Günün Sözü DamlaPenia.
Her şey neye layıksa ona dönüşür. -Mevlana
Etiket Listesi

Like Tree21Beğeniler
  • Sayfa 2 Toplam 2 Sayfadan
  • 1
  • 2
Seçenekler
Seçenekler
Stil
Blackheart - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
12 Ekim 2019
Bulunduğu yer
İstanbul
Mesajlar
440
Seslenildi
47 Mesaj
Etiketlendi
10 Konu

Standart Cevap: Haçlı Kılıç

11 Ağustos 2020
11

Merhabalar @Türkolog Hocam, değerli bilgilerinizi paylaştığınız için teşekkür ederim.
Bahsettiğiniz üzere arap kabileleri ve devletleri orta çağda iki büyük imparatorluktan ( Sasani ve Roma ) oldukça etkilenmiştir ve bu etki arap yarımadasında ileri derecede görülmüştür.
Fakat, bu etkinin sadece devlet yönetimi , kültür etkileşimi veya devlet düzeni gibi konularla sınırlı kalmadığını düşünüyorum. Kılıçlarda hac işareti bulunmasını, paralarda hac sembolleri kullanılmasını oldukça derin nedenlere bağlıyorum.

Örneğin sahih sayılan hadislerden birini de bu konuda paylaşmak yararlı olabilir diye düşünüyorum. Söz konusu hadis kütüb-i sitte isimli önemli hadis kitaplarından birinde geçiyor :



Kaynak : https://sunnah.com/urn/1278150

Türkçesi :
''Allah'ın elçisi bir gün aramıza dar kollu Roma cübbesi ile geldi. Bunu giymiş halde bize namaz kıldırdı, başka bir şey giymiyordu.''

Türkolog bunu beğendi.
Türkolog - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Madem ki erler gibi yürüyor, ayaklarının çevikliğine güveniyorsun. Bunun şükür ifadesi olarak ağır ağır gidenlere katlanman gerekmez mi?
Üyelik tarihi
21 Şubat 2017
Bulunduğu yer
İstanbul
Yaş
32
Mesajlar
5.835
Seslenildi
721 Mesaj
Etiketlendi
80 Konu
Ruh Hali
Arastirmaci
Standart Cevap: Haçlı Kılıç
11 Ağustos 2020
12
Damla Nickli Üyeden Alıntı
Merhaba,
sağlık sorunlarım yüzünden geç yazabildim sevgili @Türkolog hocam, affola.

Şimdi, Fetö'nün merkez üssü konumundaki, 1997 - 2002yılları arasın da Sakarya Üniversitesi İlahiyat Faküldesi dekan yardımcılığı, 2006 - 2021 yılları arasın da dekanlık görevinde bulundu Ali Erbaş. Kitapta anlatıldığı kadar, FETÖ'nün merkez komite üyelerinden Prof. Dr. Suat Yıldırım'la birlikte Kültürler arası diyalog platformu üyeliği yaptı.
Barış Pehlivan,Barış Terkoğlu'un kaleme aldığı Metastaz kitabı okumanızı tavsiye ederim.
Şunu da söylemek isterim. Bu Üniversitesi'de Adil Öksüz ve Suat Yıldırım sayesin de Doktor unvanı da almıştı.

Ayasofya Camii 86 yıl sonra ibadete açılıyor.
-Diyanet işleri başkanı, Hutbe'ye neden kılıçla çıkar.? Elin de bizans kılıcı ile ibadete neden açar.?
-Müslümanlık hoşgörü dinidir, savaş aletinin minberde yeri olmamalı öyle değil mi.?
-Vermek istediği mesaj nedir hocam.?

Peygamberimiz kılıçla hiçbir zaman hutbe okumamıştır.



Demişsiniz, Ali Erbaş Hutbe'de Mustafa Kemal Atatürk'e lanet okuyabiliyor.? Öyleyse, neden orada ve kimden izin alıyor.?
Geçmiş olsun hocam,

Bence hutbeye kılıçla çıkmanın tek maksadı siyasal İslam'ın bir zafer kazandığını ve muhafazakar cenahın amacına ulaştığını göstermek hocam başka bir şey değil. Ali Erbaş oraya çıktığı anda hoşgörü dini, Bizans kılıcı taşıdı düşünceleri unutulur. Orada bulunan herkesin amacı ve düşüncesi siyasal İslam'ın sosyal demokrat cenaha karşı üstünlük elde ettiği kanısıdır. Yani kimse orada kılıcın üstünde haç var, Atatürk'e lanet okuyor diye düşünmez. Sonuçta 86 yılın beklentisi karşılandığından Ali Erbaş orada kem küm bile etse alkış tutulacaktı.

Devlet içerisinde de ayrıca hâlen kripto fetöcüler var. Gizlenen, darbeden önce kısa sürede iktidara meyledenler olabilir. Ali Erbaş da bu tip birisi olabilir. Şaşırmam yani bu noktada. Hatta çok uzağa gitmeme gerek yok, okuduğum bölümde 15-20 kişi fetö üyeliğinden atıldı. 3-5 kişi de son anda kıvırarak paçayı kurtardı. Fakat iktidar tarafından affedildiyse geçmişte yaptıklarını sorgulamazlar.

Atatürk'e hakaret konusuna gelirsek, evet haklısınız. Orada Atatürk'e hakaret var. Bunu da mevcut konjonktürün eseri olarak yapıyor zaten Ali Erbaş, iktidar muhafazakar grupta olduğu için bunu yapabiliyor. Siyaset böyledir hocam, güç, iktidar kimdeyse bürokrat grup ona göre hareket eder. Mesela sosyal demokrat ya da milliyetçi bir iktidar olsa bunu söyleyebilir miydi? Hayır. Ayrıca Atatürk'e lanet okurken Fatih'in de vakıflara el koyduğu gerçeğini dile getirmiyor. Tepkinizde haklısınız hocam ama bu dönemde maalesef Atatürk'e üstü kapalı hakaretler gittikçe rahat bir şekilde yapılır hâle geldi. Bunların hepsi nefretten ve aşağılık kompleksinden dolayı hocam. Atatürk'ün yaptıklarını, eserlerini ve mirasını kabullenemeyenler bugün utanmadan şimdi ona hakaret ediyor.

Sözün özü at sahibine göre kişner.


Blackheart Nickli Üyeden Alıntı
Merhabalar @Türkolog Hocam, değerli bilgilerinizi paylaştığınız için teşekkür ederim.
Bahsettiğiniz üzere arap kabileleri ve devletleri orta çağda iki büyük imparatorluktan ( Sasani ve Roma ) oldukça etkilenmiştir ve bu etki arap yarımadasında ileri derecede görülmüştür.
Fakat, bu etkinin sadece devlet yönetimi , kültür etkileşimi veya devlet düzeni gibi konularla sınırlı kalmadığını düşünüyorum. Kılıçlarda hac işareti bulunmasını, paralarda hac sembolleri kullanılmasını oldukça derin nedenlere bağlıyorum.

Örneğin sahih sayılan hadislerden birini de bu konuda paylaşmak yararlı olabilir diye düşünüyorum. Söz konusu hadis kütüb-i sitte isimli önemli hadis kitaplarından birinde geçiyor :



Kaynak : https://sunnah.com/urn/1278150

Türkçesi :
''Allah'ın elçisi bir gün aramıza dar kollu Roma cübbesi ile geldi. Bunu giymiş halde bize namaz kıldırdı, başka bir şey giymiyordu.''
Hocam merhaba, evet sadece siyasî, mimarî ve yönetimsel anlamda alışveriş yok. İlla ki toplumsal olarak da alışveriş vardı. Çünkü karşılıklı tüccarlar ve elçiler gidip geliyordu. Hz. Peygamber ve dört halife devrinde genellikle Roma ve İran ile etkileşim sınırlı ve mesafeli anlatılıyor. Bunun sebebi de İslam'ın yayılışını temel olarak ortaya koymak.

O dönemde ipek ticareti Romalıların, Göktürklerin ve Sasanilerin elinde olduğundan bu tip bir kıyafetin de Araplar arasına girmesi çok da abes gelmiyor. Hatta cahiliye devrinde daha Türkler ile sınır olmadan Araplar Türk çadırından ve Türklerden haberdardı. Yine de bu dönemde etkileşim bir Emevi bir Abbasi devri kadar ileri değil. Tabii bunu Arapların kabilecilikten devletçiliğe yeni geçmesine bağlıyorum. (571-661 arası Emevîlere kadar)

Hac sembolleri noktasında sizce derin sebepler neler hocam? Bu tam kafa patlatmalık bir konu, ben bu noktada derin akademik araştırma yapmadığımdan çok net bir şey söyleyemiyorum.
Damla ve Blackheart bunu beğendiler.
Eğer şimdiye kadar başımıza gelenler bize bir şey öğretmediyse, bundan sonra bildiklerimiz hiçbir işe yaramayacaktır.
Blackheart - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
12 Ekim 2019
Bulunduğu yer
İstanbul
Mesajlar
440
Seslenildi
47 Mesaj
Etiketlendi
10 Konu
Standart Cevap: Haçlı Kılıç
17 Ağustos 2020
13
Türkolog Nickli Üyeden Alıntı
Geçmiş olsun hocam,

Bence hutbeye kılıçla çıkmanın tek maksadı siyasal İslam'ın bir zafer kazandığını ve muhafazakar cenahın amacına ulaştığını göstermek hocam başka bir şey değil. Ali Erbaş oraya çıktığı anda hoşgörü dini, Bizans kılıcı taşıdı düşünceleri unutulur. Orada bulunan herkesin amacı ve düşüncesi siyasal İslam'ın sosyal demokrat cenaha karşı üstünlük elde ettiği kanısıdır. Yani kimse orada kılıcın üstünde haç var, Atatürk'e lanet okuyor diye düşünmez. Sonuçta 86 yılın beklentisi karşılandığından Ali Erbaş orada kem küm bile etse alkış tutulacaktı.

Devlet içerisinde de ayrıca hâlen kripto fetöcüler var. Gizlenen, darbeden önce kısa sürede iktidara meyledenler olabilir. Ali Erbaş da bu tip birisi olabilir. Şaşırmam yani bu noktada. Hatta çok uzağa gitmeme gerek yok, okuduğum bölümde 15-20 kişi fetö üyeliğinden atıldı. 3-5 kişi de son anda kıvırarak paçayı kurtardı. Fakat iktidar tarafından affedildiyse geçmişte yaptıklarını sorgulamazlar.

Atatürk'e hakaret konusuna gelirsek, evet haklısınız. Orada Atatürk'e hakaret var. Bunu da mevcut konjonktürün eseri olarak yapıyor zaten Ali Erbaş, iktidar muhafazakar grupta olduğu için bunu yapabiliyor. Siyaset böyledir hocam, güç, iktidar kimdeyse bürokrat grup ona göre hareket eder. Mesela sosyal demokrat ya da milliyetçi bir iktidar olsa bunu söyleyebilir miydi? Hayır. Ayrıca Atatürk'e lanet okurken Fatih'in de vakıflara el koyduğu gerçeğini dile getirmiyor. Tepkinizde haklısınız hocam ama bu dönemde maalesef Atatürk'e üstü kapalı hakaretler gittikçe rahat bir şekilde yapılır hâle geldi. Bunların hepsi nefretten ve aşağılık kompleksinden dolayı hocam. Atatürk'ün yaptıklarını, eserlerini ve mirasını kabullenemeyenler bugün utanmadan şimdi ona hakaret ediyor.

Sözün özü at sahibine göre kişner.




Hocam merhaba, evet sadece siyasî, mimarî ve yönetimsel anlamda alışveriş yok. İlla ki toplumsal olarak da alışveriş vardı. Çünkü karşılıklı tüccarlar ve elçiler gidip geliyordu. Hz. Peygamber ve dört halife devrinde genellikle Roma ve İran ile etkileşim sınırlı ve mesafeli anlatılıyor. Bunun sebebi de İslam'ın yayılışını temel olarak ortaya koymak.

O dönemde ipek ticareti Romalıların, Göktürklerin ve Sasanilerin elinde olduğundan bu tip bir kıyafetin de Araplar arasına girmesi çok da abes gelmiyor. Hatta cahiliye devrinde daha Türkler ile sınır olmadan Araplar Türk çadırından ve Türklerden haberdardı. Yine de bu dönemde etkileşim bir Emevi bir Abbasi devri kadar ileri değil. Tabii bunu Arapların kabilecilikten devletçiliğe yeni geçmesine bağlıyorum. (571-661 arası Emevîlere kadar)

Hac sembolleri noktasında sizce derin sebepler neler hocam? Bu tam kafa patlatmalık bir konu, ben bu noktada derin akademik araştırma yapmadığımdan çok net bir şey söyleyemiyorum.


Tekrar selamlar hocam ,
İki büyük devlet arasında henüz kabile hayatı yaşayan arapların ticari alışverişleri sınırlıydı diyebiliriz. Tabii o dönemlerde vasal arap devletleri de vardı ve bu vasal devletler arap kabilelerle daha sık etkileşim halinde olabiliyordu. Fakat , her ne olursa olsun Roma cübbesi ile namaz kıldırma hadisi oldukça ilginç detay bana göre.
Heraklius Roma başkentini ele geçirdiği zamanlarda arap lejyonları da kullandı. Bu lejyonların toplanabilmesi için arap kabilelerine elçiler gönderdi. O elçiler birbirine düşman olan kabileleri bir araya getirmek için çaba harcadılar. En önemli çaba nesep ( soy ) asabiyetine önem veren kabileleri bir araya getirmek adına sebep asabiyetini benimsemelerini sağlamaktı. Nesep asabiyetinde kan bağı oldukça mühimdi ama sebep asabiyetinde kan bağına gerek yoktu. Çünkü sebep asabiyeti ortak bir şuurla hareket etmeyi , bir olgu üzerinde aynı duyguları paylaşmayı ve ortak çıkarları gözetmeyi hedefliyordu. Yani bu asabiyet türünde kan bağı değil de toprak bağı geçerlidir. Ve sebep asabiyetinin benimsenebilmesi için tüm kabilelerin ortak şuurla hareket emesine ihtiyaç vardı. Bu şuur din de olabilirdi , toprak bağı da olabilirdi.
İşte bu noktada Roma cübbesi bu amaçların icra edilmesi için kullanılmış olabilir mi?

Bence tam sizlik konular bunlar. Tarih bilginiz ile birlikte çok değerli bilgiler ortaya çıkabilir

Haç sembolleri konusunda ise 7-8 yy. başlarına tarihlenen bir Kur'an nüshası örneğini gösterebilirim :





Bu nüshalarda en dikkat çekici şey yine karşımıza çıkan haç sembolleri. Hem de Kur'an nüshaları içinde.

Bu tür konular oldukça kafa karıştırıcı ve araştırma isteyen konular.
Damla ve Türkolog bunu beğendiler.
  • Sayfa 2 Toplam 2 Sayfadan
  • 1
  • 2
Konuyu 1 kişi okuyor. (0 üye ve 1 ziyaretçi)
 
Benzer Konular
Konu
Konuyu Başlatan
Forum
Cevaplar
Son Mesaj