aşk-saçma-saçma-aşk
insan birine nasıl aşık olduğunu çok saçma anlarda fark ediyor.
mesela ben bir keresinde çayı karıştırırken fark etmiştim. çayı şekersiz içerim, hayatta en özlediğim seslerden biridir çay karıştırma sesi. başka, saçma, müthiş armonik bir melodi bence. çay içiyorduk şimdi yıkılmış çay bahçelerinden birinde. anlatırken gözüm eline, kulağım çay karıştırma sesine takılmıştı. mideme bir yumruk indi sanki. öyle işte.
sonra hayran olduğumu anladım, tatildeydik, yüzüyormuş gibi yapıp denizde muhabbet ediyorduk, eskiden yüzücüydü, yanında yüzmeye utanırdım, zaten her şeyi o kadar çok bilirdi ki yanında hiçbir şey yapamazdım doğru düzgün, zaten o yüzden olmadı. en iyi bildiğim aşık olmayı bile onun yanında düzgün yapamıyordum çünkü. neyse işte, sonra kelebek yüzdü biraz, dalgasından mı, hayranlıktan mı bilmem, nefesim kesildi. hem aşık, hem hayran olmak çok fena. hem gerçi hayran olmadığına aşık olamıyorsun.
şimdi başka birine aşığım. aşık ve hayran. onun yanında da beceriksizim. konuşmayı bile beceremiyorum ki çok konuşurum aslında. hep o konuşsun istiyorum bir de. kendi sesim bana çok bet geliyor o konuşurken, sesim bile saçma onun yanında. anlamasın diye hiç konuşmuyorum. birden bire aşığım sana demekten korkuyorum, saçmalamaktan korkuyorum ve bu korkudan sürekli saçmalıyorum.
ne diyordum? hah. aşk çok saçma.
insan birine nasıl aşık olduğunu çok saçma anlarda fark ediyor.
mesela ben bir keresinde çayı karıştırırken fark etmiştim. çayı şekersiz içerim, hayatta en özlediğim seslerden biridir çay karıştırma sesi. başka, saçma, müthiş armonik bir melodi bence. çay içiyorduk şimdi yıkılmış çay bahçelerinden birinde. anlatırken gözüm eline, kulağım çay karıştırma sesine takılmıştı. mideme bir yumruk indi sanki. öyle işte.
sonra hayran olduğumu anladım, tatildeydik, yüzüyormuş gibi yapıp denizde muhabbet ediyorduk, eskiden yüzücüydü, yanında yüzmeye utanırdım, zaten her şeyi o kadar çok bilirdi ki yanında hiçbir şey yapamazdım doğru düzgün, zaten o yüzden olmadı. en iyi bildiğim aşık olmayı bile onun yanında düzgün yapamıyordum çünkü. neyse işte, sonra kelebek yüzdü biraz, dalgasından mı, hayranlıktan mı bilmem, nefesim kesildi. hem aşık, hem hayran olmak çok fena. hem gerçi hayran olmadığına aşık olamıyorsun.
şimdi başka birine aşığım. aşık ve hayran. onun yanında da beceriksizim. konuşmayı bile beceremiyorum ki çok konuşurum aslında. hep o konuşsun istiyorum bir de. kendi sesim bana çok bet geliyor o konuşurken, sesim bile saçma onun yanında. anlamasın diye hiç konuşmuyorum. birden bire aşığım sana demekten korkuyorum, saçmalamaktan korkuyorum ve bu korkudan sürekli saçmalıyorum.
ne diyordum? hah. aşk çok saçma.






Hybrid-Şeklinde