![]() |
Kıyamete beş var kırk yerinde kırk mum yanan dünya serçe kadar ürkek görünenin altında duran şahin yüzün yavaş yavaş siyaha boyanmakta gece çınlamalarında gökyüzün duymuyor sağır kulaklar yağma meze sofralara, yeşilinin hırsla bileylenen bakışı çatlak dudaklarında, geçmeyen kış yaraları ırak can eriği mevsiminde kaldı, güzel masalların kaçak güreşir artık kurtla kuzu gürül gürül akan suyunun durmadan büyüyen suskunluğu hiçim / şaklamayan tek el tek ağaç / rüzgârı kendine yetmeyen yalnız / uzun yol boyu yokoluşun rüzgârı esdikçe hiç bitmeyen ateşi sürülüyor gözbebeklerime aydınlatmayan lâmbasında eskiler yürürken gözlerime çeker ipimi bu günün karanlığı sarar beni geceye içimi kemirir kıpırtısız çölü gitmeyen gece büyü(r) gözlerimde kulaklarımda ürpertili seferberlik türküleri yeşertemez / çoğaltamaz balkon çiçeklerim seni karşıda durmada sırat ölümün koynuna girmek bu bile bile yaban otlarına aşılı yüzlerden azaldıkça yüzüm karartılarla yabancı bakışımda saçak altından sürülür ahu-zarı içinde çaresiz ıslak bir kedi kıvrılır emrimde fare kapanına dağılmayan sisinde bir balıkçı feneri çözemez iplerini kendi içine gömülmüşlüğünde yakarışları kıyıda bekler güne yanaşıklığı kurşun askerlerim kımıldamaz yerinden nizâmı aslınla yaşamayan dünyâ dantelâ gibi işlenmiş mâbetlerinde taze çiçek bahçesinin rengine sürmekte hâlâ, kör yarasa uçuşu tek el yaramıyor suyu yok doğurganlığın kuma geldi üstüne gelincik gibi kırıldı boynun kana bulandın düşüyorsun ihtişamlı tahtından ki, korkmalı aldatılan kadından kıyamete beş var... |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 15:44. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.9 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.
Site kurucuları: Damla ve Meltem