Farz-ı muhal ki; bir düşmanınızla dövüşüyorsunuz. Bir dostunuz yetişti, bir darbede onu tesirsiz bıraktı ve siz kurtuldunuz.

İbtilâ işte bu dostunuz gibidir.
Ruh nefisle mücadele ve münâkaşa halinde iken, Allah-u Teâlâ nefse bir ibtilâ verir, nefis o darbe altında bocalayıp inlerken ruh kurtulmuş olur.
Yani ruh, düşmanı olan nefsin elinden ibtilâ ile kurtulur.

İbtilâ bu kadar değerlidir, daha doğrusu Allah-u Teâlâ’nın büyük bir ikramıdır.

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde:
“Allah kime hayır dilerse onu musibete uğratır.” buyuruyor. (Buhâri)

Herkes ateş olarak görür, içindeki nuru dilediğine gösterir.
O’nun her taksimi güzeldir.

Ebu Hüreyre -radiyallahu anh-den rivayet edilen bir Hadis-i şerif’lerinde de şöyle buyuruyorlar:

“Erkek olsun, kadın olsun bir mümin Allah’ına günahsız, tertemiz kavuşuncaya kadar; başından, çoluk-çocuğundan, malından ibtilâ eksik olmaz.” (Tirmizî)

(...) kaza ve kaderden gelen her silleye her cefaya razı olmamız gerekir.

(Alıntıdır-Derleme)