![]() |
Tayfun Talipoğlu Şiirleri Bahar Olacaktın Çizebilseydim, Bahar olacaktı yüzün... Yazabilsem, En uzunu şiirlerin... Olmadı, beceremedim... Adını duvarlara yazacak çağım da Çoktan geçti benim. Yasak sevdamın Gözaltı tarafı... Çaresiz, Seni yüreğimde erittim. Bir Yol Bir Yola Bir yol Bir yola, Yollar insana ulaşıyorsa Bizim... Göz, Gördüğünü yüreğe, El, Tuttuğunu emeğe Yazıyorsa, bizim... Kayıp değil sevdalarımız. Düşmeyin kaygıya! Saklıyoruz zulamızda... Can tenden çıkmadıkça Biz, Bizdeyiz... Dünlerin Getirdiği Gül derlemeyi bilmez bizim çocukluğumuz Türkülerde dinlediği kadarıyla tanıdı pembeyi Adam gibi sevmeyi, Sevdiği için ölmeyi duyduysa, Birkaç masaldan Hepsi o... Bastığımız kaldırım taşı Dipsiz bir karanlıktı Slogan gibi çıkardı postallarımızın gıcırtısı Sevdalanmak ayıptı Vakit yoktu anasını satayım Öyle bellemiştik Yüreğimizden inanmasak da Bütün kızlar bizim bacımızdı Hesap soracaktık vurguncudan Tefeciden, İntikam alacaktık işbirlikçiden Kim ne derse desin Değişecekti bu düzen Bu uğurda girmediysen kavgaya Adam sayılmazdın Ne mahallende ne okulda Aç kalmak, en kalitesizini içmek cigaranın Racondandı Arta kalanı yaşamın Burjuva özentisi... Yumruklaşmış ellerimizde Tırnaklarımız avucumuzu parçalarken "Güneşi zaptedeceğiz, Güneşin zaptı yakın" derken, Kollarımız ne kadar gergin Yüreğimiz ne kadar büyüktü... Sonra biz büyüdük Büyüdükçe Yüreğimizi küçülttük "Yaşamın farkına varın" dediler Bizim yerimize düşünenler Öyle uygun gördüler Acemi olduğumuzdan Bu kirli dünyada Kimimiz yitip gittik Çarpık sevdalarda Para kazanmanın erdeminden söz eder olduk Kaybettiğimize inandığımız zamanı yakalamak için olsa gerek Emekle terleyeceğini düşlediğimiz ellerimize Tutuşturulan Yeşil ya da kırmızı kağıtlarla yetindik Ve anladık ki sevgilim, Biz birbirimizi hiç sevmemişiz Ortasını çoktan geçtik şimdi ömrün Bir parça şiir, bir parça türkü Nasırlaşmış yüreklerimizi açabilecek mi ki? Belki yanlıştı, Belki göremiyorduk olamazı Ama doğru olan bir şey vardı Sonuna kadar insandı yüreğimiz Zulme direnecek kadar delikanlı, Bastığımız yeri titretecek kadar kararlı Ve kendimiz dışında herkese insaflı Hangimiz özlemiyoruz şimdi o yoksul kaldırımları? Olmadı, Olmadı biliyorum da Bu intikam bizi çoktan aşmadı mı? İşte yeniden başladık, Üstelik savaştıklarımızı tanıdık Şimdi ayrı gibi dursak da Ayrı ayrı yollarda Biliyorum dostlar Gönlümüz hâlâ aynı kulvarda... |
Cevap: Tayfun Talipoğlu Şiirleri Hani "Zamanı yok" demişlerdi bize "sevmenin..." Ondandır, her daim Güler yüzümüz, Ölürken bile... "Yıkılmaz"ı yok sevdaların, Düşlerden uzak yaşamasını bilene. Kaç kez kovaladıysam baharı, Takvimler kışı erken yazdı... Ölümsüz aşkı ararken, Bir ömür "yok"a yazdı. Varsın olsun... Üç günlüğüne de olsa, Seni bana yazdı ya... Öyle Bir Andır Ki O Sokak başlarını güneş, Yolları gece tutar... Ne vakit ayrılırsan sevgilinden, İşte o mevsim seni tutar... Kendi öykünü kendin boğarsın. Ölümün yaklaştığını Böyle günlerde anlarsın. Hiç bilemedik, kim yazmış bu yazıyı? Ne ilk doğan sensin, Ne de son ölen, Sevda yüzünden... Sen, İyisi mi Söyletme beni... Rakıya Övgü En büyük aşk Rakıya aslında. Yazmak için de gerekli, Yazılmak için de. Üstelik Sevgilinin ilk hali İçmeden Duru su sanki, Kaynatmıyor insanın içini. Ve adabıyla bilmezsen Sevmesini Olursun alemin rezili. En büyük aşk Rakıya aslında. Durmuyor şişede durduğu gibi Uzaktan güzel Sessiz bir kadın gibi, İlk yudumdan sonra dönüş yok geri Bin kere tövbe edilip, Bin kere içiliyor o sevgili. |
Cevap: Tayfun Talipoğlu Şiirleri Sen Karanlıktayken SEN KARANLIKTAYKEN BEN, GECEYİ SEVİYORUM, Senin olmadığın akşamlarda Ömrüm kısalıyor sanki. Onun için bu defa Az kararttım geceyi. Şimdi ne varlığın, Ne yokluğun belli. Bu bulanık siyah hava, Seni gizlemek Ve duymak için yeterli. Sana dokunamadığım akşamlarda Bedenim eriyor sanki. Kendime yüklüyorum Bu açlığın kabahatini. Sanki varmışsın da "Kızgınmışsın" biraz bana, O bahaneyle uzak duruyormuşsun. İstemiyorum Saçlarının savrulmasını Rüzgarda. Bu sevdadan benim payıma düşen, Zaten fazla. Senin olmadığın akşamları Takvimden siliyorum. Ömür haneme niye yazsınlar ki Yaşamadıklarımı? Senin olmadığın akşamlarda Fersiz yanıyor sokak lambaları. Ve o geceler, Topluyorlar dilencileri... Ve her kahkaha meyhanelerden yükselen, "Anama söver" gibi... Bir, İstanbul değil, Sensiz akşamlarda sanki Bütün kentlerin tutuluyor dili. Öyle gecelerde Görmezlikten geliyorum Çöp kamyonlarının kenti kirlettiğini... Cinsiyetler kalkıyor, yüzler seçilmiyor, Herkes, çarşı iznindeki "Tek tip er" gibi. Bir yakalasam yaka paça, Zamanı durduracağım. Işıklandırılmış vitrin camları Ayna olup yüzüme çarpıyor. Anladım; Ben sensiz gecelerde yaşlanıyorum. En ihtiyarı oluyorum bu kentin. En bilgesi, en ağırbaşlısı... Aşkın olgunlaştırdığı Suskun bir dervişim şimdi. Bir sorsalar rezil olacağım. Ben senden başkasını bilmem ki. Senin olmadığın akşamlarda, Ben yapmışım sanki tüm dünyanın işini. Yoruluyorum, Sabaha çıkmayacakmışım gibi. Kör olmak için yarı yarıya, Gözümü arabaların farlarına dikiyorum. Her kadını biraz Sen zannediyorum. Senin olmadığın akşamlarda ben, O an adını anmıyorsam eğer, Koskocaman susuyorum. Senin olmadığın akşamlarda ben, Siyaha boyayıp yüzümü, Maske yapıp gecenin karanlığını, Bir Affan Dede bulup "Satın almak" istiyorum "çocukluğumu." Senin olmadığın akşamlarda Geceler uzun sürüyor... "Az karanlığım" gün ağarırken kapkara oluyor. Gözlerimi kapıyorum, Düşlerime emanet ediyorum seni... Senin olmadığın akşamlarda Daha uzun kalıyorsun bende böylece. Senin olmadığın gecelerden uyandığımda Dilimde hep aynı cümle: Senin Olduğun Karanlığı, Sensiz Aydınlıktan Daha çok seviyorum... Seni Seviyorum... Herkes, "ilk kendi yaşıyor" Sanmasa, Sevdalar da tükenirdi, Masalları da... Sonsuza kadar Sürdüğü bilinsin diye mi nedir, Bittiği anlar ve ihanetler Yazılmıyor kitaplara. Zümrüt-ü Anka Kuşu da yalan aslında, Kendini külünden yarattığı da... Ferhat'ın Şirin, Aslı'nın Kerem için öldüğünü Kim gördü Allah aşkına? "Sonsuza kadar sürsün" diyorsan "Bu sevda," O zaman sevgili, O zaman vuslat yaşanmaya! Sana yazacak bir sen bırak bana! Öfkelerin orada kalsın! Kaçamaklar hanesinde değil ismin Anlasana! Ömrümün tam ortasına Kocaman harflerle yazmışım: SENİ SEVİYORUM... SENİ SEVİYORUM... "Herkese söylediğin Bana söyleme" diyorsun... Ama ne varsa sevdaya dair, Bizden önce söylenmiş, biliyorsun. Bize düşen, aşkı yalansız yaşamak... Hadi uzatma da uzat ellerini, Seni seviyorum... Seni seviyorum... Seni seviyorum.. Sormuyorlar "Mutluluk" ne sormuyorlar Sen arayıp bulacakmışsın "Küçük şeylerden" diyorlar mutluluk çıkaracakmışsın Yalanın daniskası, yanlış ki o kadar olsun Yürekten gelecek ne gelirse Ne ele avuca sığıyor o zaman Ne cüzdanlara Ha bir de sen varsan o şiirin içinde değme gitsin keyfime Merdiven filan yok Bir sabah ansızın dayandığını anlıyorsun kırkına Bir gün belin ağrıyor Bir gün başın Aklına düşüyor birden yaşamadığın aşkların Hele bir de dostların ölümü Gözünün önündeyse zamansız İşte o zaman başlıyor demektir ihtiyarlık Koşamadığın anlar sevgiliye "Bitti" deyip, terk edemeyişlerin Ve geri kalanını hesaplıyorsan ömrünün Varsa bir merdiven... Başlıyor demektir geriye dönüşün Karışmadıysan çoluk çocuğa ne mutlu İkiye katlanmayacak yıllara Bir eksi düşür "Ne bıraktın sen dünyaya" Hiç düşündün mü Kırlangıçlar hangi mevsim döner yuvaya Ne zaman açar kardelenler Ne zaman kuzular koyunlar Varsa yoksa yarın için biriktirir Şimdi çok geç geriye bakma "kırk" dediğin nedir İyimser düşünürsen 20 Kötü niyetliysen kendine yarın En iyisi gelin Şu kırktan sonrasına baş kaldıralım. Yaşamı Ertelemek Beni her ölüm etkiler. Tanımasam bile üzülürüm Yitirilmiş ümitlere... Hiç gerçekleşmeyecek ideallere, Yaşanmamış sevgilere üzülürüm... Bu yüzden, korkarım yaşamı ertelemekten. Ne yapılması, ne söylenmesi gerekiyorsa Söylenmeli, yapılmalı. Seviyorsanız, sevdiğinizi bugün söyleyin. Sevdanızı bugün yaşayın. İşinizde yapılacak ne varsa Bir an önce yapın. Yarın çok geç olabilir... Bir anda bitebilir her şey. Yaşamak için acele edin bence. Kısa yaşanmışlıklar, Yaşanmamışlıklardan daha iyidir. Geriye dönüp baktığınızda "keşke"ler Çoğunlukta olmasın. Uzun vadeli hedefler için bile Bugünden harekete geçmeli. Yarınlar çok uzakta olabilir. Daha okulda başlamıyor muyuz Ertelemeye yaşamı? Hep yarına yatırım, bu günü sonra Yaşamacasına... "İşe gireyim, sonra..." "Evleneyim, sonra..." "Çocuklar büyüsün, sonra..." "Emekli olayım, sonra..." Sonra... Sonra... Sonra... Bu sürecin başında, ortasında, Yaşam her an sona erebilir. Sonrası olmayabilir. Fedakârlıklar güzel ama unutmayalım: Herkes kendi hayatını yaşar... Ertelenen sevdaların bedelini ödemiyor yaşam. |
Cevap: Tayfun Talipoğlu Şiirleri Ertelenen Sevdalar ertelenen sevdaların bedelini ödemiyor yaşam o zaman şimdi, sımsıkı tutup yüreklerimizi bir kez daha yitirmemek için geleceği suskunluğu boz manın zamanı gelmedimi özlemek yetmiyor özlemleri sıraya koymak gerek hikayenin bu yerinde varsayımlar üzerine kurulan gelecekte eğilmeden bükülmeden varabilmek için hedefe kaçakcısı olmadan duyguların yakalaya bilirsek birlikteliği bu günde bizim yarın da... Dilime Bu Türkü... dilime bu türkü yüreğime bu sevda düştü düşeli yollardayım gönlüme çoktan cemre düşürdüm seni sevmek için baharı beklemeyeceğim Demem Şu Ki Sevgilim Demem şu ki sevgilim.. Bir yerinde yaşamın birileri bittiğini anlatıyorsa durmadan sevdaların, ve az biraz, tutunduğumuz yerinden basıyorsa yüreğimize, direnmek gerek, direnmek gerek ki hem de nasıl hani diyor ya Usta: 'o iyi insanlar, o güzel atlara binip gittiler' gitmemişler.. gittilerse de dönmüşler sevdalalrı zulalarında konuşacakları günü beklemekteler Özeleştiri gül derlemeyi bilmezdi bizim çocukluğumuz türkülerde dinlediği kadarıyla tanıdı pembeyi adam gibi sevmeyi sevdiği için ölmeyi duyduysa bir kaç masaldan hepsi o... bastığımız kaldırım taşı dipsiz bir karanlıktı slogan gibi çıkardı postallarımızın gıcırtısı sevdalanmak ayıptı vakit yoktu anasını satayım öyle bellemiştik yüreğimizden inanmasakta bütün kızlar bizim bacımızdı hesap soracak vurguncudan tefeciden intikam alacaktık işbirlikçiden kim ne derse desin değişecekti bu düzen bu uğurda girmediysen kavgaya adam sayılmazdın ne mahallende ne okulda aç kalmak en kalitesizini içmek cigaranın racondandı arta kalan yaşamın burjuva özentisi yumruklaşmış ellerimizde tırnaklarımız avcumuzu parçalarken 'güneşi zap edeceğiz, güneşin zaptı yakın' derken, kollarımız ne kadar gergin yüreğimiz ne kadar büyüktü sonra biz büyüdük büyüdükçe yüreğimizi küçülttük 'yaşamın farkına varın'dediler bizim yerimize düşüneneler öyle uygun gördüler acemi olduğumuzdan bu kirli dünyada kimimiz yitip gittik çarpık sevdalarda para kazanmanın erdeminden söz eder olduk kaybettiğimize inandığımız günleri yakalamak için olsa gerek emekle terleyeceğini düşlediğimiz ellerimize tutuşturulan yeşil yada kırmızı kağıtlarla yetindik ve anladık ki sevgilim biz birbirimizi hiç sevmemişiz ortasını çoktan geçtik şimdi ömrün bir parça şiir bir parça türkü nasırlaşmış yüreklerimizi açabilecekmi belki yanlıştı belki göremiyoduk olmazı ama doğru olan bir şey vardı sonuna kadar insandı yüreğimiz zulme direnecek kadar delikanlı bastığımız yeri titretecek kadar karalı ve kendimiz dışında herkese insaflı hangimiz özlemiyoz şimdi o yoksul kaldırımları olmadı olmadı biliyorumda bu intikam bizi çoktan aşmadımı işte yeniden başladık üstelik savaştıklarımızı tanıdık şimdi ayrı gibi dursakta ayrı ayrı yollarda biliyorum dostlar gönlümüz hala aynı kulvarda |
Cevap: Tayfun Talipoğlu Şiirleri Ne Çoktular Ne Kadar Çocuktular Hiç göze gelmediler Gözdesi de olmadılar kimsenin Kimse farkına varmadı yalansız gözlerinin Göz oldu mu yüreklerinin Hiç anlamadılar Oysa ne çoktular ne kadar çocuktular Çözülemedi bakışlarındaki tarifsiz sevdalar Kim dedi sevgimi Büyüyünceye kadar cevapsızdılar Oysa ne çoktular ne kadar çocuktular Sarıydılar yada soluk benizli Çoğunlukla karaya yakın bir esmer Ve onlar genellikle burunlarını hiç silmezler Derin iç çekişleri bundandır Dünyanın kahrından değil Çünkü umurlarında değil Onların farkında olmayanlar Oysa ne çoktular ne kadar çocuktular Onlar çok ve çocuklar Büyüyecek adam olacaklar Önceleri öğretmen,ebe Sonra doktor olmak isteyecekler Bildiklerinden değil En yakınlarında onları gördüler, Hep onlar olmak istediler Çalınmış geleceklerinden habersiz Yarım yamalak düşlerde eridiler Oysa ne çoktular ne kadar çocuktular O güzelim yürekleri Delikanlılık edebiyatıyla körelttiler Okumanın erdeminden İnsan gibi yaşamanın bilimden geçtiğinden Haberleri olsun istemediler Ne kadar parlarsa parlasın Hep suskun kaldı o gözler Oysa ne çoktular ne kadar çocuktular Ahmed Ariften bu yana Yolunu gözleyenlerin adı değişti Hepsi o kadar Kuşpalazı,boğmaca,karaçiçek,sıtma Belki azaldı ama Yeni nedenleriyle yürek enfaktı Kanser filan hala kapıda Çaresizlik dağlar aşırmakta Yer yurt terk edildi Gurbet artık sıla Çalansa bildik değil başka bir hava Kırıldılar farkında olmasanız da Oysa ne çoktular ne kadar çocuktular Onlar çok ve çocuklar Gözlerinden dillerine dökülürse Bir gün sorular Sürdürebilecek miyiz aynı yalanı Yoksa yine susturacak mıyız onları Küçüldü dünya Çoğu gitti azı kaldı Geçici demişlerdi körlüğümüze Biraz fazla uzadı Oysa ne çoktular ne kadar çocuktular Onlar çok ve çocuklar Sesiz de kalsalar bizi bağışlamayacaklar Mazeretlerimize inanmayacaklar Yaşamımızda görünmedikleri her karenin Hesabını soracaklar Hazırlıklı olmak gerek Çünkü onlar şimdilik Çok ve çocuklar Benim Yolum Başındayız biliyorum,sonu da yok bu yolculuğun. Nöbet sırası bizdeymiş gibi geldi bana. Çünkü gördüm ki en çorak toprakta biten ayrıkotu bile bir şeyler aktarmakta kuşağına... ´´Dane´´vermeden gitmek bize yakışmaz, haksızlık olurdu ustalara... Boşuna mı çekilmişti bunca emek,bunca hasret? ´´Danelerden biri´´ysek eğer,kendi çapımızda bir tomurcuk dabiz vermeliydik... Öykülerimizi anlatırken sizi sıkmadan mesajlar iletmeliydik satır aralarında. Çünkü ´´gökten düşen elma´´ kalmadı. Hepsini bölüştüler çoktan... Yaşadığımız hiç bir olay yeni değil. Nedenleri,sonuçlarından daha eski. O gün anlattıklarımızı duymazlıktan,görmezlikten gelenler, sorumluluklarını çoktan unuttular. Onlar şimdi şikayetçi. Benim yolum 80 kuşağından bir kesit aslında. Yolun,sadece adı benim. Hepimiz aynı yoldaydık oysa... |
Cevap: Tayfun Talipoğlu Şiirleri Onları Gördüm Bir yerinde yaşamın birileri, Bittiğini anlatıyorsa durmadan sevdaların, Ve az buçuk tutunduğumuz yerinden basıyorsa yüreğimize, Direnmek gerek dostlar! gerek ki hem de nasıl... Hani diyor ya usta: 'O iyi insanlar, o güzel atlara binip gittiler...' Ya gitmemiş, Gittilerse de dönmüşler... Sevdaları zulalarında, Konuşacaklari günü beklemekteler... Yolumuz İnsana Demem şu ki sevgilim Demem şu ki sevgilim Bir yerinde yaşamın Birileri Bittiğini anlatıyorsa durmadan sevdaların Ve az biraz, Tutunduğumuz yerinden Basıyorsa yüreğimize Direnmek gerek Direnmek gerek ki hem de nasıl Hani diyor ya Usta; “o iyi insanlar,o güzel atlara binip gittiler” gitmemişler... gittilerse de dönmüşler sevdaları zulalarında konuşacakları günü beklemektedirler |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 17:56. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.9 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.
Site kurucuları: Damla ve Meltem