Forumunuz.Com

Forumunuz.Com (https://www.forumunuz.com/)
-   Üye Günlüğü (https://www.forumunuz.com/uye-gunlugu/)
-   -   Pale blue dot (https://www.forumunuz.com/uye-gunlugu/88712-pale-blue-dot.html)

Pawel Kuczynski 30 Mart 2017 01:19

Cevap: Pale blue dot
 
2045 intiative
http://www.webtekno.com/images/edito...cb3da22009.png
Avatar A; İnsan aklından geçen bilgilerin uzaktan gönderilip, sağlıklı bir şekilde tekrar beyne geri dönüş yapmasına olanak sağlayacak uzaktan kontrollü yapay vücut. 2020 yılına kalmadan tamamlanması bekleniyor.
Avatar B; Ölen bir insan beyninin organ nakline benzer bir şekilde nakledileceği yapay vücut. Bu vücut nakledilen beyne konaklık yapacak, beyni canlı tutacak ve çevre ile etkileşim içerisinde olacak. 2025 yılına kadar tamamlanması bekleniyor.
Avatar C; Ölen bir insan beyninin, kişiliğinin, zihninin ve şuurunun aktarıldığı yapay vücut. Organizasyona göre ilk başarılı zihin aktarımı 2035 yılında gerçekleşecek.
Avatar D; Hologram formunda yapay vücut. 2045 Initiative'in ana amacıdır. Hologram avatara sahip insanlar asla hastalığa yakalanmayacaklar ve böylece ölümsüzlüğün yanı sıra hasta da olmayacaklar.

En ilginç projelerden biri umarım gerçekleştiğini görürüz.

Pawel Kuczynski 30 Mart 2017 01:27

Cevap: Pale blue dot
 
Reisler
http://www.enteresanbilgiler.com.tr/...-konferans.jpg

Pawel Kuczynski 30 Mart 2017 01:34

Cevap: Pale blue dot
 
Elon musk
Teknolojik tekillik" (singularity). Teknolojik tekillik, gelecekte yapay zekânın insan zekâsının ötesine geçerek, medeniyeti ve insan doğasını radikal bir biçimde değiştireceğine inanılan hipotezsel nokta olarak tanımlanıyor.

"Eğer beyin kortekslerimiz ile dijital uzantılarımız arasında etkili bir sinirsel bağlantı gerçekleştirebilirsek, o zaman insan ile yapay zekânın birlikte var olduğu bir hâle geleceğiz. Ve bunu yaygınlaştırabilirsek, isteyen herkes buna sahip olabilecek. Böylece sorunu çözmüş olacağız. Yapay zekâlı şeytanî bir diktatörden endişelenmemize gerek olmayacak. Çünkü hepimiz yapay zekâlı olacağız. Bu benim düşünebildiğim en iyi sonuç."

bu arada insan ve yapay zekâyı birleştirip hibrid varlıklar (ya da cyborglar) hâline getirmek için bahsettiği sinirsel bağları geliştirecek start-upların kurulması gerektiğini düşünüyor.

"Ben yüksek bant genişliğine sahip bir beyin arayüzü üzerine düşünüyorum. Fakat biz şu anda son derece sınırlı bir bant genişliğine sahibiz. Eğer biz korteksimizde böyle bir arayüze sahip olabilirsek, pratik olarak süper-insanlar olacağız. Bilgisayarların, akıllı telefonların, uygulamaların yapabildiklerini yapabileceğiz. Bu, gelecekte bu sınırlılık sorununu çözmeye yardımcı olacağı gibi, çok da önemli olacak."

Pawel Kuczynski 30 Mart 2017 01:49

Cevap: Pale blue dot
 
.

Pawel Kuczynski 30 Mart 2017 01:51

Cevap: Pale blue dot
 
Laplace şeytanı
“Evrenin şimdiki halini geçmişin sonucu ve geleceğin nedeni olarak
ele alabiliriz. Bir an için evrenin tüm güçlerinin ve bunu oluşturan tüm varlıkların konumlarını anlayabilen bir canlı olduğunu düşünürsek, ve bunun bu verileri inceleyebileceğini de düşünürsek, aynı anda evrendeki en büyük varlıklardan en küçük atomlara kadar her şeyi hesaba katarak bir hesap yaparsa, hiçbir şey belirsiz değildir ve gelecek de, aynı geçmiş gibi, onun gözlerinin önündedir.”

Pawel Kuczynski 30 Mart 2017 01:52

Cevap: Pale blue dot
 
Anaksimandros’un Evren anlayışı, Thales’in çok daha ötesine geçer. Thales’in, tepsinin üzerinde yüzdüğünü iddia ettiği su kütlesini neyin taşıdığı sorusuyla, batıdan yok olan Güneşin, ertesi sabah nasıl olup da doğudan doğduğu sorusuna tatmin edici bir yanıt getirmenin güçlüklerini görmüştür. Böylelikle Anaksimandros, Dünyanın bir tepsi değil de, genişliği yüksekliğinin üç katı olan bir silindir şeklinde olduğu düşüncesine ulaşmıştır. Bu görüşe göre Dünya, Evren’in tam merkezinde, boşlukta ve dayanaksız olarak durmaktadır. Evren küresinin her yerine eşit uzaklıkta bulunan Dünya’nın, şu ya da bu yöne gitmesi için hiçbir neden yoktur.

Arkhe ya da temel töz konusunda da, Thales’i aşar. Thales temel tözü su ile özdeşleştirmiş, ya'ni bilinen bir madde olarak görmüştü. Anaksimandros'a göre bu mümkün değildir. Bilinen bir nen kesinlikle sonludur. Karşıtı ile sınırlandırılmıştır. Ama Temel töz, sonsuz ve tükenmez olmalıdır. Su gibi nicel açıdan sınırlı bir maddeden, Evreni meydana getiren sonsuz varlık kütlesi doğamaz. Sonsuz sayıda Evren olduğunu öne süren Anaksimandros’a göre, sonsuz miktarda maddenin mevcudiyeti gereklidir. Bu yüzden ana maddeyi, "aperion" (sınırı olmayan madde) olarak isimlendirmektedir. Bilinen elementlerden herhangi biri temel töz olsa idi, diğerlerini kaçınılmaz olarak egemenliği altına alırdı. Hava soğuk, su nemli, ateş sıcaktır. Bunlardan biri sonsuz hacimde olursa, diğerlerini derhâl ortadan kaldırır. Bu yüzden ana töz, kozmik (evrensel) çatışmada tarafsız olmalıdır. Başka bir deyişle, değişme, doğum ve ölüm, büyüme ve küçülme, bir öğenin sınırlarını diğerinin aleyhine olacak şekilde genişletmesinin bir sonucu olduğu için, suyun doğasına aykırı bir yapıda olan öğe ya da şeylerin, su içinde nasıl olup da eriyip gitmedikleri sorusuna doyurucu bir açıklama getirilemez. Sudan, yalnızca ıslak ve soğuk olan şeyler türeyebilir. Oysa, dünyada sıcak ve kuru olan şeyler de vardır. Suyun nitelik bakımından belirli olmasının yarattığı güçlükten kurtulsak bile, bu kez suyun nicelik bakımından sınırlı oluşunun yarattığı güçlük karşımıza çıkar. "O hâlde temel töz, (arkhe) belirsizdir.”

Anaksimandros, bu teze karşı ileri sürülebilecek, “O hâlde evrensel denge nasıl oluştu?” sualine, oldukça karmaşık bir evrimsel doğa teorisi ile cevap vermektedir. Sıcak ve soğuk kavramlarının “aperion"dan evvel oluştuğunu söylemesi, bu yetmezmiş gibi, doğal dengenin oluşumu ile ilgili olarak, "adâlet" kavramını da analizinin içine sokmuş olması, “Arkhe” târifi ile doğa teorisini, iyiden iyiye muğlâk bir hâle getirmiştir. Yaşamın denizlerde ve suda başladığını, insan da dahil olmak üzere, tüm canlıların önce denizlerde yaşamış olup, karaya daha sonra çıktıklarını söyler. Anaksimandros’a göre, insan türünün ataları da, önce balıkların vücudunda doğmuş ve ancak yaşamlarını kendi başlarına sürdürebilecek bir olgunluğa eriştikten sonra karaya çıkmışlardır. Hayatın oluşumu ile ilgili olarak geliştirdiği bu kuram ne kadar zayıf olursa olsun, yaratılışı bir evrim teorisi içersinde izâha çalışan ilk düşünür olma özelliği ile çok önemli bir filozof sayılmalıdır.

Pawel Kuczynski 30 Mart 2017 02:21

Cevap: Pale blue dot
 
İnsanlar öncelikle büyük tabiat güçlerine taparlardı. Büyük tabiat güçleri pasifti, yaratıcı güçten yoksundu. Bu tabiat güçlerine sonradan Tanrısallık biçilmiştir. İnsan aklı soyuttan somuta doğru gelişmiştir ve soyut şeyleri antik çağların insanları somutlaştırmak istemiştir.

Bu somutlaştırmadan evvel, Tanrı kavramı yaratıcı olmaktan ziyade soyut olarak 'enerjiyle' ifade ediliyordu. Örneğin Tammuz, bereket tanrısı olmadan önce ağacın ve bitkinin içindeki enerjiydi.

Bu somutlaştırma sürecinde Sümerler, o dönem en ileri oldukları astronomiden yararlanmıştır. İnşa ettikleri devasa Zigguratlar ile gökyüzünü gözlemektelerdi. Soyut ilahlarını, gökyüzünde keşfetmeye başladıkları cisimlerle özdeşleştirerek somutlaştırdılar. Ay Tanrısı, Güneş Tanrısı, Rüzgar Tanrısı vs.

Pawel Kuczynski 30 Mart 2017 17:22

Cevap: Pale blue dot
 
https://www.democracynow.org/images/...ALoveStory.png

Pawel Kuczynski 30 Mart 2017 17:40

Cevap: Pale blue dot
 
FRAKTALLAR

Doğa, düzensizlikten ve karmaşadan kurulu büyük bir sanat eseri gibidir. Doğada gördüğümüz pek çok varlığın gözümüze tamamen düzensiz göründüğünü bilir, ancak varlıklardaki düzensizliğe bakarak etkileniriz. Örneğin on binlerce rastgele, irili ufaklı çıkıntıların oluşturduğu düzensizliklerden oluşmuş dağlara bakıp hayrete düşer, yine rastgele dallanmalardan oluşan ağaçlara bakarak huzur buluruz. Örnekleri istediğiniz kadar çoğaltabilirsiniz. Okyanus ve denizlerdeki karmaşık dalgalar, gökyüzündeki bulutlar, yapraklar, yıldız kümeleri, nebulalar…

https://wallpapers.wallhaven.cc/wall...ven-162469.jpg

https://wallpapers.wallhaven.cc/wall...ven-162502.jpg


Peki, insanoğlu ürettiği birçok yapıyı düzenli kareler, dikdörtgenler veya çok kenarlı şekillerden oluşturup simetriden haz alırken, doğada bulunan tüm bu karmaşık varlıklardan böylesine karmaşık gözükmelerine rağmen nasıl estetik bir zevk alabiliyor? Bunun sebebi, aslında karmaşık gibi gözüken varlıkların temelde simetrik ve düzenli olmaları. Örneğin düzensizmiş gibi gözüken kocaman dağları yakından incelediğimizde, üzerindeki bir sürü çıkıntının aslında sürekli kendini tekrar ettiğini ve bu çıkıntıların sayısı arttıkça gözümüze düzensizlik izlemini verdiğini görebiliriz. Aynı şey bulutlar, dalgalar, ağaç dallanmaları gibi doğanın her yerinde bulabileceğiniz varlıklarda da geçerlidir. Sadece daha yakından bakmayı denemelisiniz…

Pawel Kuczynski 30 Mart 2017 18:06

Cevap: Pale blue dot
 
Karbon’dan oluştuk, oksijen soluyoruz ve su içiyoruz. Ancak yapı taşlarımız olan atomlar ve bize hayat veren oksijen atomları Big Bang ile oluşmadılar.

Hepsi eski, kısa ömürlü ancak devasa Nesil-III (Population-III) yıldızların kalplerinde füzyon ile dövüldü. Güneşimizden yüzlerce, binlerce kat daha büyük olduğu düşünülen bu yıldızlar yaklaşık bir kaç milyon yıllık ömürlerini tamamlayarak birer süpernova görkemi ile patladılar ve böylece evrene bizim yapı taşlarımızı saçıldı. Bugün uzay-zamanda uzaklara/geçmişe bakarak evrenin ilk milyon yıllarını inceleyip bu ilk yıldızları görmeye çalışıyoruz. Kolay değil evrende 12-13 milyar yıl geçmişe bakıp, galaksilerin bile soluk benekler olduğu yerlerde bu ilk yıldızları bulmaya çalışmak.

Bu ilk yıldızların ölümü ile büyük patlamadan beri sadece hidrojen, helyum ve lityum içeren evrene ilk kez oksijen ve karbon atomları saçıldı. Günümüzde evrende en çok bulunan elementler sıralamasında hidrojen ve helyumdan sonra oksijen ve karbonun gelmesi de bu yüzdendir. Bu iki atomun üretimi ilk yıldızların doğumu ile başlamıştır, bir anlamda sizi siz yapan bütün atomlar neredeyse evrenle yaşıt olabilirler.


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 05:22.

Powered by vBulletin® Version 3.8.9   Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.

Site kurucuları: Damla ve Meltem