Sessizce ağladın karşımda
Ben
hiç anlamadım
inan;
Acı bir çay getirdi garson
bilmeden
Bilseydi
eğer bilseydi acıdan ağladığını
Göstermeden
bir mendil bırakırdı masaya.
(Ne zaman
bir kucak kokuyla geçse bir çiçekçi çocuk
Sen
gül alırdın bana
bir tek gül alırdın
Ben
dikenlerine batardım yüreğime kadar;
Ellerim diken diken acırdı; gözlerine değdikçe)
O çiçekçi çocuk gitti; kim bilir
Kendi sevdasının gülünü nerede
nece büyütür şimdi.
Hangi aşk
hangi dilde ağlar
Hangi gülün dikeni ayrılığa kanar
Bilseydi eğer
bilseydi bu günkü çocuk;
Ölü aşkların kanamadığını;
Hiç uğrar mıydı
mezarlığa?
Sessizce ağladın karşımda
Ben
hiç anlamadım
inan...
Görmedim ilk göz ağrımı;
Konuştuğum yabancıydı; melankolik bir durumdu.
Ey
gençliğimin ağlama duvarı
Kadınlığımın isyan zembereği.
Ben
iki kez doğdum da seninle; sen
Anlamadın süte hasretimi.
Bir
1 Mayıs gecesi doğurdun beni;
Öpe koklaya; devrimler oldu
anlamadın.
Sonra aşkın devi yedi bizi
eksildik
Tükendik
parçalandık
bir sancı tuttu bizi
erkenci
Biliyordum
anlıyordum; ben doğuyordum
çaresizdim
Sancı uzundu
zordu. Sen beni doğurmak zorundaydın
Başka seçeneğin yoktu. Doğurmalı ve terketmeliydin
Yasa dışı bir anne gibiydin; Üzerine düşeni yaptın.
Biliyorum
çok ağladın
çok seviştin başka bedenlerde.
Gayri meşru bir hilkat garibesi saydın beni
Ne olacağı
nasıl olacağı belli olmayan bir duruma saydın.
Kimselere anlatamadığın
herkeslere çok anlattığın bir günah.
Oysa zamanım gelmişti; doğacaktım
emecektim ve
Büyüyecektim. Kaçınılmazdım. Zorunluluktum.
İkinci kez doğurdun beni; bir Haziran sabahı.
Akdeniz sahilinde gerçek havayı soludum ilk kez ve
Ağladım
ağladım
hayatın şaplağını yiyince suratıma.
Düşe kalka büyüdüm
deneye yanıla öğrendim
Her şeyi sil baştan anladım.
Sessizce ağladın karşımda
Ben
hiç anlamadım
inan...

Ben
hiç anlamadım
inan;Acı bir çay getirdi garson
bilmeden
Bilseydi
eğer bilseydi acıdan ağladığını
Göstermeden
bir mendil bırakırdı masaya.(Ne zaman
bir kucak kokuyla geçse bir çiçekçi çocukSen
gül alırdın bana
bir tek gül alırdın
Ben
dikenlerine batardım yüreğime kadar;Ellerim diken diken acırdı; gözlerine değdikçe)
O çiçekçi çocuk gitti; kim bilir

Kendi sevdasının gülünü nerede
nece büyütür şimdi.Hangi aşk
hangi dilde ağlar
Hangi gülün dikeni ayrılığa kanar

Bilseydi eğer
bilseydi bu günkü çocuk;Ölü aşkların kanamadığını;
Hiç uğrar mıydı
mezarlığa?Sessizce ağladın karşımda

Ben
hiç anlamadım
inan...Görmedim ilk göz ağrımı;
Konuştuğum yabancıydı; melankolik bir durumdu.
Ey
gençliğimin ağlama duvarı
Kadınlığımın isyan zembereği.
Ben
iki kez doğdum da seninle; senAnlamadın süte hasretimi.
Bir
1 Mayıs gecesi doğurdun beni;Öpe koklaya; devrimler oldu
anlamadın.Sonra aşkın devi yedi bizi
eksildik
Tükendik
parçalandık
bir sancı tuttu bizi
erkenciBiliyordum
anlıyordum; ben doğuyordum
çaresizdimSancı uzundu
zordu. Sen beni doğurmak zorundaydın
Başka seçeneğin yoktu. Doğurmalı ve terketmeliydin
Yasa dışı bir anne gibiydin; Üzerine düşeni yaptın.
Biliyorum
çok ağladın
çok seviştin başka bedenlerde.Gayri meşru bir hilkat garibesi saydın beni

Ne olacağı
nasıl olacağı belli olmayan bir duruma saydın.Kimselere anlatamadığın
herkeslere çok anlattığın bir günah.Oysa zamanım gelmişti; doğacaktım
emecektim veBüyüyecektim. Kaçınılmazdım. Zorunluluktum.
İkinci kez doğurdun beni; bir Haziran sabahı.
Akdeniz sahilinde gerçek havayı soludum ilk kez ve
Ağladım
ağladım
hayatın şaplağını yiyince suratıma.Düşe kalka büyüdüm
deneye yanıla öğrendim
Her şeyi sil baştan anladım.
Sessizce ağladın karşımda

Ben
hiç anlamadım
inan...






Normal