Günün Sözü DamlaPenia.
Her şey neye layıksa ona dönüşür. -Mevlana
Etiket Listesi

Seçenekler
Seçenekler
Stil
Avatar Seçilmemiş
Üyelik tarihi
03 Şubat 2015
Bulunduğu yer
Antalya
Mesajlar
20.169
Seslenildi
1439 Mesaj
Etiketlendi
51 Konu

Standart Dansta Alexander Tekniği

02 Ekim 2015
1



"Olduğumuz ve olabileceğimiz gibi olmak yaşamın tek amacıdır"

Alexander tekniği yaşamlarımız boyunca pek çoğumuzun biriktirdiği fiziksel ve zihinsel gerilimlerin çözülmesi için kullanılan bir yöntemdir. Genellikle hastalığa yakalanmadıkça bu gerilimlerin farkına varmayız. Bunların, baş ve sırt ağrıları, kalp problemleri, artrit ve depresyonun yanı sıra adını anamadığımız daha birçok rahatsızlığın gelişmesine katkısı olabilir. Çoğu zaman olduğu gibi, eğer bu bilinçdışı kassal gerilimlerin devam etmesine izin verilirse, bu yaşlanma sürecini hızlandırıp canlılığımızı azaltarak yaşam kalitemizi etkileyebilir.


Daha fazla yük ve sorumluluğun altına girdikçe, yavaşça hareket ederken sahip olduğumuz rahatlık ve zarafet kaybolur. Alexander tekniği en basit işlerde bile bu denge ve rahatlığı geri kazanmamızda bize yardımcı olabilir. Bedenimiz en değerli varlığımızdır, buna rağmen çekici görünmeye çalıştığımız zamanlar dışında ona pek az dikkat etme eğilimindeyiz. Oysa dengeli ve uyum içinde hareket eden birisinden daha çekici bir şey yoktur.

“Fiziksel, zihinsel ya da ruhsal, her hareketi kas gerilimine dönüştürürüz”

Alexander tekniği günlük faaliyetlerimizde denge, duruş ve harekete ilişkin farkındalığımızı artıran bir yöntemdir. Teknik basit olmakla birlikte, her günkü sayısız aktivitemizi gerçekleştirirken bedenimizin denge, duruş ve koordinasyonu konusunda daha uyanık olmamızı sağlayan kapsamlı bir tekniktir; çoğumuzun bedeninde bilmeden tuttuğu aşırı kas geriliminin daha çok farkına varma olanağı sağlar.

Bilincine varılmayan bu gerilimler, zamanla birikerek daha geç dönemlerde, yaşlılığın kaçınılmaz parçası olarak kabul ettiğimiz tutukluk, ağrı ve hatta deformasyonlar olarak sonuçlanır.

Ayakta duruş ya da oturuş şeklimiz bize fark ettirmeden birçok kası gerilim altına sokabilir.

Kas gerilimi ciddi bir sorundur. Esnekliği ve serbestliği kaybolan vücut beyine de baskı uygulamaya bunun sonucu olarak da stres, düşünce bozuklukları ve çeşitli fiziksel ve ruhsal rahatsızlıkların ortaya çıkmasına sebep olur.

Doğal olduğunu kabullendiğimiz bu bozulmanın normal ya da kaçınılmaz olmadığını kavramak başlangıçta zor olabilir. Çünkü ağrı ve sızılarımızın ve hatta ruh dünyamızdaki değişikliklerin çoğunun yaşlanma yüzünden oluştuğuna inanmaya ve bunu azaltmak için pek az şey yapmaya koşullanmışızdır.

Alexander tekniği, bedenimizin doğal olarak işlemek için nasıl tasarlandığını anlamak için bir yol, hem kendimize hem de etrafımızdaki dünyaya karşı farkındalığımızı artırma yöntemidir. Fiziksel ve zihinsel dengeye ulaşmak için bedenimizi kullanmayı yeniden öğrenmemizi, bedenin doğal işlevlerine zarar veren müdahalelerimizin bilincine varmamızı ve düşünce gücümüzü gündelik faaliyetlerimizi daha uyumlu bir şekilde gerçekleştirmemizi sağlamak üzere arzu edilen yönde kullanmamızı sağlar. Bu, farkındalığımızı pek çok düzeyde artırır ve herhangi bir zamanda herhangi bir şeyle meşgulken en az gerilimle hareket etmemizi sağlar.

Günlük yaşamımızda bizi stres altında bırakan sayısız durumla karşılaşırız. Bu stres daha sonraları kas gerginliğine dönüşür ve kontrolsüz bırakılırsa, hipertansiyon, koroner tıkanıklık (kalp krizi), mide rahatsızlıkları, baş ağrıları ve migren, uykusuzluk, artrit yani eklemi oluşturan kemiklerdeki kronik bozulmalar, deformasyon ve sırt ağrılarına yol açar. Sırt ağrıları ve migren günümüzün en yaygın rahatsızlıklarındandır. Türkiye’de sekiz kadından birinde oluşan disk kaymaları, bel fıtığı ve kireçlenme gibi rahatsızlıklar da yanlış duruşun bir sonucudur.

“Zihin ile beden arasında iki yönlü bir ilişki vardır. Geçmişte oluşan kaygı ve olumsuz düşünceleri gündelik yaşamın stres ve sıkıntılarıyla birleştiren zihin hem ağırlaşır hem de vücut üzerinde baskı kurar. Bilinçli ve bilinçsiz düşüncelerimizin ağırlığıyla farkında olmadan bazı kaslarımız gerilmeye, vücudumuz kalıplara girmeye ve esnekliğini kaybetmeye başlar. Kalıplaşan vücut yanlışları ise bedenin dengesini bozduğundan zihne daha çok baskı olarak geri döner. Vücudu tanımak, onu dinlemek bu yanlışları görmemizi ve düzeltmemizi sağlayacaktır; çünkü beden kendi için ‘doğru’yu da bilir ve onu hedefler.”

“Beden zaten kendi diliyle sürekli konuşur; ona kulak vermek bir seçim, dinlemek zevkli ve kolaydır. O, içinde zaten varolan zerafet ve uyumu göstermeye isteklidir.”

Alıntı


Hayatın ağıtını bilenler anlar ancak.
Değeri değere değen kavrar.




Bilgi kokmayan karşı çıkışlarda cehalet kokusu ve kompleks vardır.







Avatar Seçilmemiş
Üyelik tarihi
03 Şubat 2015
Bulunduğu yer
Antalya
Mesajlar
20.169
Seslenildi
1439 Mesaj
Etiketlendi
51 Konu
Standart Cevap: Dansta Alexander Tekniği
02 Ekim 2015
2


OMURGA VE KAVİSLERİ

Omurga eğriliğinden yakınmayan pek az kişi vardır, bunların çoğu da vücutlarına gereken ilgi ve dikkati göstermediklerinden rahatsızlıklarının nedeninin farkına varamamaktadırlar.

Omurga, vertebral kolon veya belkemiği olarak da bilinir ve iskeletin önemli bir parçasını oluşturur. Hem bedenin üst bölgelerini destekleyen bir sütun olarak, hem de içinde yer alan omurilik ve sinirlerin korunmasında iş görür. Omurga, birbiri üzerine yerleşmiş bir dizi kemikten oluşur, bunlar vertebra – omur olarak adlandırılır.

Omurgalılar arasında yalnızca insan bütünüyle dik olarak ayakta durabilir. Bu, belirgin yararların yanı sıra belli sorunları da beraberinde getirir. Bunların başlıcası, yerçekiminin, dört ayak yerine iki ayağa sahip olması yüzünden aşırı derecede değişken olan insan bedeni üzerinde bir yük oluşturmasıdır.

Omurga yetişkinlerde yaklaşık 75 cm. uzunluğundadır. Boydaki değişimler bacakların uzunluğuna bağlıdır. Yetişkinlerde toplam 33 omur bulunur; bunların beşi sakrumu (kalça kemiğini), daha sonraki dördü ise kuyruk sokumunu oluşturmak için kaynaşmıştır. Böylece ayrı kemiklerin sayısı 24’e düşer.

Bunların servikal omurlar olarak bilinen yedisi boyun bölgesinde bulunur; servikal omurların altında tümü kaburgalara bağlanan oniki tane torasik veya dorsal omur vardır. Bunların da altında lumbar omurlar olarak adlandırılan 5 omur ve son olarak sakrum ve kuyruk sokumunu oluşturan dokuz omur vardır.


Hayatın ağıtını bilenler anlar ancak.
Değeri değere değen kavrar.




Bilgi kokmayan karşı çıkışlarda cehalet kokusu ve kompleks vardır.







Avatar Seçilmemiş
Üyelik tarihi
03 Şubat 2015
Bulunduğu yer
Antalya
Mesajlar
20.169
Seslenildi
1439 Mesaj
Etiketlendi
51 Konu
Standart Cevap: Dansta Alexander Tekniği
02 Ekim 2015
3


Kaslar ve Refleksler

Bedenimiz, herhangi bir pozisyonda bizi mükemmel bir dengede tutan kaslar ağı ile örtülüdür. Gençken bu kaslar çabasızca dik durmamıza yardım eder, ancak zamanla bunları kullanamaz oluruz. Böylece bedenimiz içe doğru çöker ve duruş için düzenlenmemiş olan tamamen farklı bir kas grubunu kasarak bedenimizi istediğimiz duruşa getirmeye başlarız.

Kaslar kasılma gücü sayesinde bir hareketin başlaması veya sürmesini sağlayan dokudur. İnsan bedeninde 650 iskelet kası bulunur; bu kaslar beden ağırlığının yaklaşık yüzde 45’ini oluşturur.

Kaslar duruşsal veya istemsiz kaslar ve iskelet kasları veya istemli kaslar olarak ikiye ayrılır. İstemsiz kasların bu şekilde adlandırılmasının nedeni, onları bilinçli olarak kontrol edemeyişimizdir. Bunlar otonom sinir sistemi tarafından yönlendirilen refleksler yoluyla çalışırlar. Kırmızı renklidirler ve kullanılarak yorulmazlar. Görünümleri dolayısıyla çizgisiz kaslar olarak da bilinirler ve tek işlevleri bizi dik tutmaktır. Bedendeki asıl konumları gövdedir. İstemsiz olan kalp kası yarı çizgilidir; istemli olarak kontrol edilemeyen boğazın belli kasları ve kulak içinde bulunan iki küçük kas ise çizgilidir.

İskelet kasları olarak da adlandırılan istemli kaslar, beyaz renkli ve görünüm olarak çizgilidir. Bu kas liflerinin hemen hemen tümü iskelet kemiklerine bağlıdır. İki bağlanma noktasına sahip olabilirler veya üç kemiği birden bağlayabilirler. İstemli kaslar küçük büyük bütün hareketleri yapabilmemize olanak tanır. Bunu kasılıp gevşeyerek, böylece bağlandıkları kemikleri hareket ettirerek yaparlar. Bununla birlikte kısa zamanda yorulurlar.

Duruş için istemsiz kaslarımız yerine istemli kaslarımızı kullanmaya başladığımızda neden güçlük çektiğimizi görmek kolaydır. Bu kaslar kısa zamanda yorulacak ve bedenimiz çökecek, ya da bu kaslar bir rahatsızlığa yol açacak şekilde başkalaşacaktır.

Kaslar genellikle çiftler halinde çalışır; kaslardan biri, aldığı sinirsel uyarılara yanıt olarak kasılır ve kısalır, diğeri ise kontrollü bir harekete izin vermek için yavaşça gevşer. Eğer kaslar sürekli kasılma durumunda kalırsa, beden protein moleküllerinin bir kısmını uzaklaştırır ve bu da kas liflerinin boyunda bir kısalmaya yol açar.

Eğer bu gerilim kontrol dışı bir şekilde kalıcı olursa sonunda tüm kasın kısalmasına sebep olacaktır.

Herhangi bir aşırı kas geriliminin kemikleri yerinden ayırabileceğini ve dolayısıyla diğer kasların gereksiz yere gerilmesine yol açabileceğini unutmamak gerekir. Bu nedenle tek bir gergin kas bütün organizmayı etkiler. Kas gerilimindeki artış, aynı zamanda sinir, sindirim, solunum ve dolaşım sistemini de etkileyecek ve doğal işlevini bozacaktır.

Gün boyunca bedene pompalanan 36.000 litre kanı taşıyan atardamar, toplardamar ve kılcal damarlar dolaşım sistemimizi oluşturur. Kan damarlarının toplam uzunluğu 102.500 kmdir; bu da dünya çevresinin yarısına karşılık gelir.

Atardamarlar ve toplardamarlar, sinirler gibi bedenin kasları arasında içe ve dışa doğru uzanırlar. Katı olmamakla birlikte, doğru basınçtaki kanın değişen miktarlardaki akışına izin verecek şekilde kasılma ve gevşeme yeteneğine sahiptirler. İçinden kan damarlarının geçtiği kaslar kasıldığında, kan akışı sınırlanır. Bu durumda kalp, bunu telafi etmek için daha çok çalışmak zorunda kalacak veya beynin bir bölümü kanın sağladığı beslenmeden yoksun kalacaktır. Atardamarlar ve toplardamarlar üzerindeki bu basınç, toplardamarlarda varis oluşumu ve hatta damar tıkanıklığı gibi rahatsızlıklara sebep olabilir.

Uzamayı ve genişlemeyi düşünmek kaslar üzerindeki gerilimi azaltarak kas liflerinin boyunda bir büyüme meydana getirebilir ve bu sürdürülürse kaybolan proteinler yeniden yerine konabilir. Bu durum, bütün kasın ya da ilgili kasların uzamasını sağlayacaktır.


Hayatın ağıtını bilenler anlar ancak.
Değeri değere değen kavrar.




Bilgi kokmayan karşı çıkışlarda cehalet kokusu ve kompleks vardır.







Avatar Seçilmemiş
Üyelik tarihi
03 Şubat 2015
Bulunduğu yer
Antalya
Mesajlar
20.169
Seslenildi
1439 Mesaj
Etiketlendi
51 Konu
Standart Cevap: Dansta Alexander Tekniği
02 Ekim 2015
4


Uzama


Omurilik bildiğimizin aksine katı ve dimdik değil, akordeonel bir yapıya sahiptir. Omuriliğin pek bilinmeyen önemli bir özelliği de, özellikle insanlarda belirgin olan 4 kavisin varlığıdır. Bu kavisler omuriliğin yapısını güçlendirir; omurilik böylece daha fazla ağırlık taşıyabilir ve aynı zamanda iç organların sarsılmasını ve titremesini azaltan koruyucu bir yay işlevi görür. Omurilikteki bu kavisler düzleşir ya da daha sık karşılaştığımız gibi çok belirginleşirse omurga bu özelliklerinin bir kısmını kaybeder; bunun sonucu olarak da zayıflar ve organları gerektiği gibi etkin bir şekilde destekleyip kaldıramaz. Bu da kireçlenme gibi rahatsızlıkları doğurur.

Sırt ağrısının pek çok türü vardır. Siyatik, lumbago ve disk kayması bunların bir kaçıdır. Sırt ağrılarının büyük çoğunluğu doğrudan bedenin sürekli yanlış kullanımı sonucu oluşan mekanik ya da yapısal rahatsızlıklardan kaynaklanır.

Alışkanlıkla omurga üzerinde aşırı baskı oluşturacak şekilde hareket etmek, omurlar arasında yer alan diskin çekirdeğinin iki komşu omur arasına sıkışmasına yol açabilir. Bu da diskin çekirdeğinin ikiye ayrılmasına ve iki yarıdan birinin dış tabakanın kenarına doğru yönelmesine, böylece oradaki sinirle temas etmesine neden olur. Disk kayması olarak adlandırdığımız bu olay, doğal olarak büyük ölçüde ağrıya yol açar.

Sinirler, siyatik rahatsızlığında olduğu gibi omurlar arasına sıkışabilir veya disk çekirdeği dıştaki zarın yırtılmasına yol açan aşırı bir basınç altında kalır. Bu da büyük bir acı ve ağrı verir.

Alexander tekniği, omurganın tüm basıncını ortadan kaldıran ve sırt ağrısının en yaygın olduğu bel bölgesindeki ağrıyı hafifleten pozisyonlar sunar; bunlar sürekli uygulandıklarında gelecekte de sırt ağrısından yakınmanızı önler.

Boyumuz da kilomuz gibi gün içinde değişir. Bir gün boyunca 2.4 cm kadar kaybederiz, fakat bunu gece boyunca uyurken geri kazanırız. Bu değişikliğin başlıca nedeni omurga basınç altındayken gün boyunca sıvı kaybeden ve omurga yataktayken gece boyunca bunu tekrar kazanan intervertebral disklerin boyutu ve şeklidir.

Bu sıvının büyük miktarı yere yatışın ilk yirmi dakikasında geri kazanılır. Bundan dolayı gün ortasında uzanma, diskleri yeniler. Böylece günün kalan kısmında daha verimli ve etkili çalışılabilir.

Kemiklerimiz ortalama 20 yaşına kadar büyümeye devam eder. Fakat yirmili yaşların başlarından sonra aşırı kas gerilimi ve üzerlerine binen aşırı basınç disklerin boyutunun küçülmesine yol açar. Bu basınç disklerin meydana geldiği lif-kıkırdaktan büyük ölçüde sıvı kaybına neden olur. Omurga, suyun emilmesi ve salınması ile çalışan hidrolik bir sistemdir. Gerçek su hacminin 20 katını emebilir. Disklerin küçülmesi ve çekilmesi durumunda omurganın maksimum kapasitede çalışamayacağı açıktır.

Kaynak: "Alexander tekniği", Richard Brenman


Hayatın ağıtını bilenler anlar ancak.
Değeri değere değen kavrar.




Bilgi kokmayan karşı çıkışlarda cehalet kokusu ve kompleks vardır.







Konuyu 1 kişi okuyor. (0 üye ve 1 ziyaretçi)
 
Benzer Konular
Konu
Konuyu Başlatan
Forum
Cevaplar
Son Mesaj