Güne daha bir erken başladım.
Siyah çaldım, beyaz için.
Ömrüme, siyahtan ekledim uzun beyazlar için.
Siyahla, beyaz birleşince tümlenmiş bir zaman mıdır gün?
Hangimiz gece, hangimiz gündüz bilemedim.
Son günlerde sevdiğim şarkının sözü takıldı aklıma
“Susma bir şey söyle biraz olsun yardım et.
Gelemiyorum üstesinden ben bu aşkın tek başına.
Susma sen sustun ya yalnızlık çöktü üstüme.
Anladım bu rüya anladım bu son veda..”
Sakın habersiz gitme bir daha.
Sakın veda etme!
**
İçim üşüyor.
Süte boğulmuş kahve ısıtmıyor bugün beni.
Sen gittiğinden beri güneş kolları kısa gelen bir hırkadır bana.
Ben kollarımı çekiştirdikçe sünmek yerine daha da kısalıyor bu hırka.
Gel artık!
Sarıl!
Sımsıkı sarıl!
Adımı fısılda kulağıma..
Bi daha gitmeyeceğim de.
Uzağa Giden bir daha sensiz bi yere gitmeyeceğim de.
Nereye gidersem gideyim seni götürüyorum, hissetmesen de yanımdasın deme.
Yaşamımda ilk kez somut bir şey istiyorum.
Dokunmak istiyorum.
Konuştuğumda yüzündeki çizgileri görmek istiyorum.
Güldüğünde o çocuksu sesin içine karışmak istiyorum.
Yol boyu el ele yürümek, kaleleri fet etmek istiyorum.
**
Yola yetim kalmış bir güneşle devam etmek istemiyorum.
Siyah ve beyazıyla tümlenmiş bir güne yelken açmak istiyorum.
Gel artık..
Sensiz yaşamak istemiyorum!