Bir sokakta buluyorum kendimi,çok tanıdık bir sokak.Çocukluğumun geçtiği,nice güzel dostluklar kazandığım ama şimdi benim için mazide kalmış bir sokak.Oyunun adı power rangersçılık.Evet bildiniz,o dönem benim için efsane olan,çocukluğumu onun oyuncaklarıyla süsleyen ama yıllar geçtikçe o kadar da abartılacak birşeyinin olmadığını anladığım dizinin oyunu.
Ben her zamanki gibi siyah rangersı seçiyorum ve saçma sapan koşup zıplıyoruz ama epey eğleniyoruz...
Annem ve kardeşimle beraber parka gidiyoruz.Bir güzel eğleniyoruz,kurtlarımızı döküyoruz.Park dönüşü trafiğin yoğun olduğu bir kavşakta duruyoruz.Işığın yanmasını bekliyoruz karşıya geçmek için.
Kardeşim bir eliyle annemin elini diğer eliyle benim elimi tutuyor hatırlıyorum.Sonra bir dolmuş geçiyor önümüzden.Kardeşim bir anda elimizi bırakıyor ve hızlıca karşıya doğru koşmaya başlıyor.Dolmuşun arkasından hızla gelen toros son anda görüyor kardeşimi ve frene asılıyor ama nafile.Herşey gözümün önünde gerçekleşiyor.Kardeşim bir-iki metre kadar uçtuktan sonra kolunun üstünde yere düşüyor.Direkt hastaneye götürüyoruz.Allaha şükür bir iki gün içinde taburcu oluyor...
Koşuyorum,çılgınca koşuyorum.Köpeğin hırıltısını duyuyor,nefesini ensemde hissediyorum.Gittikçe daha çok yaklaşıyor anlıyorum.Diğer çocuklar yan bahçeye atlıyor ama ben en küçük olduğum için en arkada kalıyorum.Ayağım tökezliyor,terlik ayağımdan çıkıyor.Bir ayağımda terlik diğer ayağım çıplak bir şekilde devam ediyorum koşmaya.Köpeğin tam yakalayacağı
zaman karşı komşu yetişiyor imdadıma.O gün bugündür köpeklerin yanına yaklaşmıyorum...
Annemin tatlı sesini duyuyorum.Hemencecik ayağa dikiliyorum ne de olsa o gün büyük gün.Okula başlıyorum.Önce kahvaltımızı yapıyoruz ardından babam beni okula getiriyor.Etrafımda benim gibi bir sürü çocuk ve onların anne-babaları.Ders zili çalıyor.Babamdan ayrılıyorum ve derse giriyorum.İçim bir tuhaf oluyor.Etrafıma bakıyorum,bütün çocuklar ağlamaklı.Bende ortamın verdiği duygu sebebiyle koyveriyorum gidiyor.Değişik ortam,değişik yüzler...
Dersteyim,teneffüsün gelmesini iple çekiyorum.İçimde büyük bir heyecan var.O gün kurdelamı alacağım.Zil çalıyor,annem ve babam ellerinde kuru pastalar,kurabiyeler,ayranlar,pastalar,kekler,böre kler eşliğinde sınıfa giriyor(Koca sınıfı doyurmak zor).Öğretmen beni tahtaya kaldırıyor,bütün arkadaşlarım alkışlıyor.Ben de sınıfta okuma-yazmaya ilk önce geçen kişi olmanın haklı gururunu yaşıyorum.O gün günlerden 10 Kasımdır ve o gün benim gözümde çok önemli bir yere sahiptir...
Kış geliyor,çatıyor.Okul sömestr tatiline giriyor.Biz de her kış yaptığımız gibi Bandırma'ya dayımların yanına gidiyoruz ailecek.Dayımın oğlu ve onun arkadaşlarıyla dokuz aylık oynuyorum o sırada.Çok susuyorum.Su içmek için eve gidiyorum.Evde televizyon açık ve haberlerde Barış Manço'nun öldüğünü söylüyor.O an yıkılıyorum resmen.Hüngür hüngür ağlıyorum.İmdadıma annem yetişiyor tesellileriyle.Ellerinden öpüyorum canım annem...
Bir hastane odasındayım.Üstümde beyaz bir önlük,karşımdaki yatakta kardeşim yatıyor.Yanımızda annem,babam ve bir de aile dostumuz İlyas amca var.Doktor içeri giriyor.Benim olduğum yatağa doğru yöneliyor.Ben de
çocukluğun ve o anki durumun psikolojisinden olsa gerek panik halindeyim.Sonuçta sünnet olacağım,korkuyorum.Doktor üzerime eğiliyor."Acımayacak,hem sen büyüksün kardeşine örnek ol" diyerek sakinleştirmeye çalışıyor ama nafile ağlamışım bir kere.Sonra işini bitiriyor ama anlamıyorum bile,sahiden acımıyor.Kardeşimi bekliyorum ne zaman ağlayacak diye ama işi bittiğinde bakıyorum ki bana doğru gülümsüyor.Evet,benim öyle davetiyeli,kutlamalı bir sünnetim olmadı çünkü sünnet olduğum o tarih 19 Ağustos 1999 tarihiydi yani büyük depremden iki gün sonrası.Burdan bütün hayatını kaybedenlere Allah rahmet eylesin diyorum...
O zamanlar ikinci sınıfın ikinci haftası,İlköğretim haftası denilen hafta yani(Tarihi çok net hatırlıyorum).Zil çalıyor,teneffüs oluyor.Karnım acıkmış,annemin beslenme çantasına koyduğu erzaktan biraz bişeyler alıp dışarı çıkıyorum.Kantinin oraya giderek her zamanki yerime oturuyorum ve yemeğimin tadını çıkarıyorum.O sırada kantinin prizi gözüme çarpıyor.Merak ediyorum,çocukluğun da verdiği bir afacanlıkla kurcalıyorum ve parmağımı içine sokuyorum.1-2 saniye kadar elektrik çarpıyor.Titredikçe titriyorum.Gözümü açıyorum ve kendimi hastanede buluyorum.Parmağım bantla sarılmış zannediyorum önce ama öyle olmadığını anlıyorum.Derim yanıyor,parmağım gün geçtikçe kömürleşiyor.Bir hafta sonra ameliyata giriyorum ve parmağımı eklem yerinden kesiyorlar.Sonradan beni beş senelik sıra arkadaşımın kurtardığını öğreniyorum.Sevgili Mustafaya burdan selamlar yolluyorum...
Her pazar sabahı olduğu gibi bakkala ekmek almaya gidiyorum kahvaltı için.Fazla param olduğundan dolayı kendime cips de alıyorum içinden taso çıkanlardan.Cipsi açıyorum yolda giderken.İçinden o zamana kadar hiç görmediğim ash tasosu çıkıyor.Sevinçten havalara uçacağım neredeyse.Sonra onu mahalledeki bir arkadaşa yüz taso karşılığında veriyorum.Çakallık yaptığımı sanıyorum ama zaman içinde bütün tasolarımı aynı çocuğa kaptırıyorum...
Akşam oluyor.Kendimi karanlıkta bir ağacın arkasında buluyorum.Ebe beni görmesin,sesimi duymasın diye nefes bile almayacağım neredeyse.Ufaktan gözlüyorum ebeyi.Yerinden biraz ayrıldığını görüyorum ve hızlıca koşuyorum.Sobeeee.O sobelemenin verdiği heyecandan olsa gerek hafiften tuvaletim geliyor,tutuyorum.Ama oyun o kadar sarıyor ki tuvaletimin
geldiğini bile unutuyorum...
Bu sefer yaz gelmiş.Tatil için Bandırmadayız yine.Her akşam üstü yaptığımız gibi yanımıza top ve belli miktarda erzak alarak dayımların ineklerini otlatmaya götürüyoruz(Şimdi hatırlıyorum da çocukken en
çok hoşuma giden şeylerden biriydi inek otlatmak).O zamanda normal başlıyor bu iş.Önce topumuzu oynuyoruz sonra oturuyoruz muhabbet ediyoruz.Bir ara kendimi kötü hissediyorum.Hemen kardeşim ve dayıoğlunun
yanından kalkıp eve dönüyorum.O günü çok ateşli geçiriyorum.Ertesi gün hastaneye gidiyoruz ve hemen apandist ameliyatına alıyorlar.Bundan yaklaşık beş ay sonra ise bademcik ameliyatı oluyorum.Evet,daha 10 yaşıma
gelmeden üç ameliyat geçiriyorum...
Almışım bilyelerimi sokakta arkadaşlarla oynuyorum.Önce şapa başlıyoruz(Bilmeyenler için aynı oyuna üçgen de derler).Şapta iyi oynuyorum ben de o dönemler.Biraz da şansımın yardımıyla yeniyorum hepsini.Seviniyorum tabi bilyelerimin sayısı arttı diye.Sonra arkadaşlardan halka oynayalım diye bir fikir geliyor.Ben hemen itiraz ediyorum çünkü biliyorum o oyuna başlarsak bütün bilyelerimi kaybedeceğimi.Klasik korktun mu tepkisi gelince erkekliği de elden bırakmıyorum.Oyun başlıyor ve tüm bilyelerimi kaybediyorum...
Anılardır insanı yaşatan,onu kah hüzünlendiren kah mutlu eden.Benim de daha anlatacak bir sürü anım var tabi ki.Oynadığım oyunlar,izlediğim çizgi filmler,oyuncaklarım ve benim o küçük,mutlu dünyam.o zamanki dostlukları özlüyorum.O sıcak ortamı tekrar bulmak istiyorum ama ipin ucunu kaçırmışız bir kere.Yıllar geçiyor ve bilmeden senaryomuzu oynuyoruz bu hayatta.İstediğimiz gibi şekillendiremiyoruz bazen yaşantımızı.Her istediğimiz olmuyor her zaman.Ama akışına bırakmak gerekiyor bazen,bazen de sorgulamak.Ben de bugün sorgulayan günümdeyim sanırım.O günlere olan özlemimin beni böyle bir konuda yazı yazmaya ittiğini düşünüyorum.O zamaki dostlukların onda birini bile bulamıyorum şimdi.Hani diyor ya"unutulmuş birer birer eski dostlar eski dostlar"diye,hayır unutmadım,hepsini hatırlıyorum.Ama hatırlamak yetmiyor bazen,kendime soruyorum dostlarımla aramın neden veya ne zaman açıldığını,cevaplandıramıyorum.Uçurtmamı,bisikleti mi,toplarımı kısacası o yılları geri istiyorum.Yine ağlamak istiyorum doya doya.Ama zamanı durduramıyorum...
Alıntı ..
Üyelik tarihi
14 Ekim 2016
Bulunduğu yer
İnsan-ı kâmil
Mesajlar
10.971
Seslenildi
595 Mesaj
Etiketlendi
71 Konu
Ruh Hali
Çocukluğum.
05 Aralık 2016
Hayal meyal hatırlıyorum Süper Baba'nın jeneriğini ve kafamda duyuyorum o efsane şarkının sesini.Önce bir blokflüt giriyor ve süper solonun ardından o güzel şarkı başlıyor.Bana bir masal anlat baba içinde bütün oyunlarım kurtlar kuzu olsun şekerle bal.Evet,böyle başlıyor anılarım...
- Paylaş
- Share this post on
Digg
Del.icio.us
Technorati
Twitter
Roman bunu beğendi.

1Beğeniler
Hybrid-Şeklinde