Günün Sözü DamlaPenia.
Her şey neye layıksa ona dönüşür. -Mevlana
Etiket Listesi

  • Sayfa 2 Toplam 2 Sayfadan
  • 1
  • 2
Seçenekler
Seçenekler
Stil
Penia - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
25 Nisan 2015
Bulunduğu yer
Adana
Mesajlar
35.875
Seslenildi
2758 Mesaj
Etiketlendi
343 Konu
Ruh Hali
Sekercik

Standart Cevap: Materyalist ve Pagan bir Din

31 Mayıs 2017
11

Özellikle de son yıllarda ateist ve materyalist görüşe sahip çevreler New Age kültürünün propaganda çalışmalarına hız katmışlardır. Bunun için de kitle iletişim araçlarını çok yoğun olarak kullanmaktadırlar. Amaçları ise Batı toplumlarında çok büyük bir hız kazanan hak dinlere –özellikle de İslam dinine- yönelişin kendilerince önünü kesmekClick the image to open in full size. batıl dinlerinin kabul görmesini sağlamaktır. Söz konusu çevreler bu inanışları doğrudan batıl bir öğreti olarak insanlara sunmamaktaClick the image to open in full size. daha ziyade süslü reklamlarlaClick the image to open in full size. üstü kapalı ifadelerleClick the image to open in full size.bilinçaltına yönelik mesajlarla empoze etmeye çalışmaktadırlar. "Guru" adını verdikleri sahte ruhani liderlerle putperest inanışlarını ve sapkın felsefelerinin reklamını yapmaktaClick the image to open in full size.bu şekilde insanları kandırmayı hedeflemektedirler. Toplumun yakından tanıdığı kişiler de bu propaganda da önemli roller üstlenmektedirler. Örneğin bir dönemin popüler aktristlerinden Shirley MacLaineClick the image to open in full size. yazdığı kitaplar ve yaptığı televizyon programları ile sapkın New Age inanışlarınının en yoğun propagandacılarından biridir.


To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.
Penia - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
25 Nisan 2015
Bulunduğu yer
Adana
Mesajlar
35.875
Seslenildi
2758 Mesaj
Etiketlendi
343 Konu
Ruh Hali
Sekercik
Standart Cevap: Materyalist ve Pagan bir Din
31 Mayıs 2017
12
İnsanlara iç huzurunClick the image to open in full size. barışın ve mutluluğun yolu olarak sunulan meditasyonClick the image to open in full size. gerçekte çok büyük bir aldatmacadır. Çünkü meditasyonun özü "boşluğa konsantre olmak"tır. Boşluğa yoğunlaşmak ise insanı dinlendirmez ya da huzur vermez. Tam aksine büyük bir sıkıntı oluştururClick the image to open in full size. kasvetli ve huzursuz bir ruh hali meydana getirir. Beyin insan vücudunun tüm fonksiyonlarını düzenleyenClick the image to open in full size. çok etkili ve çok önemli bir organdır. Bu nedenle de insanın beynini boşaltması ve boşluğa yoğunlaşması gerçekte "beynini felç etmesi" anlamına gelir. Üstelik bu gibi uygulamalar insanın beyin fonksiyonlarının gerilemesiyle sonuçlanır. BuClick the image to open in full size. çok kapsamlı bir bilgisayarın tüm programlarının silinmesiClick the image to open in full size.işlevlerinin ortadan kaldırılması gibidir. Ancak tüm kainatı yoktan var edenClick the image to open in full size. sonsuz adaletiyle iyileri ödüllendiren ve kötüleri cezalandıran mutlak bir yaratıcının varlığına inanan bir insan gerçek iç huzuru bulabilir. Nitekim Rabbimiz Ra'd Suresi'nin 28. ayetinde "... kalpler yalnızca Allah'ın zikriyle mutmain olur." şeklinde buyurmaktadır.

Ateist ve materyalist çevrelerce çeşitli propaganda yöntemleriyle gündemde tutulmaya çalışılan New Age inanışlarıClick the image to open in full size. insanları Allah inancından uzaklaştırmaClick the image to open in full size. din ahlakının getirdiği ahlaki güzellikleri terk etme ve Allah'ın vahyi yerine batıl işlere yöneltme hedefini taşımaktadır. Örneğin yogaClick the image to open in full size. meditasyonClick the image to open in full size. şifacılıkClick the image to open in full size. biyoenerji tedavileriClick the image to open in full size. transandantal meditasyon gibi uygulamalar New Age inanışlarında çok büyük bir yer tutarlar. AstrolojiClick the image to open in full size.tarot kartlarıClick the image to open in full size. falcılıkClick the image to open in full size. medyumluk bu kültürünün önemli bir bölümünü oluştururlar. Bunun yanısıra karmaClick the image to open in full size. reenkarnasyonClick the image to open in full size. reikiClick the image to open in full size. feng shuiClick the image to open in full size. astral bedenClick the image to open in full size. kristallerin insanlar üzerinde farklı güçleri olduğuna inanmaClick the image to open in full size. beyaz ve kara büyüClick the image to open in full size. kehanetClick the image to open in full size. muska tarzı nesnelerle kötü ruhların kovulabileceğine inanmaClick the image to open in full size. şeytan çıkarmaClick the image to open in full size. telepati ve telekinezi gibi uygulamalar sapkın New Age inanışlarından sadece bazılarıdır. Günümüzde ise bu terimler materyalist çevrelerce yapılan propaganda çalışmaları nedeniyle sıkça duyulur hale gelmişlerdir. Bu sapkın inanışlardan bazıları şu şekildedir.

To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.
Penia - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
25 Nisan 2015
Bulunduğu yer
Adana
Mesajlar
35.875
Seslenildi
2758 Mesaj
Etiketlendi
343 Konu
Ruh Hali
Sekercik
Standart Cevap: Materyalist ve Pagan bir Din
31 Mayıs 2017
13
** New Age Hareketinde büyü ve sihir çok büyük bir yer kaplamaktadır. Uzak Doğu dinlerinin tüm büyü ritüelleri Şamanizm gibi büyü temelli batıl inanışları ve tarih boyunca süregelmiş her türlü okült inanış bu batıl dinle tekrar dünya gündemine getirilmiştir. Oysa fal büyü gibi inanışlar Allah'ın haram kıldığı çirkin ahlaksızlıklardır. Allah Maide Suresi'nde " Ey iman edenler içki kumar dikili taşlar ve fal okları ancak şeytanın işlerinden olan pisliklerdir. Öyleyse bun(lar)dan kaçının; umulur ki kurtuluşa erersiniz." (Maide Suresi 90) şeklinde buyurmaktadır. Hz. Musa'nın büyücülerle karşılaşmasının anlatıldığı ayetlerde ise "büyücüler kurtuluşa ermezler" (Yunus Suresi 77) ve "büyücü ise nereye varsa kurtulamaz" (Taha Suresi 69) şeklinde bildirilmektedir. Yani büyüyü bir kurtuluş huzur refah ya da başarı yolu olarak görenler çok büyük bir aldanış içindedirler. Çünkü Allah dilemedikçe hiçbir insanın bir diğeri için zarar ya da yarar dilemesi mümkün değildir. Allah Bakara Suresi'nde bu durumu şu şekilde haber verir:

... Fakat onlardan erkekle karısının arasını açan şeyi öğreniyorlardı. Oysa onunla Allah'ın izni olmadıkça hiç kimseye zarar veremezlerdi. Buna rağmen kendilerine zarar verecek ve yarar sağlamayacak şeyi öğreniyorlardı. Andolsun onlar bunu satın alanın ahiretten hiçbir payı olmadığını bildiler; kendi nefislerini karşılığında sattıkları şey ne kötü; bir bilselerdi. (Bakara Suresi 102)


New Age gibi hareketlere kapılan bazı insanlar çevrelerinde sivrilebilmek için medyumluk kahinlik gibi özelliklere sahip oldukları yalanına başvururlar. Fal tarot gibi aldatmacalar da insanları kandırmanın bir başka yoludur. Oysa hiçbir insanın kendi çabası ya da ruhlarla bağlantı kurmaya çalışması o kişiyi gaybe dair bir bilgiye ulaştırmaz. Allah gayb haberlerini ancak razı olduğu kullarına dilediği takdirde verir.

** Falcılık tarot kartları ruhlarla bağlantı kurarak gelecekten bilgi alma aldatmacasımedyumluk ve kehanette bulunma gibi batıl inanışlar New Age kültürünün önemli bir bölümünü oluştururlar. Zaten Guru ismini verdikleri kişiler de genelde ruhlarla bağlantı kurdukları medyumluk yaptıkları tarot kartları ile geleceği söyleyebilecekleri gibi yalanlara başvurarak insanları kandırmaya çalışan kimselerdir. Oysa gaybı da ve müşahade edilebileni de sadece Allah bilir. Neml Suresi'nde de bildirildiği gibi "... Göklerde ve yerde gaybı Allah'tan başka kimse bilmez... " (Neml Suresi 65) Allah Cin Suresi'nde ise şu şekilde buyurur:

O gaybı bilendir. Kendi gaybını (görülmez bilgi hazinesini) kimseye açık tutmaz (ona muttali kılmaz.) Ancak elçileri (peygamberleri) içinde razı olduğu (seçtikleri kimseler) başka. Çünkü O bunun önüne ve arkasına izleyici (gözetleyici)ler dizer. (Cin Suresi 26-27)

Ayetlerde de belirtildiği gibi Rabbimiz razı olduğu kullarına gayb bilgilerini vahyedebilir. Bunun dışında hiçbir insanın kendi çabası çalışması ruhlarla bağlantı kurmaya çalışması o kişiyi gaybe dair bir bilgiye ulaştırmaz. Oysa New Age gibi hareketlere kapılan bazı insanlar çevrelerinde dikkat çekebilmek sivrilebilmek için medyumluk kahinlik gibi özelliklere sahip oldukları yalanının arkasına saklanırlar. Bu yolla insanları kandırmayıonlardan saygı ve ilgi görebilmeyi maddi çıkar elde etmeyi umarlar.

İnsanların birkaç kağıt parçasına taşlara kristal kürelere bakarak geleceği söyleyebilmeleri Allah'ın dilemesi dışında mümkün değildir. Çünkü " Gaybın anahtarları O'nun Katında'dır O'ndan başka hiç kimse gaybı bilmez. Karada ve denizde olanların tümünü O bilir O bilmeksizin bir yaprak dahi düşmez; yerin karanlıklarındaki bir tane yaş ve kuru dışta olmamak üzere hepsi (ve herşey) apaçık bir kitaptadır." (Enam Suresi 59)

** Günümüzde New Age inanışları belli çevreler tarafından birer moda akımı haline getirilmeye çalışılmaktadır. Özellikle de kamuoyu tarafından tanınan kişiler kullanılarak bu sapkın uygulamaların benimsenmesi için süslü propaganda çalışmaları yapılmaktadır. Televizyon programlarında gazete ve dergilerde insana hiçbir yarar sağlamayacak batıl öğretilerinin reklamı yapılmakta ve bu telkinin etkisinde kalan bazı insanlar ise özenti içinde ve ne yaptıklarını dahi bilmeden aynı şeyleri uygulamaya başlamaktadırlar. Son zamanlarda kamuoyunu kaplayan "Reiki" modası da aynı aldatmacanın bir ürünüdür. Toplum içinde dikkat çekmek orijinal olup ilgi toplamak isteyen kişiler bu batıl öğretinin propagandasından etkilenmektedirler. Oysa reiki de diğer sapkın Uzak Doğu inanışları gibi büyük bir kandırmacadır.

Putperest bir toplum olan Japonlar reikinin evrendeki birçok enerjiden biri olduğuna inanır ve reikiyi "evrensel yaşam ve şifa enerjisi" olarak kabul ederler. Bazı kişilerin reiki enerjisine sahip olduğunu bununla insanlara sözde şifa verdiğini ve dilerlerse bu enerjiyi başkalarına verebildiklerini iddia ederler.158 Reiki enerjisine sahip olduğu yalanını ortaya atan kişi ellerini yukarıya açarak garip hareketler yapmaya başlar. Daha sonra bir başka kişiye –ya da hayvana- dokunarak ona enerji transferi yaptığını iddia eder. Oysa reikinin bir büyü dini olan Şamanizmdeki şeytan çıkarma ve şifa ritüellerinden hiçbir farkı yoktur. Şaman rahipleri de sahip olduğunu iddia ettikleri güçlerle insanlara şifa verdikleri yalanını ortaya atmakta sapkınca büyü ve muska gibi batıl yollara başvurmaktadırlar. Akıl ve mantık sahibi hiçbir insanın inanmayacağı bu saçma inanışlar çok büyük birer sahtekarlıktan ibarettirler. Çünkü hiçbir insanın Allah'ın dilemesi dışında bir insana şifa vermesi mümkün değildir. Şifayı veren Allah'tır. Allah dilediği takdirde "Şafi" sıfatı ile verdiği hastalığı ortadan kaldırır. Allah dilemedikçe tüm dünyanın doktorları en gelişmiş teknolojik aygıtlar keşfedilen en son ilaçlar ya da Uzak Doğu dinlerinin tüm batıl inanışları biraraya gelse yine de o kişinin hastalığının iyileşmesi imkansızdır. Kuran'da Hz. İbrahim'in samimi duası şu şekilde bildirilmektedir:

"Hastalandığım zaman bana şifa veren O'dur. (Şuara Suresi 80)


... O önlerindekini ve arkalarındakini bilir. (Onlar ise) Dilediği kadarının dışında O'nun ilminden hiçbir şeyi kavrayıp-kuşatamazlar. O'nun kürsüsü bütün gökleri ve yeri kaplayıp-kuşatmıştır...
(Bakara Suresi 255)

Dolayısıyla reiki gibi batıl inanışlar ancak bir kandırmacadan aldatmacadan ibarettir. İnsanın Allah'tan başka hiçbir dostu yardımcısı velisi yoktur. Allah'ın dışında hiçbir gücün insana bir zarar vermesi ya da bir yarar sağlaması mümkün değildir.


hematit (solda)
kuvars (sağda)
elmas (altta)

Hiçbir taş ya da mineral Allah'ın dilemesi dışında insanın başına gelecek bir kötülüğüsıkıntıyı ya da hastalığı engelleyemez. Bu batıl ve sapkın bir inanıştan başka birşey değildir. elmas

** New Age inanışındaki batıl uygulamalar saymakla bitirilmeyecek kadar fazladır. Taşların ve minerallerin çeşitli güçlere sahip olduğunu düşünmek de bu yanılgılardandır. Bu batıl inanışın takipçileri kuvars kristalinin tedavi ve büyü alanlarında çok etkili olduğunu kabul ederler. Hematit taşının karar verme gücü verdiğine elmasın bedeni temizleyerek negatif kuvvetleri yok ettiğine mercanın nazara iyi geldiğine inanırlar. Bunun gibi daha pek çok taşa ve minerale bu gibi saçma güçler atfederler. Oysa bu inanışların hepsi saçma ve batıl inanışlardır. Herhangi bir taşın ya da bir nesnenin bir insanı koruması ona güç vermesiolumsuzlukları ortadan kaldırması kesinlikle mümkün değildir. İnsan ne kadar uğraşırsa uğraşsın hangi yöntemlere sarılırsa sarılsın Allah'ın dilemesi dışında başına gelecek herhangi birşeyden korunamaz. İnsan için tek koruyucu Rahman olan Allah'tır. Kuran'da bu durum şöyle bildirilmiştir:

De ki: "Sizi karanın ve denizin karanlıklarından kim kurtarmaktadır ki siz (açıktan ve) gizliden gizliye ona yalvararak dua etmektesiniz: 'Andolsun bizi bundan kurtarırsangerçekten şükredenlerden oluruz'. De ki: "Ondan ve her türlü sıkıntıdan sizi Allah kurtarmaktadır. Sonra siz yine şirk koşmaktasınız." (Enam Suresi 63-64)

İnsan zorlukla karşılaştığında bunları ortadan kaldırmak için tabi ki önlemler almalıdır. Örneğin hastalanan bir insan doktora gidip söylenen tedavi yöntemlerini eksiksizce uygulamalı ilaçlarını almalıdır. Ancak önemli olan alınan bu tedbirlerin tek başlarına bir güçleri olmadığını bilip şifayı sadece Allah'tan beklemektir. Çünkü Allah'tan başka varlıkların taştan ve tahtadan yapılmış putların taşların ya da minerallerin insanı koruyabileceğini bir zararı giderebileceğini ya da güç verip fayda sağlayabileceğini düşünmek Allah'a açıkça şirk koşmaktır. Şirk ise kitabın başından bu yana birçok kez açıkladığımız gibi çok büyük bir günahtır. Dünyada Allah'tan başka koruyucu yardımcı ve veli bulamayacağını anlamazlıktan gelen O'nun her türlü yardımına rağmen nankörlükte ısrar edenler ahirette çok büyük bir pişmanlık yaşayacaklardır. Allah bu kişilerin durumunu Kuran'da şöyle bildirmektedir:

De ki: "Sizin şirk koştuklarınızdan ilk kez yaratacak sonra onu iade edecek olan var mı?" De ki: "Allah yaratmayı (ilkin) başlatır sonra onu iade eder. Öyleyse nasıl çevriliyorsunuz?" De ki: "Sizin şirk koştuklarınızdan hakka ulaştırabilecek var mı?" De ki: "Hakka ulaştıracak Allah'tır. Öyleyse hakka ulaştıran mı uyulmaya daha hak sahibidiryoksa doğru yola ulaştırılmadıkça kendisi hidayete ulaşmayan mı? Ne oluyor size? Nasıl hükmediyorsunuz?" (Yunus Suresi 34-35)

Putperest Çin İnanışlarından Gelen Yeni Bir Moda Akımı:
Feng Shui


Yukarıda garip objelerin insanları koruyabileceğini öne süren Feng Shui öğretisi büyük bir kandırmacadan ibarettir.

New Age inanışları içinde yer alan bir diğer batıl öğreti ise Feng Shui'dir. Sapkın Şaman inanışlarının bir uzantısı olan Feng Shui son zamanlarda belli çevrelerce propagandası yapılan batıl bir moda akımıdır. Bu öğreti ilgili sitelerde "doğanın güçlerini ve enerjisini yönlendirme" olarak tarif edilir. İnsanlar çok yüksek miktarlarda para vererek gittikleri Feng Shui kurslarında Çinlilere ait batıl bir geleneği öğrenirler. Bu gelenek "insanın yaşadığı yerlerin dekorasyonunu olumsuz enerjileri ortadan kaldırıp olumlu enerjileri artıracak şekilde yapması" olarak açıklanır. Bu eğitimin içinde nereye hangi muskanın asılacağı hangi tılsım ve taşların sözde faydalı olacağı öğretilir. Örneğin kapıya asılan Pa-kua adı verilen bir aynanın kapı ve binayı koruduğu kabul edilir. Kapıya asılan bereket kurbağası adı verilen bir küçük heykelin maddi zenginlik vereceğine inanılır. Feng Shui inanışlarında daha bunun gibi birçok muska tılsım gibi batıl inanışlar vardır bulunmaktadır.159 Oysa bu batıl inanışlar çok büyük birer aldatmacadır. İnsanı hiçbir taşın muskanın ya da başka bir eşyanın Allah'ın dilemesi dışında koruyabilmesi mümkün değildir. İnsanın tek koruyucusu velisi ve dostu alemlerin Rabbi olan sonsuz güç ve kudret sahibi olan Allah'tır.

İnsanların yoga meditasyon reiki gibi yöntemlere başvurmalarının nedenlerinden biri de yaşadıkları hayatın karmaşasından sıkıntılarından stresinden uzaklaşabilmek huzuru ve güveni bulmaktır. Nitekim bu gibi batıl uygulamaların reklamlarında da genelde "iç huzurruhsal denge iç barış..." gibi kavramları kullanmaktadırlar. İnsanlar da içinde yaşadıkları materyalist toplumdaki acımasız sevgisiz çatışmacı rekabeti ve bencilliği teşvik eden hayattan uzaklaşmak için bu batıl inanışları bir kurtuluş yolu olarak görme yanılgısına düşmektedirler. Oysa bu batıl inanışların insanlara iç huzuru ve ruhsal dengeyi sağlaması mümkün değildir. Tam aksine Uzak Doğu dinleri insanları taş ve tahtadan yapılmış putlardan yardım bekleyen büyü ve batıl ritüellerle sorunlarına çözüm bulabileceğini zanneden akıllı ve mantıklı hareket etme yeteneklerini kaybetmiş kimseler haline getirmektedir. Uzak Doğu felsefelerinin etkin olduğu toplumlardaki dini (pagan) topluluklarda bu psikolojik tahribatı umursuzluğu hayatın gerçeklerinden uzaklaşmış şizofrenik ruh halini görmek mümkündür.

Şu açık bir gerçektir ki insanların dünya üzerinde gerçek huzur ve mutluluğu bulmalarının her türlü kötülükten acımasızlıktan karamsarlıktan ve mutsuzluktan kurtulmalarının tek yolu Yaratıcımız olan Allah'a teslim olmak ve O'nun razı olacağı gibi bir hayat sürmektir. Allah bu durumu ayetlerde şu şekilde bildirir:

... Kim Benim hidayetime uyarsa artık o şaşırıp sapmaz ve mutsuz olmaz. Kim de Benim zikrimden yüz çevirirse artık onun için sıkıntılı bir geçim vardır..." (Taha Suresi 123-124)

Yerlerin ve göklerin tek sahibi olan Rabbimiz tüm insanların kurtuluş yolunun bir hidayet rehberi olarak indirdiği Kuran'a sarılmak olduğunu bildirmiştir. Allah İbrahim Suresi'nde "...Bu bir kitaptır ki Rabbinin izniyle insanları karanlıklardan nura O güçlü ve övgüye layık olanın yoluna çıkarman için sana indirdik." (İbrahim Suresi 1) şeklinde buyurmaktadır.

Allah'ın varlığını inkar veya gözardı edip kendilerine batıl yollar edinenler hem dünyada hem de ahirette çok büyük bir kayba uğrayacaklardır. Hayatları boyunca kendilerine hiçbir fayda vermeyen boş uğraşılar peşinde koşmalarının karşılığını mutlaka alacaklardır. Onlar kendilerini doğru yolda sanıp dünya hayatındaki batıl uğraşılarının kendilerini kurtuluşa erdireceğini zannederken aslında çok büyük bir yanılgı içinde yaşadıklarını fark edeceklerdir. Allah böyle insanların durumunu bir Kuran ayetinde şu örnekle bizlere haber verir:

Allah'ın dışında başka veliler edinenlerin örneği kendine ev edinen örümcek örneğine benzer. Gerçek şu ki evlerin en dayanıksız olanı örümcek evidir; bir bilselerdi. (Ankebut Suresi 41)


... Kim imanı tanımayıp küfre saparsa elbette onun yaptığı boşa çıkmıştır. O ahirette hüsrana uğrayanlardandır.
(Maide Suresi 5)

Ayette de belirtildiği gibi inkar yolunu seçenler kendi yollarının en doğru yol olduğunu zannederken aslında büyük bir aldanış içine girmişlerdir. Onların tüm yaptıkları boşa gidecek hesap gününde güvendikleri medet umdukları kendilerini koruyacağını sandıkları tüm ortaklarının muskalarının büyülerinin kendilerine bir fayda vermeyeceğini göreceklerdir. Allah ayetlerde şöyle bildirmektedir:

Melekleri görecekleri gün suçlu-günahkarlara bir müjde yoktur. Ve o gün (melekler onlara) derler ki: "(Size sevinçli haber) Yasaktır yasak." Onların yaptıkları her işin önüne geçtik böylece onu savurulmuş toz zerreleri kılıverdik. O gün cennet halkının kalacakları yer daha hayırlı dinlenecekleri yer çok daha güzeldir. (Furkan Suresi 22-24)

De ki: "Davranış (ameller) bakımından en çok hüsrana uğrayacak olanları size haber vereyim mi? Onların dünya hayatındaki bütün çabaları boşa gitmişken kendilerini gerçekte güzel iş yapmakta sanıyorlar." İşte onlar Rablerinin ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkar edenlerdir. Artık onların yapıp-ettikleri boşa çıkmıştır kıyamet gününde onlar için bir tartı tutmayacağız. (Kehf Suresi 103-105)

New Age Darwinizm ve Ateizm


19. yüzyılda Darwinizm'in en önde giden savunucularından Thomas H. Huxley

Daha önce de vurguladığımız gibi New Age benzeri batıl dinlerin Batılı toplumlarda bu kadar büyük ilgi görmelerinin ardında yatan nedenlerden biri de Uzak Doğu dinlerinin materyalist ateist ve putperest yapılarıdır. Batı toplumunun Hıristiyan-Yahudi kültüründen uzaklaşan materyalist unsurları Uzak Doğu kökenli her türlü inanışı onaylamaktadesteklemekte hatta propagandasını yapmaktadır.

Materyalist Batı kültüründe evrenin bir raslantı eseri olduğuna inanılır ve canlılığın nasıl var olduğu sorusuna Darwin'in evrim teorisiyle cevap verilir. Bu görüş insan ruhunun varlığını reddeder ve insanın gelişmiş bir hayvan türü olduğunu iddia eder. Ölümden sonra yaşamı ahiret hayatının varlığını cennet ve cehennemin varlığını kabul etmez. İşte her biri büyük bir yanılgı olan bu iddialar Uzak Doğu dinlerinin inanışları ile büyük bir uyum içindedir. Budizm Hinduizm başta olmak üzere Uzak Doğu dinlerinin çok büyük bir bölümü Allah'ın varlığını inkar eden canlılılığın kökeninin doğanın kendisi olduğunu kabul edenahiret cennet ve cehennem hayatının varlığını reddeden inanışlardır. İşte bu nedenle de materyalist Batı kültürünün savunucularından çoğu zaman büyük destek görmüşlerdir.

Evrim teorisinin önde gelen isimleri de 19. yüzyıldan bu yana Uzak Doğu felsefelerini her zaman desteklemişlerdir. Bu kişilerin başında Darwin'in en büyük destekçisi olarak kabul edilen Thomas H. Huxley gelir. Yaratılışı savunan din veya bilim adamlarıyla yaptığı tartışmalar Darwinizm'i savunan ateşli yazı ve nutukları Huxley'i 19. yüzyılın en ünlü Darwinisti olarak tarihe geçirmiştir. Huxley'nin Uzak Doğu dinlerine özellikle de Budizmeolan ilgisi ise o kadar iyi bilinmemektedir.


18. yüzyılda yaşamış olan ateist ve din karşıtı felsefeci David Hume

Hıristiyanlık ve Yahudilik gibi ilahi dinlerin temsilcileri ile şiddetle mücadele eden HuxleyBudizmi seküler Batı medeniyetine uygun bir inanç olarak görüyordu. Philosophy East and West dergisinde yayınlanan "Buddhism in Huxley's Evolution and Ethics" (Huxley'nin 'Evrim ve Ahlak'ında Budizm) başlıklı makalede bu konu işlenmektedir. Makalede Huxley'nin Evolution and Ethics (Evrim ve Ahlak) adlı kitabından Budizm hakkındaki şu tanımı aktarılmaktadır:

(Budizm) Batılı anlamda Tanrı tanımayan bir sistemdir; insanın bir ruhu olduğunu kabul etmez; ölümsüzlüğe inanmanın bir yanılgı olduğunu savunur hatta bunu ummayı günah sayar; duaya ve kurban ibadetine yer vermez; insanların kurtuluş için sadece kendi yaptıklarına güvenmesini ister... yine de Eski Dünya'nın kayda değer bir bölümünde harika bir hızla yayılmış yabancı inançlarla karışsa bile insanlığın küçümsenemez bir kısmının hakim inancı olmuştur.160

Huxley Budizme hayrandır ve bunun tek nedeni Budizmin aynen Huxley ve diğer Darwinistler gibi Allah inancına sahip olmamasıdır. "Buddhism in Huxley's Evolution and Ethics" makalesinin yazarı olan Hawai Üniversitesi öğretim üyesi Vijitha Rajapakse'ye göre Huxley'nin Budizme olan hayranlığında Budizm ile Eski Yunan'ın pagan ve ateist düşünürleri arasında gördüğü paralellik de rol oynamıştır:

Huxley'nin Budist düşünceyi Batılı fikirlerle ilişkilendirme konusundaki açık eğilimi... onun argümanının başka boyutlarında da örneklendirilmektedir. Budizmin gayrı-ilahi pozisyonunu Heraklitus'un bakış açısına benzetmiş ve dahası "Stoacılıkla Budizm arasında" pek çok paralelliğe işaret etmiştir.161


20. yüzyıl faşizminin ateist ideologlarından
Friedrich Nietzsche

Rajapakse sadece Huxley'nin değil 19. yüzyılın diğer bazı ateistlerinin (veya agnostiklerinin) de Budizme büyük hayranlık duyduklarını not etmektedir. Bu devirde Budizm ile materyalist Batı felsefesi arasında kurulan bir paralellik de David Hume'un fikirleri konusundadır. 18. yüzyılda yaşamış olan İskoç düşünür Hume ateist ve din karşıtı bir felsefecidir. Rajapakse; "İlginçtir ki Budizm ve Hume felsefesi arasındaki paralelliklerBudizm hakkında ilk yorum yapan kişiler tarafından bile doğru bir şekilde not edilmiştir" der ve şöyle devam eder:

Örneğin Rhys Davids belirtir ki "dıştan gelen bir ruha sahip olmama düşüncesi daimi ve değişmez bir acı çekme fikri gibi açılardan bizden sadece iki yüzyıl önce yaşamış olan Hume'dan iki bin dört yüz yıl önce aynı pozisyonu almıştır."162

Rajapakse'nin belirttiği gibi Victoria dönemi İngilteresi'nde (yani 19. yüzyılda) daha pek çok felsefeci Budizme ilgi duymuştu ve bunun nedeni de Budizmi o devrin yaygın felsefeleri olan ateizm ve Darwinizm'e uygun bulmalarıydı.

Aynı nedenle Budizme sıcak bakan bir diğer ateist ise Friedrich Nietzsche'ydi. Hıristiyanlığa karşı koyu bir nefret besleyen buna karşın putperest kültürünü ve putperest ahlakını savunan Nietzsche savunduğu görüşlerle 20. yüzyıl faşizminin ve özellikle de Nazizm'in fikri öncüsü oldu. İlahi dinlere olan bu nefreti kuşkusuz sadece bu dinlerin ahlaki prensiplerinden değil bundan da önemlisi Nietzsche'nin fanatik ateizminden de kaynaklanıyordu. Ancak Nietzsche'nin nefreti sadece ilahi dinlere karşıydıpagan dinlere değil. Aksine paganizmi övüyor ve yüceltiyordu. Özellikle de Budizmi... Eighteenth–Century Studies editörü yazar Jason DeBoer'in ifadesiyle " ilginçtir kitarihteki en militan ateistlerden biri olmasına karşın Nietzsche tamamen din karşıtı değildi... Diğer bazı dinlerin pek çok özelliğine saygı ve hayranlık duymuştu; bunlar paganizm ve hatta Budizm'di."163

İngiliz akademisyen David R. Loy ise Nietzsche hakkında yazdığı bir makalede aynı konuda şunları belirtir:


New Age Hareketi'nin kurucularından Darwinist paleontolog de Chardin

Nietzsche ve Budizmi karşılaştırmak neredeyse klasik bir iş haline gelmiştir ve bunun iyi bir gerekçesi vardır: Aralarında derin bir uyum görünmektedir. Morrison'un belirttiği gibipek çok ortak öğe paylaşmaktadırlar: Her ikisi de ilah olmayan bir evrende insanın merkeziliğini vurgulamakta ve hiçbiri varlık sorununun çözümü için getirdikleri çözümlerde dış bir varlığa dayanmamaktadır... Her ikisi de insanı daima değişen ve çok çeşitli olan psikofiziksel güçlerin akışı olarak görmekte ve bu akışta otonom ve değişmeyen bir varlığa (yani ruha) yer vermemektedir.164

Nietzsche'nin Budizm ile paylaştığı bu fikirler kuşkusuz büyük birer yanılgıdır. Bu yanılgıların çıkış nedeni ise insanın kibirinden ve cehaletinden başka bir şey değildir. Evreni ve doğayı akıl ve vicdan gözüyle inceleyen insan Allah'ın varlığının apaçık delillerini görecektir. Aynı gerçek çağımızdaki bilimsel bulgular tarafından da ortaya konmaktadır. Nietzsche gibi ateistlerin ortaya attığı fikir Big Bang ve İnsani İlke (Anthropic Principle) gibi bilimsel bulgularla yıkılmış bilim Allah'ın evreni yarattığına ve olağanüstü bir dengeyle düzenlediğine dair açık kanıtlar ortaya koymuştur. (Ateizmin Çöküşü hakkında detaylı bilgi için Bkz. İslam'ın Yükselişi Harun Yahya 2002 Kültür Yayıncılık) Darwin'in evrim teorisinin geçersizliğini ve "bilinçli tasarım"ın varlığını gösteren delilleryaratılışın doğruluğunu kanıtlamaktadır. Freud Marx Durkheim gibi 19. yüzyıl ateist düşünürlerinin fikirleri de yine bilimsel bulgular veya sosyal sonuçlarla birer birer yıkılmıştır.


Ruhsal evrim aldatmacasının savunucularından
Theodosius Dobzhansky

Ateist ve materyalist Batı kültürünün mimarları teorilerinin çöküşte olduğunu görmektebuna karşılık İlahi dinlere yönelişin artan hızını engellemek için çözümü pagan inançların körüklenmesinde bulmaktadırlar. İşte bu amaçla oluşturulan New Age akımı da materyalizme sahte bir "maneviyat" takviyesidir.

Peki materyalist Batı kültürü buna neden ihtiyaç duymaktadır? Batı dünyasının iki bin yıllık fikri gelişimini (ve dejenerasyonunu) inceleyen İngiliz yazarlar Michael Baigent Richard Leigh Henry Lincoln Batı dünyasının 20. yüzyılda bir "anlam krizi" içine düştüğünü belirtirler. Bir diğer deyişle Batılı toplumlara empoze edilen materyalist felsefe ve yaşam biçimi birçok insanı Allah'ın varlığı ve O'na ibadet gerçeğinden kopararak hayatlarını anlamsız hale getirmiştir. Baigent Leigh ve Lincoln'ün deyişiyle "Hayat herhangi bir anlamdan ve belirleyicilikten tümüyle kopmuş ve hiçbir somut hedefe matuf olmayan tesadüfi bir olgu haline gelmiştir".165

Bu anlam krizine bir taraftan da materyalist teorilerin bilimsel düzeydeki çöküşünün eklenmesi insanların ilahi dinlere yeniden yönelmelerine yol açmıştır. Bu nedenledir ki bugün Hıristiyan İslam ve Yahudi dünyasında din yükseliştedir; dine inananların ve dini uygulayanların oranı giderek artmakta dini kavram ve değerler toplum hayatında çok daha fazla yer almaktadır. (Özellikle İslam dini Batı dünyasının içinde yükselişini sürdürmektedir.)

İşte pagan bir inanış olan New Age de dinsizliğin "anlam krizi" içinde bocalayan insanlarına sahte bir kurtuluş ve çıkış yolu sunmak için körüklenmektedir. Tüm bunlar ateist ve materyalist dogmadan kopmak istemeyen buna rağmen kendilerine bir tür "maneviyat" arayan insanların kapıldıkları boş ve batıl öğretilerdir. Bu öğretilerin boş olduğunu anlamak içinse sadece biraz düşünmek onları akıl ve mantık süzgecinden geçirmek yeterlidir. Bu büyük tehlike karşısında iman sahiplerinin de yerine getirmeleri gereken çok önemli bir sorumlulukları vardır: Allah'ın mutlak varlığının ve din ahlakının tebliğ edilmesi. New Age ideologlarının yaptıkları yoğun propagandanın önünü kesmek için öncelikle yapılması gereken tüm insanlara Allah'ın sonsuz güç ve kudretinin anlatılması insanların iman etmeye davet edilmesidir. Eğer İslam ahlakı insanlara eksiksizce anlatılır tüm hayatını Rabbimiz'in bildirdiği şekilde yaşayan bir insanın sahip olacağı eşsiz nimetler ortaya konursa insanların sahte maneviyat takviyelerine ihtiyaçları olmayacaktır.


20. yüzyıl İngilteresi'nin tanınmış yazarlarından Aldous Huxley de Uzak Doğu dinlerine olan ilgisi ile dikkat çekmekteydi. New Age hareketinin öncülerinden Thomas Huxley'nin torunu olan Aldous Huxley'nin Brave New World Eyeless in Gaza Island gibi kitaplarında batıl Uzak Doğu felsefelerinden çok etkilendiği anlaşılıyordu. Materyalist ve ateist kimliğiyle tanınan Huxley'nin son kitabı Island Budist bir adada geçen bir ütopya üzerine kuruluydu.

New Age Hareketinin gelişmesinde ise bizzat evrim teorisyenleri rol oynamıştır. New Age takipçilerinin çoğu Theillard de Chardin'i ruhani liderleri olarak kabul etmektedirler. Theillard de Chardin evrim teorisinin tarihinde önemli yere sahip bir düşünür ve paleontologdur. Hatta Piltdown adamı gibi tarihin en büyük bilimsel sahtekarlıklarından biri sayılan büyük bir skandalın da ortaklarındandır.166 Onun Darwinizm'e ne kadar bağlı olduğunu anlamak içinse şu sözü yeterlidir:

Evrim bir teori bir sistem ya da bir hipoaaa midir? Hayır o bunların hepsinden öte bir şeydir. Evrim kendisinden kuşku duyulmayan yegane ilkedir ki tüm teoriler tüm sistemler tüm hipoaaaler ciddiye alınabilir ve doğru olabilmek için ona dayanmak zorundadırlar. Evrim tüm gerçekleri aydınlatan bir ışık tüm çizgilerin kendisinden çıkması gereken bir ana çizgidir. İşte evrim budur.167

Kendi sözünden de anlaşıldığı gibi Theillard de Chardin evrim teorisinin ateşli savunucularındandı. O fiziksel evrimin yanı sıra ruhsal evrimin de gerçekleştiğini iddia ediyordu. İnsanın zihinsel ve sosyal olarak evrimleştikten sonra sonuçta ruhsal bir mükemmelliğe ulaşacağını savunuyordu. Ulaşılacak bu aşamaya ise "Omega Noktası" adını vermişti.

New Age ideologları arasında Theilhard de Chardin dışında Julian Huxley ve Theodosius Dobzhansky gibi birçok evrimci de sayılmaktadır. Dobzhansky'nin "Evrimsel süreç insanı yükseltirken kozmozun tarihinde ilk ve tek kez kendi bilinci haline geldi." sözü günümüz New Age yorumcularının sıkça kullandıkları anlatımlardan biridir. Dobzhansky'nin ölümünden sonraki bir methiyede genetikçi Francisco Ayala şöyle demiştir:


Çarpık New Age inanışları yeryüzündeki tüm adaletsizlikleri cinayetleri işkenceleri masum göstermeye çalışır. Tüm dünyayı büyük bir kaosa sürüklemek anlamına gelen bu sapkın anlayış büyük bir yanılgıdır. İnsan Allah'a karşı sorumludur. Hayatı boyunca yaptığı her hareket aldığı her karar işlediği her suç ve söylediği her söz için Allah'a hesap verecektir.

Dobzhansky Allah'ın varlığı gibi geleneksel dinin temel inançlarını görünürde kabul etmese de dindar bir kişiydi... Dobzhansky insanda biyolojik evrimin kendi kendinin farkına varma ve kültür alanında üstün geldiği görüşünü savunmaktaydı. İnsanoğlunun en sonunda uyum ve yaratıcılığın en yüksek seviyelerine evrimleşeceğine inanmaktaydı.168

Buraya kadar olan anlatımlarda da görüldüğü gibi New Age tamamen dünya hayatını ve insanı temel alan bir akımdır. Allah inancını reddederken insanı sözde ilahlaştırır (Allah'ı tenzih ederiz) ve kutsal özelliklere sahip bir varlık olarak kabul eder. Nitekim bu akımın ünlü savunucularından kabul edilen bir dönemlerin ünlü şarkıcı ve aktrislerinden Shirley MacLaine bir yazısında: 'Kimseye ya da hiçbir şeye değil yalnızca kendinize tapabilirsinizçünkü ilah sizsiniz"169 derken (Allah'ı tenzih ederiz) New Age'in sapkın inanışlarını da ortaya koymaktadır.

Öncelikli hedefi insanları Allah inancından uzaklaştırmak ve ateist bir toplum meydana getirmek olan New Age ideologlarına göre insan kendinin rehberi ve yargıcıdır. Bu sapkın inanışa göre meditasyon yoga reiki ruhlarla bağlantı kurma kristal gibi taşların yardımıyla sözde mükemmelliğe ulaşacaktır. Hatta aynı inanış bu kimseleri çok daha sapkın bir noktaya kadar sürüklemektedir. Bu yanılgı sözde ilah konumuna sahip olan insan için "doğru - yanlış" "günah - sevap" diye kavramların olmamasıdır. Yani New Age inanışına göre insanın yaptığı herşey doğrudur. Michigan Üniversitesinin Teoloji bölümünden Prof. H. Wayne House bir makalesinde çarpık New Age inanışına göre sözde ilah kabul edilen kişinin bir diğer kişiyi yargılayamayacağına doğru ve yanlış diye bir kavram olamayacağına dikkat çeker.170 Bu çarpık mantığa göre dünya üzerindeki tüm cinayetlerin işkencelerin soygunların yağmaların zulümlerin adaletsizliklerin de "yargılanamaz" sayılması gerekmektedir. Oysa bu iddiayı ortaya atanlar yanılmaktadırlar. Çünkü insan başıboş ve sorumsuz değildir. Onu yaratan her anını gözleyen tüm düşüncelerini bilen ve öldükten sonra onu sorgulayarak yaptığı herşeyin karşılığını verecek olan bir Yaratıcımız vardır. Ve Yaratıcımız olan Allah insanı hayvanlardan farklı olarak bir ruh akılirade muhakeme ve yargı yeteneği ile yaratmıştır. Yani bir insan içinde her türlü eyleme karşı bir istek veya dürtü duysa dahi sahip olduğu bu özelliklerle onu engelleme gücüne sahip olarak yaratılmıştır. Örneğin bir olay karşısında şiddetle öfkelenen iradesi zayıf bir insan kendini ve karşısındaki insanı hayvan gibi görürse ona hiç düşünmeden zarar verebilir acımasızca davranabilir. Karşısındakinin küçük bir çocuk savunmasız bir insan olması hiç fark etmez. Ancak Allah'ın kendisine verdiği ruhu taşıdığını bilen akıl ve vicdan sahibi insan her türlü durumda öfkesine hakim olur. Muhakemesi yargısı vicdanı her an açık olur. Allah'a hesabını veremeyeceği en küçük bir harekette bulunmamak için gayret gösterir. Bunun aksini yapanlar ise bir suç işlemektedirler. Yanlış ve günah olanı seçmelerinin nedeni Allah'a iman etmemeleri yaptıklarından dolayı Allah'a hesap vermeyeceklerini zannetmeleri ve bu nedenle sakınmamalarıdır. Çünkü Allah bir ayetinde insanlara hem kötülüğün hem de kötülüklerden sakınmanın ilham edildiğini bildirir. (Şems Suresi 7-10). Dolayısıyla insan doğru ve yanlışı bilmekte vicdanının sesini dinlemediği için yanlış olanı seçmektedir. Her insan Allah'ın kendisine bahşettiği ruhu taşır ve kendisini yoktan var eden Yaratıcımıza karşı sorumludur. Ayetlerde şu şekilde bildirilir:

Ki O yarattığı herşeyi en güzel yapan ve insanı yaratmaya bir çamurdan başlayandır. Sonra onun soyunu bir özden (sülale'den) basbayağı bir sudan yapmıştır. Sonra onu 'düzeltip bir biçime soktu' ve ona Ruhundan üfledi. Sizin için de kulak gözler ve gönüller var etti. Ne az şükrediyorsunuz? (Secde Suresi 7-9)


İnsan 'kendi başına ve sorumsuz' bırakılacağını mı sanıyor?
(Kıyamet Suresi 36)

Allah Kuran'da kendisini başıboş zannedenlere yaratılışlarını ve ölümden sonra tekrar dirileceklerini şöyle hatırlatır:

İnsan 'kendi başına ve sorumsuz' bırakılacağını mı sanıyor?

Kendisi akıtılan meniden bir damla su değil miydi?

Sonra bir alak (embriyo) oldu derken (Allah onu) yarattı ve bir 'düzen içinde biçim verdi.'

Böylece ondan erkek ve dişi olmak üzere çift kıldı.

(Öyleyse Allah) Ölüleri diriltmeye güç yetiren değil midir? (Kıyamet Suresi 36-40)


Amerikalı materyalist felsefeci John Dewey

New Age'in temelini oluşturan ve insanı tüm kainatın temeline koyan söz konusu çarpık inanış Darwinistlerin de temel argümanlarından birini oluşturmaktadır. Darwin'in en önde gelen savunucularï¢*ndan biri olan Julian Huxley'nin kurduğu "evrimsel hümanizm" benzer bir anlayışa sahipti. Bu dinin amacı "yeryüzündeki evrimsel sürecin maksimum sonuca varmasını sağlamak" olacaktı. Bu yalnï¢*zca güçlü organizmaların daha çok yaşamasına ve daha çok üremelerine çalışmakla sınırlı değildi. Ayrıca insanoğlunun "kendinden kaynaklanan yetenekleri"nin "en üst düzeyde gerçekleştirilmesi" öngörülüyordu. Bir başka deyişle insanoğlunun bugün içinde bulunduğu fiziksel ve zihinsel aşamadan "daha ileri aşamalara" sï¢*çramasï¢* için çaba gösterilecekti. "Hümanizm" teriminin tam tarifi iseHuxley tarafï¢*ndan şöyle yapılıyordu:

Ben "hümanist" kelimesini kullanırken insanın aynı bir bitki ya da hayvan gibi doğal bir varlık olduğunu kastediyorum. Yani insanın bedeni zihni ve ruhu doğaüstü bir güç tarafından yaratılmamış aksine evrim süreci sonunda oluşmuştur. Dolayısıyla insanherhangi bir doğaüstü gücün kontrolü ya da yol göstericiliğine değil sadece kendi varlığına ve kendi gücüne inanmalıdır.171

Julian Huxley bir diğer sözünde ise evrimsel hümanizmanın inançlarını şu şekilde sayıyordu:

Evrimsel hümanizma dininin inançları doğaüstü anlamdaki vahye dayalı değildir. Fakat bilim ve ilmin bize insan ve evren hakkında bildirdiklerine dayalıdır. Bir hümanist bütün güveniyle insanın doğaya yabancı olmadığına tam aksine doğanın bir parçası olduğuna inanmaktadır... Kendi kaderi yeryüzündeki evrimin gelecek akışını mükemmel şekilde tamamlamaya toplumun gereksinmelerini karşılamaya önderlik etmesidir."172


Materyalist felsefeci Dewey'nin ortaya attığı Dini Hümanizma akımının büyük bir aldatmaca olduğu zaten açık bir gerçekti. Ancak II. Dünya Savaşı'nda hayatını yitiren 50 milyon insan bu gerçeği bir kez daha teyid etti.

Oysa Julian Huxley'nin kurduğu bu yapay akım hiçbir temele dayanmayan çok büyük yanılgıdır. Çünkü dünyadaki kusursuz tasarımın tek sahibi alemlerin Rabbi olan Allah'tır. Darwinistlerin kendilerince kutsallaştırdıkları insan da Allah'ın yoktan var ettiği O'na muhtaç aciz bir varlıktır. Nitekim Kuran'da yeryüzündeki yaşamın Allah'ın bir mucizesi olduğu haber verilmektedir:

Yere (gelince) onu döşeyip-yaydık onda sarsılmaz-dağlar bıraktık ve onda herşeyden ölçüsü belirlenmiş ürünler bitirdik.

Ve orda sizler için ve kendisine rızık vericiler olmadığınız kimseler (varlıklar ve canlılar) için geçimlikler kıldık.

Hiçbir şey yoktur ki hazineleri Bizim katımızda olmasın; ancak onu belirlenmiş bir miktar olarak indiririz.

Ve aşılayıcılar olarak rüzgarları gönderdik böylece gökten su indirdik de sizleri suladık. Oysa siz onun hazine-koruyucuları değilsiniz.

Şüphesiz Biz gerçekten Biz yaşatır ve öldürürüz ve varis olanlar Biziz. (Hicr Suresi 19-23)

Huxley'nin ortaya attığı ve insanoğlunun "kutsal" amacï¢*nï¢*n kendi evrimini hızlandırmak olduğunu öne süren bu düşünceler John Dewey adlı Amerikalı filozofu derinden etkiledi. Dewey bu çizgiyi geliştirerek 1933 yılında "Dini Hümanizm" akımını başlattı ve ünlü Hümanist Manifesto'yu yayınladı. Manifesto'da vurgulanan temel düşünce ilahi dinlerin ortadan kaldırılmasının zamanının artık geldiği ve bunların yerine insanoğlunun bilimsel ilerleme ve sosyal iş birliğine dayalï¢* yeni bir çağa girmek üzere olduğuydu.

II. Dünya Savaşı'nda "bilimsel ilerleme" (!) sonucunda öldürülen 50 milyon insan Hümanist Manifesto'da öngörülen optimizmi derinden sarstï¢*. Benzeri darbelerin ardï¢*ndan Dewey'in yolunu izleyenler onun görüşlerini az da olsa revize etmek zorunda kaldï¢*lar ve 1973 yılında II. Hümanist Manifesto'yu yayï¢*nladï¢*lar. Bu mesajda "bilimin bazen insanlï¢*ğa zarar da verebileceği" kabul ediliyor ama yine de temel düşünceden vazgeçilmiyordu. Bu bilimsel temele dayanmayan içi boş iddiaya göre insan artık kendi evrimini yönetebilirdi ve bunu da bilimle yapacaktı. Şöyle deniyordu:

Bilimi akıllıca kullanarak içinde yaşadığımız çevreyi kontrol edebiliriz fakirliği yenebilirhastalï¢*kları ortadan kaldırabilir yaşam süremizi uzatabilir davranışlarımızı belirgin bir biçimde değiştirebiliriz. Böylece insanoğlunun evrim sürecini yönlendirebilir yeni güç kaynakları oluşturabilir ve insanlığın daha özgür ve anlamlı bir yaşama kavuşması için gerekli fï¢*rsatları yaratabiliriz.173

Aslï¢*nda her evrimci tarafï¢*ndan bilinçli ya da bilinçsiz olarak benimsenen bu fikirler"evrim dini"nin temel inanışlarını ortaya koymaktadır. Önce hayali bir evrim süreci kurgulanmakta ve bu sürecin herşeyi var eden "yaratıcı" olduğu varsayılmakta sonra bu sürecin insanï¢* kurtuluşa ulaştï¢*racağıı düşünülmekte ve en sonunda insanoğlunun "kutsal" amacının da bu sürece hizmet etmek olduğuna inanılmaktadır. Kısacası evrimhem yaratıcı hem kurtarıcı hem de kutsal bir amaç olarak kabul edilmektedir. Bir başka deyişle kendisine tapï¢*nï¢*lan bir ilahtır. (Allah'ı tenzih ederiz) Oysa Darwinistlerin iddiasının büyük bir aldatmaca olduğu 20. yüzyılda bilim dünyasında yaşanan gelişmelerle pekişti. Son yıllarda mikrobiyoloji biyokimya anatomi gibi bilim dallarında kaydedilen gelişmeler ve elde edilen veriler evrimcilerin teorilerinin geçersizliğini gösterirkencanlılığın bilinçli bir tasarımın eseri olduğu gerçeğini koydu. Bilimsel ilerleme ile insanın evriminin hızlanacağı ya da ilahi dinlere gerek kalmayacağı yönündeki iddianın büyük bir aldatmaca olduğu tüm delilleriyle ortaya çıktı. Çünkü bilim yaratılışı tasdik eder ve insanların Allah'ın varlığının açık delillerini görmelerine vesile olur.

Fort Worth Teksas Southwestern Baptist Teolojik İlahiyat Fakültesinde fahri profesör olan John Newport yeni basılan kitabı The Worldview Crisis and the New Age Movement (Dünya Görüşü Krizi ve New Age Hareketi) adlı kitabında New Age inancının temel inanışlarından birinin "insanın kendi çabaları ile artan üst ruhani durumlar elde edebileceği" fikri olduğuna dikkat çekmiştir. Newport bunu şöyle açıklamaktadır:

Tümü aynı fikre dayanıyor: "bizim ilahi olabileceğimiz bir kurtarıcıya ihtiyacımızın olmaması Hıristiyanlıkta bulunan temel inanışlara ihtiyacımız olmadığı...174

Bu konudaki bir yorumda New Age Hareketinin savunucuları arasında da sayılan ünlü evrimci Jeremy Rifkin'den gelmektedir. Rifkin Algeny isimli kitabında şu yorumda bulunur:

Evrim uzun zamandır bilinçsiz bir olay olarak görülmüyor hatta tam tersi... Biz uzun zamandır kendimizi bir başkasının evinde bir misafir gibi görmüyoruz. Daha önceden beri var olan kozmik kurallara uymak için davranışlarımızı düzeltmiyoruz. Bu artık bir yaratışımızdır. Kuralları biz yapıyoruz. Gerçekliğin parametrelerini biz oluştururuz. Dünyayı biz meydana getiririz. Çünkü biz uzun zamandır kendimizi dış güçlere bağımlı görmüyoruz. Uzun zamandır davranışlarımızı haklı göstermemiz gerekmiyor çünkü evrenin mimarları bizleriz. Kendimizin dışında hiçbir şeye sorumlu değiliz. Çünkü biz krallığız kuvvetiz ve sürekli olarak galip olanlar bizleriz.175


Ey insanlar siz Allah'a (karşı fakir olan) muhtaçlarsınız; Allah ise Ğaniy (hiçbir şeye ihtiyacı olmayan)dır Hamid (övülmeye layık)tır.
(Fatır Suresi 15)

Rifkin'in bu sözleri Darwinistlerin New Age Hareketi ile neden bu kadar yakın olduklarını da ortaya koymaktadır. Asırlardır Allah'ın mutlak varlığını inkar edip kainatın var oluşunu tesadüflere bağlayan materyalist hayat görüşü insanı hayatın merkezine koyan New Age Hareketi ile aynı taraftadır. Oysa daha önce de vurguladığımız gibi insan Allah'ın yoktan var ettiği aciz Rabbimiz'e muhtaç bir varlıktır. Tüm kainatı yaşadığımız dünyayı yaşam için son derece elverişli olarak yaratılan bu gezegenin üzerindeki tüm canlıları Rabbimiz eşsiz mükemmellikte kusursuz bir tasarımla var etmiştir. Dünya üzerinde var olan tüm canlılarda hayranlık uyandırıcı bir yaratılış gözlemlenmektedir. Her canlı kendisi için en uygun ortamda uygun bir vücut yapısıyla yaşam sürmektedir. Kainattaki varlıklara ait olan her detayda Rabbimiz'in kusursuz sanatını görmek mümkündür. Allah yarattığı sistemin kusursuzluğunu Mülk Suresi'nde şöyle haber vermiştir:

O biri diğeriyle 'tam bir uyum' (mutabakat) içinde yedi gök yaratmış olandır. Rahman (olan Allah)ın yaratmasında hiçbir 'çelişki ve uygunsuzluk' (tefavüt) göremezsin. İşte gözü(nü) çevirip-gezdir; herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görüyor musun? Sonra gözünü iki kere daha çevirip-gezdir; o göz (uyumsuzluk bulmaktan) umudunu kesmiş bir halde bitkin olarak sana dönecektir. (Mülk Suresi 3-4)

Bu konuyla ilgili diğer ayetler şu şekildedir:

De ki: "O gökleri ve yeri yaratırken ve O (hep) besleyen (hiç) beslenmezken ben Allah'tan başkasını mı veli edineceğim?" De ki: "Bana gerçekten Müslüman olanların ilki olmam emredildi ve: Sakın müşriklerden olma." (denildi.) (Enam Suresi 14)

Resulleri dedi ki: "Allah hakkında mı şüphe (ediyorsunuz)? O gökleri ve yeri yaratandır; O sizi günahlarınızı bağışlamak için davet etmekte ve sizi adı konulmuş bir süreye kadar erteliyor." Dediler ki: "Siz bizim benzerimiz olan birer beşerden başkası değilsiniz. Siz bizi babalarımızın taptıklarından çevirip-engellemek istiyorsunuz öyleyse bize apaçık bir delil getirin." (İbrahim Suresi 10)

İnsanı ilahlaştıran güç ve kudret sahibi bir varlık olarak kabul eden insanlar gerçekte ne kadar aciz olduklarını görmezden gelmektedirler. Gözle görülmeyecek kadar küçük olan bir virüs karşısında dahi çaresiz kalan vücudunda kusursuzca işleyen sistemlere en ufak bir müdahalede dahi bulunamayan Allah'ın yazdığı eceli bir saniye dahi değiştiremeyen bir insanın ilahlık iddiasında bulunması akıl ve mantıkla çelişen büyük bir sapkınlıktır. Her insan Allah'ın "ol" demesiyle var olmuştur. Dünya hayatında Rabbimiz her insanı denemeden geçirmektedir ve tüm yaptıklarıyla mutlaka hesaba çekecektir.

Kuran'da Hz. Hud'un kavminin de Allah'a iman etmemekte direnen kendi ilahlarına ibadette kararlı olan müşrik bir kavim olduğu haber verilir. Ayetlerde Hz.Hud'un inkarcı topluluğa şu hatırlatmalarda bulunduğu bildirilir:

Ben gerçekten benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olan Allah'a tevekkül ettim. O'nunalnından yakalayıp-denetlemediği hiçbir canlı yoktur. Muhakkak benim Rabbim dosdoğru bir yol üzerinedir) (Hud Suresi 56)

Harun Yahya

To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.
Penia - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
25 Nisan 2015
Bulunduğu yer
Adana
Mesajlar
35.875
Seslenildi
2758 Mesaj
Etiketlendi
343 Konu
Ruh Hali
Sekercik
Standart Cevap: Materyalist ve Pagan bir Din
31 Mayıs 2017
14
Ne anlamsız dinler bunlar

To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.
  • Sayfa 2 Toplam 2 Sayfadan
  • 1
  • 2
Konuyu 1 kişi okuyor. (0 üye ve 1 ziyaretçi)