![]() |
Cevap: Pale blue dot Hiçbir zaman tam anlamıyla düşüncelerimizi söylememize yetecek kelimelerin yeryüzündeki lisanlarda bulunmadığını uzun zaman önce anladım. |
Cevap: Pale blue dot Şimdi gözünüzü kapatın ve bir düşünün; insanlık tarihinin başladığı noktadan yavaş yavaş günümüze doğru gelelim. M.Ö. 9000 ile 5500 yılları arasında bizlerin ataları olan Çatalhöyük halkının yaşantısını hayal edin. Hatta hayal ederken o toplumda yaşayan bir birey olarak kendinizi onların yerine koyun. Evlerin içine adım atın. Ateşi keşfeden insanlardan çok sonra yemeklerini kendi elleriyle yapan, ürettiklerini herkesle eşit şekilde paylaşan, kendi arasında bir sosyal hiyerarşiye sahip olmayan bu ilk şehirleşmiş insanların duygularını anlamaya çalışın. Empatinin de ötesine geçip, dünyanın ilk komün toplumunun insanlık tarihine verdiği mesajı beyninize kazıyın: Savaş yok; sadece paylaşmak, eşitlik üretmek var ve tüm insanlık için! |
Cevap: Pale blue dot |
Cevap: Pale blue dot |
Cevap: Pale blue dot Bunları ben seçtim. Bu kaya hayatım boyunca beni bekliyormuş. Varoluşundan beri, daha bir meteorken, milyarlarca yıl önce uzayda buraya düşmeyi bekliyormuş. Tam buraya. Hayatım boyunca buraya sürüklenmişim. Doğduğum an, aldığım her nefes, yaptığım her şey beni buraya, evrendeki bu çatlağa sürüklemiş. |
Cevap: Pale blue dot İnsanlığın en utanç verici görüntüsü açlıktır. Zengin, fakir bütün ülkelerde insanların bir bölümü zenginlik içinde yüzerken, kentlerde yapılar, otomobiller birbirleriyle yarışırken, ister kulübelerinde, ister çadırlarında, ister dağlarda, ister çöllerde yaşayan tek bir insanın gününü aç geçirmesi uygarlığın, bilginin, teknolojinin ve sözde tanrıya inancın ham ve aldatıcı söylemler olduğunu gösteriyor. Bunu kanıtlamak için teolojik ya da sosyo-ekonomik yorumlar gerekmiyor. Dünyanın zengin insanları gökdelen dikmek, silah üretmek, savaş oyunları ile hemcinslerini öldürmek gibi etkinliklerle uğraşır, ve bu bağlamda dünyayı palavra ile doldururken aç kalanlara kaygısız kalıyor ve, Mehmet Akif’in deyimiyle ‘Tek dişi kalmış’ ağızlarından salyalar akarak dünyaya kaygısızca bakıyorlarsa, biz uygar bir dünyada yaşamıyoruz. |
Cevap: Pale blue dot Vücudunuzdaki her bir atom patlamış olan yıldızlardan geldi. Ve muhtemelen sol elinizdeki atomların geldiği yıldız sağ elinizdekilerin geldiği yıldızdan farklı. Bu gerçekten fizik hakkında bildiğim en şiirsel şey: Hepiniz yıldız tozusunuz. Yıldızlar patlamasaydı burada olamazdınız çünkü karbon, oksijen, azot, demir evrim için ve yaşam için gerekli olan her şey zamanın başlangıcında oluşmamıştı. Bunlar, yıldızların nükleer fırınlarında oluştu, ve onları vücudunuza almanızın tek yolu bu yıldızların patlayacak kadar 'kibar' olmalarıydı. Yani İsa'yı unutun. Yıldızlar sizin için öldü ve siz burada olabildiniz. |
Cevap: Pale blue dot eğer evrenimiz akla yatkın bir biçimde eşit miktarda madde ve karşıt maddeyle başlayıp öyle de kalsaydı biz burada olup "neden" ya da "nasıl" diye soramazdık. Çünkü evrenin ilk zamanlarında bütün madde parçacıkları bütün karşıt madde parçacıklarıyla birbirlerini ortadan kaldırır, geride saf ışınımdan başka bir şey kalmazdı. Yıldızları ya da galaksileri oluşturacak madde ya da karşıt madde kalmazdı; bir gece gökyüzüne bakıp da manzarayla birbirlerinin kollarında kendilerinden geçecek aşıklar ya da karşıt aşıklar da olmazdı. Dramlar olmazdı. Tarih boşluktan, yavaş yavaş soğuyup sonunda soğuk, karanlık ve boş bir evren ortaya çıkaran bir ışınım banyosundan oluşurdu. Hiçlik hüküm sürerdi. |
Cevap: Pale blue dot İnsanı kendi içinde kapalı tutan, çevresine aşılmaz duvarlar ören, hatta sanki toprağa gömen şey nedir, her zaman bilemeyebilir, ama gene de birtakım parmaklıkların, kapalı kapıların, duvarların varlığını hissederiz. Bütün bunlar hayali mi, kafamda uydurduğum fanteziler mi? Sanmıyorum. Sonra soruyorsun kendi kendine: ''Tanrım! Daha çok sürecek mi bu? Hep mi böyle sürüp gidecek? Sonsuza dek mi?'' Kişiyi bu esaretten çekip kurtaran nedir bilir misin? Çok derin ve ciddi sevgi. Dost olmak, kardeş olmak, sevmek... En üstün erk ile, sanki sihirli bir güçle hapishanenin kapısını açan bu işte. Bu olmadı mı insan ömür boyu hapiste yaşıyor. Duygu birliğinin yeniden doğduğu yerde yaşam yeniden başlar. |
Cevap: Pale blue dot Entelektüel olgunluğa ulaştığımda ve kendime bir ateist ya da bir teist ya da bir panteist ya da bir materyalist ya da bir idealist, bir Hıristiyan ya da bir özgürdüşünür olup olmadığımı sormaya başladığımda bunların içeriğinin benim öğrenebildiklerimden ve aksettirebildiklerimden daha fazla olduklarını tespit ettim, yanıt bunlardan daha az bir biçimde vardı. Bu iyi insanların çoğunluğu beni onlardan farklı düşündüren şeyler hakkında birbirleri ile aynı düşüncede idiler. Kesin bir bilme (gnosis) düşüncesi içinde bulunuyorlardı ben büsbütün emin değilken ve hatta sorunun çözülemez olduğuna kendimi ikna etmiş iken varlık sorununu birbirlerine göre az ya da çok başarılı biçimde çözmüş bir durumda idiler. |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 05:49. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.9 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.
Site kurucuları: Damla ve Meltem