Şafii mezhebi veya ''Şafiilik'', Arap Yarımadası ve Kuzey Afrika'da halkın çoğunluğunca, Türkiye ve İran'da ise azınlıkta olarak takip edilen ameli-fıkhi mezheptir.
Şafii mezhebi, Sünnilik inanç mezhebi içinde yer alan dört mezhepten biridir.
İmam-ı Şafiî'nin (Hicri 150 (MS.İmam-ı Şafii (767-820), ünlü İslam hukuku bilgini. Şafii mezhebinin kurucusudur.
Adı, Muhammed bin İdris Kureyşî’dir. Künyesi Ebû Abdullah’tır. Anne ve baba tarafından soyu Peygamber efendimizle birleşmektedir.
767 (H.150) senesinde Gazze şehrinde doğdu. 820 (H.201) yılında Mısır’da vefat etti. Karafe Kabristanındadır. İki yaşında, Medîne’ye götürüldü. İmam-ı Malik’ten ders okudu.Yedi yaşında hafız oldu. Hadis, fıkıh, lügat ve edebiyatta çok yükseldi. İmam-ı Ahmed bin Hanbel’in hocasıdır. 810 yılında Bağdat’a, 812’de Mekke’ye, 814’te Mısır’a geldi. Usûl-i fıkıh ilmini ilk yazanlardandır. Hadis ilminde Sünen ve Müsned ve usûl-i fıkıh ilminde Kitab-ül-Ümm usûl-i fıkıh ilminde Er-Risale adlı eserleri çok kıymetlidir.
Şafiî mezhebindeki metot: İmam-ı Şafiî’nin, talebelerinin ve kendisine soru soranların dînî meselelerini çözümlerken ortaya koyduğu ve takip ettiği metotlar, Şafiî mezhebinin temel ilkeleri olmuştur. Bu mezhebin metotları da , diğer bütün müçtehitlerin metotlarına benzemekle beraber, bazı farklılıkları vardır.
Bütün müçtehitler, bir işin nasıl yapılacağını Kur’an-ı kerîmde açık olarak bulamazlarsa, hadîs-i şerîflere bakarlar. Hadîs-i şerîflerde de açıkça bulamazlarsa, bu iş için (icma) var ise, ona uyarlar. İcma, Eshab-ı kiramın ve onlardan sonra gelen Tabiîn denilen alimlerin bir meseledeki sözbirliğine denir. Bir işin nasıl yapılması lazım olduğu icma ile de bilinmezse, müçtehitler kendileri kıyasta bulunarak içtihat ederler; meselenin dînî hükmünü bildirirler. Kıyas, Kur’an-ı kerîmde ve hadîs-i şerîflerde, hakkında açık bir hüküm bulunmayan bir işi, açık hüküm bulunan diğer bir işe benzeterek hükme bağlamaktır. Buna içtihat denir.
İmam-ıŞafiî, içtihatlarında, İmam-ı A’zam’ın kıyas işinde takip ettiği metot (Re’y yolu) ile, İmam-ı Malik’in takip ettiği (Rivayet yolu)’nu birleştirerek, ayrı bir içtihat metodu kurdu. İmam-ı Şafiî, Medîne-i münevverede oturan İmam-ı Malik’in sohbetlerinde bulunarak onun yolunu öğrendikten sonra, Bağdat tarafına gelerek, İmam-ı A’zam’ın talebesinden okuyup, bu iki yolu birleştirdi. Ayrı bir içtihat yolu kurdu. Kendisi Arap edebiyatını çok iyi bildiğinden, ayet-i kerîmelerin ve hadîs-i şerîflerin ifade tarzına bakıp kuvvetli bulduğu tarafa göre karar verirdi, iki tarafı kuvvetli bulmazsa, o zaman kıyas yoluyla içtihat ederdi.
Mezhebin yayılması
Hanefî mezhebinden sonra en çok Şafiî mezhebi yayılmıştır. İmam-ı Şafiî daha hayattayken, Harameyn (yani Mekke-i mükerreme ve Medîne-i münevvere) ve Filistin’de yaşayan Müslümanlar arasında tamamen bu mezhep yayıldı. Şimdi de Şafiîler; Mısır’da, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da, Arabistan’da ve Dağıstan’da yaşayan Müslümanlar arasında çoktur.
Hayatın ağıtını bilenler anlar ancak.
Değeri değere değen kavrar.
Bilgi kokmayan karşı çıkışlarda cehalet kokusu ve kompleks vardır.