![]() |
Cevap: Pale blue dot 1890 yılında İtalya'nın güzel Toscana kırlarında dolaşıyor olsaydınız, okuldan atılmış, uzun saçlı bir gencin Pavia yolunda ilerlemekte olduğunu görürdünüz. Almanya'daki öğretmenleri ona adam olmayacağını, sorduğu soruların sınıf disiplinini bozduğunu, okulu bıraksa daha iyi edeceğini söylemişlerdi. Böylece okulu bırakan genç, Toscana kırlarının güzelliklerini keşfederken, dolaşırken, zihninde sınıfta düşünmeye zorlandığı konulardan başka sorulara yanıtlar aramaya koyuldu. Bu gencin adı Albert Einstein' dı ve zihninde yanıt aradığı sorular dünyayı değiştirdi. |
Cevap: Pale blue dot Yerküremize uzaydan baktığımızda, ulusal sınır diye bir şey göremiyoruz. Uzaydan gezegenimizin incecik mavi bir hilal sonra da yıldızlar kenti arasında bir ışık noktası olarak göründüğünü izleyince etnik, dinsel ya da ulusal şovenist davranışların sürdürülmesi akıl almaz bir duruma düşüyor. |
Cevap: Pale blue dot Bacon insanın "doğa üzerinde sahip olduğu hakları" kullanmasından söz ediyordu. Aristoteles "doğanın tüm hayvanları insan için yarattığını" söylüyordu. Immanuel Kant’a göre "insan olmasaydı, yaratılmış her şey yaban kalır, bir hiç olur”du. Çok uzak olmayan bir geçmişte doğayı "fethetmek"ten ve uzaya "hâkim olmak"tan söz ediliyordu; sanki doğa ve kozmos, haklarından gelinmesi gereken düşmanlarmış gibi. Din adamları topluluğu da bu konuda önemli bir rol oynadı. Batı dünyasının dînlerine göre, insanlar nasıl Tanrıya boyun eğmek zorundaysa, doğadaki başka her varlık da insana boyun eğmek zorundaydı.Descartes ve Bacon dinden çok etkilenmişlerdi. "Doğaya karşı biz" düşüncesi dinsel geleneklerimizden bize miras kalmıştır. Tekvin’de Tanrı insanlara “her canlı varlık üzerinde egemenlik” tanımış ve “her canavar”ın bizden “korkması” ve karşımızda “huşu duyması” buyurulmuştur. İnsanoğlu doğaya “boyun eğdirmeye” teşvik edilir ve “boyun eğdirme” ifadesi askeri anlamlar ima eden İbranice bir sözcükten çevrilmiştir. |
Cevap: Pale blue dot İnsan özgür doğar; oysa her yerde zincire vurulmuştur. Falan kimse kendini başkalarının efendisi sanır ama böyle sanması onlardan daha da köle olmasına engel değildir. Gerçek anlamıyla bir demokrasi hiçbir zaman var olmadı ve var olmayacak. Büyük bir çoğunluğun yöneten ve daha azının yönetilen olduğu bir düzen doğal yasaya aykırıdır. |
Cevap: Pale blue dot Aşkın gizemi, ölümün gizeminden daha büyüktür. http://1.bp.blogspot.com/-clCTB0Rkzy...dino-luini.jpg |
Cevap: Pale blue dot |
Cevap: Pale blue dot “Peki insanlar nerede?” dedi Küçük Prens, “İnsan kendisini çölde çok yalnız hissediyor.” “İnsanların içinde de öyle hissedersin.” dedi yılan, “Arada pek fark yoktur.” |
Cevap: Pale blue dot Hayatın bize çizdiği yoI, özgürIük ve güzeIIikIerIe doIu oIabiIir, ama biz bu yoIu yitirdik. Hırs insanIarın ruhunu zehirIedi, dünyayı bir nefret çemberine aIdı. Hepimizi kaz adımIarıyIa sefaIetin ve savaşIarın içine sürükIedi. Hızımızı artırdık, ama bunun tutsağı oIduk. BoIIuk getiren makineIeşme bizi yoksuI kıIdı. Edindiğimiz biIgiIer bizi çıkarcı yaptı, zekamızı da katı ve acımasız. Çok düşünüyoruz, ama az hissediyoruz. MakineIeşmeden çok insanIığa, zekadan çok iyiIik ve anIayışa gereksinmemiz var. İnsancıI değerIerimizi koruyamazsak hayat korkunç oIur, hep yitiririz. Siz insanIar güçIüsünüz. MakineIeri yapacak güç sizdedir. Bu hayati oIağanüstü bir mutIuIuk serüvenine çevirecek oIan yine sizIersiniz. ÖyIeyse, insanIık ve demokrasi adına bu gücü kuIIanaIım ve miIIiyetçiIik hastaIığına karşı birIeştireIim. Din, diI, uIus ayrımcıIığı oImayan yeni bir dünya yarataIım. |
Cevap: Pale blue dot Üşümek varsa bu sıcağın yokluğudur, karanlık varsa ışığın yokluğu. Eğer her yer karanlık ve sen üşüyorsan işte bu O’nun yokluğu. |
Cevap: Pale blue dot amerikalı bir zengin işadamı, bir iş seyahati sırasında küçük bir meksika köyü kasabasına uğrar. limanda gezerken, ağzına kadar balık dolu küçük bir teknenin içinde oturan bir balıkçı dikkatini çeker. merakla yanına yaklaşır ve sorar, "merhaba, bu balıkları yakalamak ne kadar zamanını aldı ?" balıkçı, tümünü bir-iki saate yakaladığını söyler. yabancı adam bu kez, niçin daha uzun süre kalıp daha fazla balık yakalamadığını sorar. balıkçı, ailesinin geçimi için bu kadarının yettiğini söyler. amerikalı işadamı merakla balıkçıya kalan zamanını nasıl geçirdiğini sorar. balıkçı anlatır, "geç vakit yatarım, sabah birazcık balık yakalarım. sonra çocuklarımla oynarım, öğleyin de karım maria ile biraz siesta yaparım. akşamları, amigolarla beraber gitar çalıp beraber eğleniriz. dolu ve meşgul bir yaşantım var efendim" amerikalı gerinerek, "benim harvard'dan masterım var ve sana yardım edebilirim. balık tutmak için daha çok zaman ayırmalı ve daha büyük bir tekne ile çalışmalısın. bu tekneden elde edeceğin gelirle daha büyük tekneler alırsın. kısa surede bir balıkçı filosuna sahip olursun. böylelikle, yakaladığın balıkları aracılara değil doğrudan doğruya işleme tesislerine satarsın. hatta kendi balık fabrikanı bile kurabilirsin. balıkçılık sektöründe bir numara olursun" ve amerikalı devam eder, "tabii bunları yapman için öncelikle bu küçük balıkçı kasabasını terk edip mexico city'ye, daha sonra los angeles'e ve en sonunda holdingini genişletebileceğin new york'a yerleşirsin" balıkçı düşünceli vaziyette sorar, "peki bayım, bu anlattıklarınız ne kadar zaman alır ?" amerikalı yanıtlar, "15-20 yıl kadar" "peki bundan sonra efendim?" diye sorar balıkçı... amerikalı güler, "simdi anlatacağım en iyi tarafı! zamanı geldiğinde, şirketini halka açarsın ve şirketinin hisselerini iyi paraya satarsın! kısa zamanda zengin olup milyonlar kazanırsın!" "milyonlar?" der. meksikalı, "eee...sonra bayım?" amerikalı, "ondan sonra emekli olursun. geç vakitlerde yatabileceğin küçük bir balıkçı kasabasına yerleşirsin, istersen zevk için biraz balık tutarsın, çocuklarınla oynayacak, karınla siesta yapacak zamanın olur, akşamları da arkadaşlarınla gitar çalar eğlenirsin. nasıl, mükemmel değil mi?" -çok güzel de ben şu an başka ne yapıyorum ki! |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 08:41. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.9 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.
Site kurucuları: Damla ve Meltem