Efendimsin cihânda i’tibârım varsa sendendir

Miyân-ı âşıkânda iştihârım varsa sendendir

(Sen benim Efendimsin, benim bu cihanda itibarım varsa sendendir. Aşıklar arasında bir şöhretim varsa yine sendendir.)

Benim feyz-i hayâtım hâsıl-ı rûh-ı revânımsın

Eğer sermâye-i ömrümde kârım varsa sendendir

(Benim hayatımın bereketi, akıp giden ruhumu ortaya çıkaran sensin. Eğer ömrümde bir kazancım varsa senin sayendedir.)

Veren bu sûret-i mevhûme revnak reng-i hüsnündür

Gülistân-ı hayâlim nevbâharım varsa sendendir

(Bu vehmi; hayal ürünü olan şekle parlaklık ve canlılık veren senin güzelliğinin rengidir. Hayalimin bir gülbahçesi, ilkbaharım varsa bu senin ihsanındır.)

Felekden zerre mikdâr olmadım devrinde rencide

Ger ey mihr-i münîr âh u zârım varsa sendendir

(Devrinde felekten zerre kadar incinmedim. Ey nurlu güneş! Eğer ah edip ağlıyorsam senin için ağlıyorum.)

Şeyh Galib


Ne kadar bilmese de halk hüner-mendi tanır.

Ne kadar bilmese de halk hüner sahibini tanır.

Vakt-ı şâdî de gelir mevsim-i mihnet de geçer.

Dert mevsimi geçer, neşe vakti de gelir.

Su uyur düşman uyur haste-i hicrân uyumaz.

Su uyur, düşman uyur, ayrılık hastası uyumaz.

Hayret-dih-i cân o çeşm-i şehbâz / Âhû-yi füsûn kebûter-i nâz.

Cana hayret veren o şahbaz göz, o büyü ceylanı, naz güvercini.

Bilmem ne füsûndu ol fesâne / Dûzah haberin getirdi câne.

Bilmem o efsane ne büyü idi, cana cehennem haberini getirdi.

Korkutmağa düşme bî-mahaldir / Vuslat dediğim benim eceldir.

Korkutmaya çalışma, yersizdir. Benim vuslat dediğim eceldir.

Cân oldu piyâle-nûş-ı hasret / Çeşm oldu güher-fürûş-ı hasret.

Can hasret kadehini içer oldu, göz ayrılık cevherlerini (gözyaşlarını) satar oldu.

Zannetme ki şöyle böyle bir söz / Gel sen dahi söyle böyle bir söz.

Şöyle-böyle bir söz zannetme. Söyleyebiliyorsan gel sen de böyle bir söz söyle.

Hoşça bak zatına kim zübde-i âlemsin sen / Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen.

Kendine iyi bak çünkü alemin özüsün sen. Varlıkların gözbebeği olan insanoğlusun sen.

Fârığ olmam eylesen yüzbin cefâ sevdim seni / Böyle yazmış alnıma kilk-î kazâ sevdim seni / Ben bu sözden dönmezem devreyledikçe nüh felek / Şâhid olsun aşkıma arz u semâ sevdim seni.

Yüzbin cefâ etsen vazgeçmem, bir kere sevdim seni. Kazâ ve kader kalemi alnıma böyle yazmış; seni sevdim bir kere. Dokuz gök döndükçe bu sözden dönmem: Sevdim seni; yer ve gök aşkıma şâhid olsun.

Şiir mumdan kayıklarla alev denizini geçmeye benzer.

Her renge boyan da renk verme.

Vücut, ruhun bineğidir.

Gâh kar yağıyordu,gâh karanlık.