Budizm Brahmanizm'deki puta tapma inancını reddedip ona karşı çıkmaktan
doğmuş bir dindir ve ana din olan Brahmanizm'den birçok esas
taşımaktadır. Bir bakıma Brahmanizm'deki putların kırılması yolunda bir
reform niteliği taşır. Ancak putlara karşı olan Buda'nın getirdiği din kendisinden
sonra Buda heykellerine tapma şeklinde putperest bir karaktere bürünmüştür.
Buda, hayatın tabii olaylarını bir ıstırap olarak görüyor ve bundan
kurtuluşu bütün arzu ve ihtiraslardan uzaklaşmaya bağlıyordu. Bu da
onları aşırı riyâzet, nefse ezâ ve hatta dünya hayatının tamamen terkedilmesi
gibi aşırılıklara sevkediyordu. Yapısındaki köklü değişiklik ve bozulmalara
rağmen Budizm'de de ileride gelecek bir kurtarıcı (Maitreya veya
Metteya) müjde ve beklentisi vardır.
Sâbiîlik de İslâm'ın geldiği asırda mevcut bir inanç idi. Sâbiîler hicrî ilk
yüzyılda müslümanların hâkimiyeti altına girmiş ve onlara zimmîlik statüsü
tanınmıştır. Sâbiîler'in oldukça eskiye dayanan bir tarihleri olmakla birlikte
nasıl doğduğu, kimin tarafından yayıldığı açık ve net olarak bilinmemektedir.
Sâbiîlik’te bir yüce varlık inancı mevcut olmakla birlikte ışık âlemi ile
karanlık âlem arasındaki mücadeleye dayanan bir düalizm inancı hâkimdir.
Peygamberlik inancının mevcudiyeti tartışmalı olmakla birlikte Hz. Yahyâ'ya
büyük önem verilmekte ve kendi peygamberleri olarak açıklanmaktadır.
Diğer taraftan Sâbiîler Hz. İbrâhim, Hz. Mûsâ, Hz. İsâ ve Hz.
Muhammed'i kötülük peygamberi, yalancı olarak nitelemektedirler.