordu. Parçalar, bir andan sonra bölünemez deniyor ve bu parçalara atom adı veriliyordu(atom yunanca bölünmez anlamına gelir). Bu açıklama -günümüze göre eksiklerini bir tarafa bırakırsak- dünyanın materyalist olarak yapılan ilk açıklaması olması adına önemlidir.
Diğer başka bir önemli isim de Demokritos'un öğrencisi Epiküros'tur. O da hocasından etkilenmiş olmakla birlikte, insanın, tanrı ve ölüm korkusundan kurtulması gerektiğini söylemiştir. Ruhun maddi bir temeli olduğunu ileri sürmüş ve doğa tartışmalarında tanrıyı dışarı bırakmaya çalışmıştır. Ancak buna karşın kilise, Epiküros ve felsefesine olan kini nedeniyle söylemlerini tahrif etmeye kalkmış ve ahlaka aykırı ilan etmiştir.
Tüm bunların dışında öyle bir filozof var ki, yüzyıllar boyunca felsefesi Tüm Yunanistan'a egemen olmuş olan Aristo'dur. Hemen hemen her konu hakkında sayısız kitap yazmış, bunda da o çağın ortaya çıkan yeni bilimlerin yarattığı boşluklardan yararlanmıştır. Bu kişinin bilimsel ve materyalist söylemleri üzerinde durulmamış, hep idealist söylemleriyle anılmıştır. Sonraki yıllarda da insanlar olayları yorumlarken şöyle bir yöntem izleniyordu:
Örneğin herhangi bir fizik olayını araştırmak için Aristo'nun yazdığı parçalar alınıyor, sonra da büyük bir teolog olan Akino Tomas'ın o konu üzerine olan parçaları alınıyor, üçüncü kişi bunları birleştirerek, kendi yorumunu katmadan ortaya tez çıkartıyordu. Bu, ortaçağın skolastik düşünce biçimidir.
Antik Yunan dönemi ile ilgili eklenebilecek bir başka husus da dönemin çok acımasız, sert ve amansız bir baskı olduğu, bu sebeple bilimsel söylemlerin bastırıldığı ve kilisenin sesinin gür çıktığıdır.
Daha sonra devam edeceğim.
No Pasaran
**********
Yararlandığım Kaynaklar:
- Georges Politzer - Felsefenin Başlangıç İlkeleri
-Vikipedia
-Ekşisözlük