“Olmak ya da Olmamak” Hamlet, Kitap Özeti





“İnsan insan mıdır, yalnızca yiyip içmek ve uyumakla geçiriyorsa hayatı?”

Shakespeare’in (1564-1616) “Hamlet” (1601) adlı oyununun en belirgin teması, “intikam”dır. Oyunun baş kahramanı olan Hamlet, babasının kulağına zehirli sıvı akıtılarak amcası tarafından öldürüldüğünü öğrendikten sonra, tek bir amaç için yaşar: Babasının öcünü almak. Ayrıca Laertes de, babasını öldürdüğü için Hamlet’ten intikam almak ister.

Oyunda “aşk” teması oldukça zayıf kalmıştır. Hamlet ile Ophelia arasında belli bir duygusal ilişki olmakla beraber, bu hiçbir zaman olgunlaşıp tutku seviyesine ulaşamamıştır. Bunun nedeni ise, Ophelia’nın kişilik yönünden zayıf bir kız olması, bu ilişkiyi taşıyamamasıdır. Ophelia, Hamlet’le arasında geçen özel şeyleri çenesini tutamaz ve babasına anlatır. Oyunda yaşanan bir başka aşk da Hamlet’in amcası Claudius ile annesi Gertrude arasında yaşanan aşktır. Bu aşk, temiz duygularla örülmüş saf bir aşk değildir. Claudius’un amacı, kraliçenin kalbini ve sevgisini kazanmak değil, onu elde etmektir. Gertrude zayıf bir iradeye sahip olduğu ve duygularını kontrol edemediği için bu ilişkinin içine çabucak girmiştir, fakat onun yaşadığı, aşkın verdiği bir mutluluk değil, dayanılmaz vicdan azabıdır.

Oyunda Hamlet’in yakın arkadaşı olan Horatio’ya baktığımızda ise zihnimizde “fedakârlık, arkadaşlık, dostluk, bağlılık, güven, cesaret” gibi kavramların belirdiğini görürüz. Hamlet’in eserin başından sonuna dek güvendiği, saygı duyduğu tek bir insan vardır, o da Horatio’dur. Hamlet zehirli kılıç darbeleri aldıktan sonra, zehrin tesiriyle can çekişmeye başlar. Horatio, eğer arkadaşı ölecekse kendisinin yaşamasının bir anlamı olmadığını gösterir ve zehirli içkinin bulunduğu kupayı eline alır, içip ölmek ister. Hamlet, buna izin vermez.

Oyunda ele alınan bir başka konu da “adalet”tir. Hamlet’in amcası, adaletsiz bir şekilde tahtı ele geçirmiştir. Hamlet’in amacı sadece babasının intikamını almak değil, Danimarka’da yeniden adaleti, doğruluğu ortaya çıkarmaktır. Hamlet bir taşla iki kuş vurmak istemiştir; hem intikamını alacak hem de adalet yerini bulacaktır. Bunu da sadece amcasını öldürmekle yapamayacağını çok iyi bilmektedir.

“Shakespeare öbür yazıcıların hepsinden esaslı şekilde ayrılıyor: onu anlamaktan ziyade hissettiğimizi söyleyebiliriz; birçok hallerde biz onu kavramaktan ziyade o bizi kavrıyor demek doğru olur. Şaşılacak bir şey değil bu: her şeyin tohumunu öylesine saçıyor, şahısların ve hareketlerin sebeplerini öyle ustalıkla (fakat görünüşte öyle tasasızca) serpiştiriyor, duygularımıza hâkim olup muhakememizden kendini öyle kaçırıyor ki her yaptığı şey bir üstünlük kazanıyor. Tutturduğu yolu seçemiyoruz, sebep netice münasebetlerini fark edemiyoruz, bilmeden hayran kalıyor, kendimizden geçiyoruz.” Morgan (1726 – 1802)