Forumunuz.Com
  • Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan
  • 1
  • 2

Forumunuz.Com (https://www.forumunuz.com/)
-   Aşk'a Dair (https://www.forumunuz.com/ask-dair/)
-   -   Hüzün Sübliminali (https://www.forumunuz.com/ask-dair/58640-huzun-subliminali.html)

Nyenaira 20 Aralık 2015 11:07

Hüzün Sübliminali
 
Hüzün Sübliminali


Eger kalbın hala atıyorsa , bu alıntılarla acıyacak
Eger acımıyorsa kendıne acı.

***
Belki farklı yönde iki doğruyduk
Baksana, o gitti
Ama saatim o'na doğru
Kafamda şarkılar çalıyor aklıma gelince
Şarkılar ilk günkü gibi hüzünlü
Nereye gitsem yolum o'na doğru…

Nyenaira 20 Aralık 2015 11:08

Cevap: Hüzün Sübliminali
 
Önemsiz olduğumu biliyorum,tekrar tekrar hissettirdiğiniz için teşekkür ederim.

Nyenaira 20 Aralık 2015 11:09

Cevap: Hüzün Sübliminali
 
Hiçbir anı unutulmuyor, hiçbir şey düzelmiyor ve hiç kimse değişmiyor. Gönül rahatlığıyla kahrolabilirsiniz.

Nyenaira 20 Aralık 2015 11:10

Cevap: Hüzün Sübliminali
 
https://61.media.tumblr.com/df2461b0...ricso1_540.jpg

Nyenaira 20 Aralık 2015 11:10

Cevap: Hüzün Sübliminali
 
Dudaklarından öptüm, omuzlarından, diz kapaklarından… Ben sevdiğimi bütün kusurlarıyla sevdim lan!

Nyenaira 20 Aralık 2015 11:11

Cevap: Hüzün Sübliminali
 
fotoğraflarına bakarak ağladığım gecelerin haddi hesabı yok ve hala farkında bile değil

Nyenaira 20 Aralık 2015 11:11

Cevap: Hüzün Sübliminali
 
sonra sen geldin sen girdin hayatıma. bu şehirde, bu sokaklardaki kimselere benzemiyordun.

Nyenaira 20 Aralık 2015 11:12

Cevap: Hüzün Sübliminali
 
Bi yanı ağlayan ama insanlara diğer yanını gösterip espri yapmaya çalışan insanlarız. ÇÜNKÜ GERİZEKALIYIZ

Nyenaira 20 Aralık 2015 11:12

Cevap: Hüzün Sübliminali
 
https://60.media.tumblr.com/54e7b682...6m7zo1_540.png

Nyenaira 20 Aralık 2015 11:13

Cevap: Hüzün Sübliminali
 
https://62.media.tumblr.com/302ebeab...32qxo1_540.png

Nyenaira 20 Aralık 2015 11:19

Cevap: Hüzün Sübliminali
 
Biliyor musunuz, ben hayatımda bir kere sevildim. Hem de kısacık bir zamanda, öyle çok sevildim ki… Okuldan çıkmış, yorgun bir halde metroya binmiştim, yanımda çizim çantam vardı. Bir şeye sinirlenmişim, neye sinirlendiğimi bile hatırlamıyorum ama yanımda bir arkadaşım vardı. Bir hışımla metrodan çıktım, hızlı hızlı merdivenlere yürüyorum. Sinirden gülüyorum ama, yanımdaki arkadaşımda sinirli. O sırada, sinirle yürüdüğüm için çizim çantam benden bağımsız birine çarptı, sonra da omzum. Öyle çok dikkat etmedim yüzüne ama “Pardon,” demişim çocuğa, hala da gülüyormuşum. Ertesi gün, metro çıkışının oradaki çardaklarda arkadaşlarımı bekliyordum. Yan çardağa başımı bir çevirdim, omuzuna çarptığım çocuk karşımda durmuş bana bakıyor. İnkar edemem, çocukta hoşuma gitmişti yani. Kıvırcık saçlı, esmer, gözlüklü bir tipti. Sadece bakışmakla yetindik o gün, sonra ben okula gittim. Sonra her sabah metronun orada karşılaşmaya başladık. Tabii ben heyecanlıyım, o bana bakıyor, ben de ona. Her sabah arkadaşlarımla sohbet eder, bir yandan ona bakardım. Sonra bir gün tek kalmıştım, kimse gelmemişti henüz. Bir baktım, çocuk yanıma doğru geliyor usul usul. Heyecandan kalbim ağzımda atıyor ama, halimi bir görseniz komik bir durumdayım. Adını söyledi, tanıştık, biraz konuştuk. Bana, benimle ilgili şeyleri söylerdi hep. “Köpeklerden çok korkuyorsun,” ve “Gitar çalmayı biliyorsun, bana da öğretir misin?” dediğini hatırlıyorum. Bunun gibi niceleri... Numaralarımızı verdik birbirimize, mesajlaşmaya başladık. Ama bende bir şeyler eksildi. Aslında eksilmedi, sadece onu beğeniyordum ancak bir süre sonra hiçbir şey hissetmediğimi fark ettim. Ancak onun bana bağlandığını da bal gibi biliyordum. Bir gün bana “Kitap yazıyorum, okumak ister misin?” yazdığını hatırlıyorum. Kabul ettim, buluştuk. Bana bir defter uzattı, sayfasını çevirdim, karşımda çarpık bir el yazısı. Neyse dedim, okumaya başladım. Bir baktım ki, kitap bizim tanıştığımız andan beri beni anlatıyor. Kitapta da kendisini Nazım diye tanıtmış. Okudum her şeyi, onun gözünden omzuna çarptığım, gülerek “Pardon,” dediğim anı, köpek görünce kaçarken ayağımı burktuğum anı, sabahları arkadaşlarla sohbet ederken saçmaladığım bazı kelimeler, gülerken çıkardığım garip sesler... Her şeyi, ama her şeyi yazmış o çarpık el yazısıyla. “Devam edeceğim yazmaya,” dedi bana. Arkadaşlarımda çok merak ediyordu O’nu, bu yüzden buluştuk hepimiz. Çimenlerin üzerinde otururken kulağıma eğilip, “Nazım sensiz yaşayamazmış,” deyiverdi. Sevmem gerekmez miydi? Belki aşık olmam ya da ne bileyim, en azından biraz olsun hoşlanmam gerekmez miydi? Ancak sevemedim, bir parça bile bir şey hissedemedim. Hatta durduk yere tiksindim ondan. Konuşmayı kestim, sürekli tersledim, arkadaşlarım çok kızıyordu bana bu yüzden. Ama lanet olsun ki, bir tek o kızmıyordu bana. Kızmadığı için daha da nefret ettim. İnsanın bazen birini sevmek için nedeni olmaz ya, sevmemek içinde nedeni olmuyormuş meğer. Herkes bu yaptıklarım için pişman olacağımı söyledi, kulaklarımı tıkadım tüm bunlara. Sonra bir gece uyuyacağım sırada telefonum çaldı, bir baktım ki O arıyor. İstemeye istemeye açtım. Bir baktım sarhoş, kelimeleri bile toparlayamıyor doğru düzgün. En sonunda, “Ben sana aşığım,” dedi. “Ben sana deli gibi aşığım, ne olur elimden tut.” Hiçbir şey söyleyemediğim ilk, sonrada sarhoş olduğunu ve söylediği hiçbir şeyi ciddiye almayacağımı söyledim. Umursamadım, telefonu kapattım. Üstelik o ağlarken kapattım o telefonu, huzurlu huzurlu uyudum. Ne yapayım, bende duygusuz bir insandım işte. Sonra O’nu bir süre hiç görmedim, sabahları yoktu, okul çıkışı yoktu, O artık Ankara’da yoktu. Haberi geldi, Antalya’ya gitmiş, artık orada yaşayacakmış. Hemde benim yüzümden gitmiş, öyle dediler. İnanmadım tabii, isteyerek gitmiştir, beni bahane ediyordur dedim. O gittikten bir kaç ay daha sonra aradı beni, “Kötüyüm,” dedi. “Kötüyüm, senin sesini duymak iyi gelir diye düşündüm. Eğer Ankara’ya dön dersen hiç düşünmem yarın gelirim, lütfen bana gel de,” dedi. Ama ben gel demedim. “Orada hayatını çiz, bizden bir şey olmaz,” dedim ve kapattım telefonu. Sonra aramadı, sormadı, kimse ondan haber getirmedi, tabii o güne kadar. Arkadaşı geldi yanıma, çökmüş bir halde bana bakıyordu. Ne dedi bana biliyor musunuz? İntihar etti dedi, benim yüzümden intihar etmiş. Dondum kaldım, inanmadım. Çantasından defteri çıkardı, daha önce okuduğum defteri uzattı bana. Beni suçladı, bana bağırdı ve ben sadece baktım kaldım. Onca şeye rağmen kendimi hala kötü hissedemiyordum çünkü hiçbir şey inandırıcı gelmiyordu. Eve gittim, açtım defteri. İçindeki her şeyi okudum, ben yokken neler hissettiğini, beni ne kadar çok sevdiğini, bana bir türlü kızamadığını, beni böyle kabullendiğini yazmış hep. Zaten defterin son elli sayfasından itibaren intihar düşünceleri varmış Nazım’ın, sadece benden bir işaret beklemiş. “Eğer gel derse döneceğim ve onu asla bırakmayacağım, ama gelme derse...” Burada bırakmış. Gerisi bomboştu. Hala inanmak istemiyordum, hala... Ama içimden bir his taştı, ağlama isteği değil ama sanki pişmanlık duygusu. Defteri yatağın üstüne attığımda son sayfa açılıverdi kendiliğinden. Bir baktım, kısacık bir not var. “Ne yazmaya, ne de sevmeye devam edemiyorum. Nazım O’nsuz ve yaşamaya devam edemiyor. Nazım bu savaşı kaybetti.” İlk kez o gece üzüldüm onun için. Çoğu kişi benden nefret etti bu duygusuzluğum yüzünden. Oysa ben bir tek O’nun nefret etmesini isterdim. Sonra araştırdım, nasıl intihar ettiğini öğrenmeye çalıştım. Zor da olsa bana defteri getiren kişiye ulaştım. Nasıl olduğunu sordum, “O zaten biliyordu,” dedi bana. “Senin onu hiçbir zaman sevmeyeceğini adı gibi biliyordu. Hastaydı zaten o, tedavi görüyordu, böyle yaşamaktan bunalmıştı. Senin aşkın tuttu onu ama sonradan onu kendinden ittin sen, onu uçurumdan ittin. O günden sonra bıraktı kendini tamamen, tedavi ile her şeyi bıraktı. Yavaş yavaş intihar etti o, O’nun katili sensin.” Biliyor musunuz, ilk kez o gün ağladım. Sevemediğim için birinin katili oldum ben. Her zaman çok seven insanların öykülerini dinledik, okuduk, herkese anlattık. Sevemeyen biri içinde aslında ne kadar acı bir şey olduğunu görmenizi istedim. Şimdi onu sürekli anıyorum, mezarına gidiyorum. Benim için yazdığı o defteri saklıyorum. Belki bitmedi, belki basılmadı, belki en çok okunanlar arasında yerini almadı ama benim kütüphanemin baş köşesinde duruyor. Hep de durmaya devam edecek.

Nyenaira 20 Aralık 2015 11:19

Cevap: Hüzün Sübliminali
 
https://61.media.tumblr.com/09c6b746...92awo1_540.jpg

Nyenaira 20 Aralık 2015 11:20

Cevap: Hüzün Sübliminali
 
Ağla kan kuyusu gözler
Bugünde kaybettiklerin için
Kimseyi düşünmeden sen Ağla
Yapmak istediğin bu olmasa bile
Elinden gelir ey gözlü kanlı kader
Alnında eğer böyle yazıldıysa eğer
Ağlamaktan başka çaren yok demektir..

Nyenaira 20 Aralık 2015 11:20

Cevap: Hüzün Sübliminali
 
Yıllar sonra seni bir sokakta, başka birinin yanında gördüğümde hatırlamayacak kadar unutmuş olmayı dilerim.
Başka türlüsü güç bizim için.

Nyenaira 20 Aralık 2015 11:20

Cevap: Hüzün Sübliminali
 
https://60.media.tumblr.com/00087e8a...nfcro1_500.jpg

Nyenaira 20 Aralık 2015 11:21

Cevap: Hüzün Sübliminali
 
https://60.media.tumblr.com/d9fc0be4...gjboo1_540.jpg

Nyenaira 20 Aralık 2015 11:22

Cevap: Hüzün Sübliminali
 
Bugün insan içine çıkmadım
Belki sokaklarım sana çıkar diye bekledim.

Nyenaira 20 Aralık 2015 11:24

Cevap: Hüzün Sübliminali
 
Benim kaybolan oyuncaklarım şimdi nerededir biliyor musunuz? Ben merak ederim her zaman. Ne ara gitti onlar, ne ara büyüdük? Akıl kârı değil büyümek, bence hiç olmayacak da. Zaman, bir suyun bardağa dökülüşü gibi geçer. Size bir okyanus teslim edilse "Artık bu senindir,okyanusuna sahip çık." Denilse; bu ne kadar önemlidir ki ?.. Bir şişeye doldurup evinize götüremezsiniz ki onu. Zaman da öyle bir şey. Bizim olduğunu söylüyorlar inanmayın.

Nyenaira 20 Aralık 2015 13:38

Cevap: Hüzün Sübliminali
 
https://62.media.tumblr.com/b54d235c...hcn8o1_540.jpg

Nyenaira 20 Aralık 2015 13:38

Cevap: Hüzün Sübliminali
 
Her şeyden herkesten uzaklaşmış bir insanım ben. Artık dokunmuyorum insanlara, hissetmiyorum ölü bedenlerini. Ağızlarından çıkanları işitmiyorum. Önceden yalan da olsa gülerdim bazı şeylere, artık gülmek bile gelmiyor içimden. Artık yoruldum ve tükendim. Kaç kez öldüm bilmiyorum, kaç kez öldürdüm insanları yüreğimde. Bir şehre yeni başlamak gibi bir şey bu. Tüm taraflarıyla tanımak istersin, tüm ayrıntılarıyla. Fakat insanlar, betonsu yapılar gibi, üzerime devriliyor. Tanıdıkça, kaybediyorum hepsini. Yakınımdayken yok oluyorlar. Kim ister böyle hissetmek? İnsanlardan nefret etmek? İnsan ne ister, insanca yaşamaktan başka?

Nyenaira 04 Mart 2017 15:40

Cevap: Hüzün Sübliminali
 
Hiçbirimiz olmak istediğimiz yerde değiliz şey gibi bu denizinden alınıp kovaya koyulan balık gibiyiz hepimiz.

Nyenaira 04 Mart 2017 15:41

Cevap: Hüzün Sübliminali
 
ses olsun diye televizyonu açmak gibi laçka sevdalarınız. sadece boşlukları doldurmuş olmak için seviyorsunuz.

Nyenaira 21 Mart 2017 01:33

Cevap: Hüzün Sübliminali
 
Emre Aydının “ama sen beni unutamazsın” dediği yerde beni nasıl unuttuğunu hatırlayıp vazgeçiyorum buda benim yenilmişliğim.

Nyenaira 21 Mart 2017 01:33

Cevap: Hüzün Sübliminali
 
Seni pek de sevmediğini, onu sevdiği insanlarla mutlu görünce anlamak.

Nyenaira 21 Mart 2017 01:33

Cevap: Hüzün Sübliminali
 
Görebilme ihtimalin varken yokluğuna katlanabilirsin ama bir daha hiç göremeyeceğini fark ettiğinde koskoca şehir kalbine dar gelir.

Nyenaira 21 Mart 2017 01:34

Cevap: Hüzün Sübliminali
 
http://68.media.tumblr.com/f6834575c...7k56o1_500.jpg

Nyenaira 21 Mart 2017 01:35

Cevap: Hüzün Sübliminali
 
Tamam belki kalkıp sana gelemem ama içimde yanından bir adım bile ayrılmayan bir şeylerin olduğunu bil.

Nyenaira 21 Mart 2017 01:35

Cevap: Hüzün Sübliminali
 
Aynı geceye yumduk gözlerimizi, aynı özleme kapattık yüreğimizi.
Buna rağmen, nasıl?

Nyenaira 21 Mart 2017 01:35

Cevap: Hüzün Sübliminali
 
Üstünü örttüğünüz birinin cenazesine katılmadan dünyayı anlayamazsınız.

Nyenaira 21 Mart 2017 01:36

Cevap: Hüzün Sübliminali
 
Bir süre sonra ölenlerin mezarlarına değil, gidenlerin sokaklarına karanfiller bırakıyorsun ama o bahar hiçbir zaman geri gelmiyor.

Nyenaira 21 Mart 2017 01:37

Cevap: Hüzün Sübliminali
 
Dişini tırnağına takarak çıktığını sandığın şey aslında kendi kuyunu kazman oluyor.
Sonrası karanlık.
Sonrası dipsiz bir kuyu.

Nyenaira 21 Mart 2017 01:37

Cevap: Hüzün Sübliminali
 
Söylenmemiş cümleleri dudaklarına bıraktım. Beni anlamazsan bile buna ağla.

Nyenaira 21 Mart 2017 01:37

Cevap: Hüzün Sübliminali
 
Umarım yaşattığınızı yaşarsınız. Ne eksik, ne fazla. Umarım ne yaşattıysanız aynısını yaşarsınız.

Nyenaira 21 Mart 2017 01:37

Cevap: Hüzün Sübliminali
 
Ölüler yaşayanlardan daha çok çiçek alır çünkü pişmanlık minnetten daha güçlüdür.

Nyenaira 21 Mart 2017 01:38

Cevap: Hüzün Sübliminali
 
http://68.media.tumblr.com/83666cc5f...s9ifo1_500.jpg

Nyenaira 21 Mart 2017 01:39

Cevap: Hüzün Sübliminali
 
Sigara içme demek kolay, canım bir yangının ortasında kalmış gibi yanarken bu acıyı nasıl dindireceğimi de söyle o zaman.

Nyenaira 21 Mart 2017 01:39

Cevap: Hüzün Sübliminali
 
Şimdi ben sırtımı dönüp gidiyorsam, daha iyi günlere değil.
Daha kötü gün görmemeye.

Nyenaira 21 Mart 2017 01:40

Cevap: Hüzün Sübliminali
 
http://68.media.tumblr.com/ee7297b5a...ood6o1_500.gif

Nyenaira 21 Mart 2017 01:40

Cevap: Hüzün Sübliminali
 
http://68.media.tumblr.com/320d8628f...7k56o1_500.jpg

Nyenaira 21 Mart 2017 01:40

Cevap: Hüzün Sübliminali
 
http://68.media.tumblr.com/613440057...9kkio1_500.jpg


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 08:23.
  • Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan
  • 1
  • 2

Powered by vBulletin® Version 3.8.9   Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.

Site kurucuları: Damla ve Meltem