Eğitime her yönü ile yetersiz mahalle mektebinde başlamıştır. Mahalle mektebine birkaç gün devam etmiş, buradan daha modern eğitim veren Şemsi Bey özel okuluna geçmiştir. Selanik Askerî Rüştiyesini ve Manastır Askerî İdadisini bitirmiştir. Manastır İmparatorluk Avrupa’sının en hareketli ve yıkılma odağında Üsküp, Edirne ve Selanik’e yollarla bağlı bir şehirdir. Manastır Askerî İdadisi, 1897 Türk-Yunan harbinin gün gün yaşandığı, günün sorunlarının düşünceleri ve davranışları şekillendirdiği, yıkıntıyı, bölünmeyi içlerinde duyan, sinirlenen, tartışan, her gün yeni bir şeyler öğrenen genç insanların, canlı ve sert bir disiplinin hâkim olduğu ortamdır. Türk-Yunan harbinde kazanılan askerî zaferlere rağmen sonuçta kaybedilmesi, genç dimağları çok meşgul etmiştir. Yunan harbi, bu tarihî imparatorluğun hâlâ ve her şeye rağmen kendisini koruyabildiğini göstermiştir. Atatürk, Manastır askerî İdadisinde Yanya, Üsküp, Selanik, İşkodra ve Manastır Askerî Rüştiyelerinden gelen arkadaşları ile eğitime başlamıştır. Yatılı askerî okullar 24 saat beraber yaşanılan, arkadaşlığın en üst noktaya çıktığı bir yuvadır. Özellikle Atatürk döneminde bu yuvalarda millî değerleri korumaya yönelik gelenekler, kahramanlığı, arkadaşlığı amaçlayan davranış özellikleri hâkimdir. 1898 yılında Manastır Askerî İdadisini bitirerek 1899 - 1902 yılları arasında (3 yıl) İstanbul harbiyesini, 1902-1905 yılları arasında (3 yıl) Erkân-ı Harbiye Mektebini (Harp Akademisi) tamamlamıştır. Selanik’teki “College des Frere de la Salle” de Fransızca kurslarına devam etmiştir. Harbiye ve Erkân-ı Harbiye mektebi zamanının en üst eğitimini veren kurumlarıdır. İmparatorluğun bütün sorunları bu kalplerde çarpmakta, kendilerini daima iyi hazırlamanın gereğine inanılarak öğrenme çabası göstermekte, büyük emeller besleyen, sorumluluğunun bilincinde genç insanlar yetişmektedir.

O tarihlerde bu dershanelerde ve bu sıralarda Türk milletinin ve Türk tarihinin altın bir kuşağı yetişmiştir. Bu altın kuşak, üç kıtaya egemen büyüklükten sonra zaman zaman gerçek değerlerinden örnekler veren, fakat esasta iki buçuk asır devam eden yenilgilerin baskısından kurtulmaya çalışan bir milletin öncüleri olmuştur. Balkan Harbini ilk görevlerinde yaşamışlar, İmparatorluğu yıkıntıdan kurtarmak için Libya’dan Sarıkamış’a, Yemen’den Çanakkale’ye ve Galiçya’ya kadar on dört cephede kan vermişlerdir. Aynı altın kuşak, İstiklâl Harbini yapmış, Cumhuriyeti kurmuş, geliştirmiş, genç demokrasimizin temellerini atmıştır. Şüphesiz ki bu altın kuşak da büyük fireler vermiştir. Fakat bütün bu büyük tarihî hizmetler aynı altın kuşağın içinden çıkanlarca gerçekleştirilmiştir. Bu altın kuşağın en büyüğü de, şüphesiz, Mustafa Kemal Atatürk’tür.

Harp Akademileri ile askerî eğitimini tamamlayan Atatürk, bütün önemli rütbelerinde harp tecrübesi kazanacağı bir dönem yaşamıştır.

Sağlam ve sistemli bir askerî eğitimden sonra muharebe ve harp tecrübeleri ve başarıları kendisini mesleğin en üst noktasına Mareşalliğe, Gaziliğe ulaştırmıştır.

Atatürk ırkların ve dinlerin çatıştığı, uluslararası ihtirasların düğümlendiği bir ortamda ve zamanda yetişmiştir. Çizdiği yol ve gösterdiği hedef ise insanları onura, mutluluğa ve barışa ulaştıran bir örnek olmuştur.

Onun gür ışığının aydınlığı her geçen gün yurtta ve dünyada yayılmaktadır.


Suat İlhan

Kaynak: ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ DERGİSİ, Sayı 5, Cilt: II, Mart 1986