Atatürk Savarona'da | 11 aralık Atatürk Günlüğü



Atatürk Savarona'da

Atatürkün en yakınlarından Şükrü Kayâ nın bu yazısı Atatürkâ'ün bilmediğimiz birçok hususiyetlerini de ilk defa açıklamaktadır.

1938 yılı Haziran'ın beşiydi, Türkiye Büyük Millet Meclisi vaktinde bütçeyi kabul etmiş, onunla ilgili kanunlar tartışılıyordu. Yaz tatiline girmek zamanı da gelmişti. Böyle günlerde Mecliste nasıl sinirli ve sabırlı bir hava estiğini, soruları cevaplandırmak, konuları aydınlatmak zorunda olanlar bilirler. Ben, o tarihte Hükümetin en son sorumlusu değilsem de en meşgul olan vekillerindendim. Üzerimde Dışişlerinin ve partinin işlerinden başka Hatay davasının düzen ve takibi görevi de vardı. Fazladan olarak, Başbakanın emriyle Meclis görüşmelerine devam edip, gerekli cevapları ve açıklamaları vermeye de memur edilmiştim.

Atatürk 19 Mayısta İstanbulâ gitmiş, Savarona Yatında kalıyordu. Rahatsızdı. Saraydan telefon etmişler, Atatürk, mümkünse o akşam, değilse, ertesi gün kesinlikle İstanbulâ gitme emri buyuruyorlarmış. Zaman az, vaziyet sıkışık olmakla beraber, Meclis Başkanı ve Başbakan çabuk dönmek emriyle İstanbulâ gitmeme izin verdiler. Gittim. Atatürk beni Dolmabahçe önünde demirli Savarona da açık salonda hiçbir ev sahibinde görülmeyen o eşsiz nezaket ve samimiyetle kabul etti. Ben onu, yatak odası dışında hiçbir vakit gecelikle görmemiştim. O gün entari gecelikle idi. Devetüyü rengindeki pardösüsü de üzerindeydi. Meclisteki kanunlar işi ve Hatay hakkında bilgi aldıktan sonra:

-Gel sana kamaramı göstereyim diye ayağa kalktı. Gözleri yine mavi, zekâlı ve manalıydı. Bakışları yine cana yakın ve okşayıcıydı. Fakat çehresi süzük ve solgun, hali üzüntülü ve yorgundu. Fakat çehresi süzük ve solgun, hali üzüntülü ve yorgundu.

Niyazi Ahmet Banoğlu, Nükte ve Atatürk, , İstanbul 1978, s. 123124.

Kaynak: Atatürk'ten Gençliğe Unutulmaz Anılar, Ahmet Gürel, Mayıs 2009