Bir nisan akşamı marinada buluştuk. 7.ayımız deli gibi aşığım. Elleri soğuktu. Sesinde burukluk vardı. Gözlerini kırpıp duruyordu. Bir şey olduğunu o an anladım. O an bir şey koptu içimden. Ben dedi ben gidiyorum. O an Antalya baharına kış geldi sanki. Nereye dedim sesim titreyerek. İzmir'e dedi. Okul için İzmir'e gidecekmiş. Dönemin ortasında ne okulu dedim sustu. Hep susardı. Belki de öyle anlaşırdık. “Nur seni bekletemem. Belki böylesi ikimiz için daha iyi olur. Seni sevdiğimi unutma."dedi şehirlerarası otobüs terminalının 7.peronunda bana son kez sarılırken. Sonra gitti işte. 1.gün sarhoş sabahladım kızlarla. 2.gün barda uyuyakalmışım yine arkadaşlar bırakmış. 3.gün oldu hala aramıyor. Gözlerim çökmüş nefesim kesiliyor deli gibi özlüyorum halim hal değil. Baktım bu böyle olmayacak iyice boka batıyorum aldım İzmir'e otobüs bileti. Gidicem sarılcam boynuna. Annemlere söyleyemiyorum tabii. Yakın arkadaşım var bi tane. Adı Melisa. Gitme yapma falan dedi ilk bi. Baktı yıldıramayacak ben de geliyorum o zaman dedi. Melisa'yla haberleşip Büşra'nın ev arkadaşının ayrıldığını iki gece onlarda kalacağımızı söyledik. Cuma akşamına aldık bileti. Pazar gecesi Antalya'da olmamız lazım. Bi bokluk çıkmasın diye gidiş dönüş kestik bileti. Zaten bi bilet. Cepte beş kuruş para yok. Neyimize güvenip gidiyoruz belli değil. Ona güveniyorum ya. Gidicem bulucam. Atlıcam boynuna. Gerisi teferruat zaten. Neyse bindik otobüse yerime sığmıyorum. Ağzım kulaklarımda. Nasıl özlemişim belli değil. Vardık otogarda Bornova'daymış. Hava da hafif İzmir havası. Bi an nefes aldığımı hissettim. Antalya'ya yetemiyordum o yokken. Antalya yıkılıyordu üstüme. Yapamıyordum. İndik tam arıcam bunu swarm'dan bildirim geldi. Kahve diyarında check-in yapmış bu. Hangi kahve diyarı falan derken kendimizi karşıyaka yolunda bulduk. İzmir'i de çok iyi bilmiyoruz öyle. Neyse geldik mekanın önündeyiz. Nasıl sevinecek diye düşünüyorum bi de gördüm ki eli sarışın bi kızın belinde , burunları birbirine değiyor. Üç kız 4 oğlan daha var masada. Ne hissettiğimi anlamadım orda. Bıraksalar hıçkıra hıçkıra ağlardım. Yapmadım. Tuttu Melisa kolumdan. Gittik Konak'a cepte toplasan ikimizin 25 lira parası anca var. Oturduk sahile. Hiçbir şey diyemedim. O kadar çok utanıyordum ki kızı ta Antalya'dan peşimden sürükleyip getirmiştim. Kalacak bi yerimiz cepte beş kuruş paramız yoktu. Annemleri arayıp istesem hangi yüzle isteyecektim. Oturdum ağladım banka. Hiçbir şey demedi Melisa. Sadece elimi tuttu yanındayım dedi. Bir şehre daha düşman olmuştum. Otobüs firmasını arayıp biletin tarihini bu geceye almak istediğimizi söyledik. Anca cumartesi sabahına olur dediler. Baktık iyice boka batmışız kalan 25 lirayla da bi winston iki bomonti alıp gömdük banka kafayı. Sabaha kadar ağladım. Arkadaşımla hiç bilmediğim bi şehirde beni sokak bankında uyuttuğu gece o adamdan vazgeçtim. Antalya otogarına kadar bunu bize neden yaptın diye sayıkladım durdum. Bir daha hiç konuşmadık. Barlarda da bi süre sabahlanılıyor zaten. Baktım arayacak gibi değil her gece bir sigara daha yaktım. Sevilmedim. Sevmemişti. Aldatılmadım da. Biz zaten bitmiştik 7.peronda. Aptallık yaptım peşinden giderek. Sevmeyin arkadaşlar. Uğruna büyük şehirlerin ıssız parklarında uyuyacak kadar kimseyi sevmeyin. Bırakın gitsinler. Ebesinin amına kadar yolları var. Siz yıpratmayın kendinizi. Hayat içtiğin tekilaları barların tuvaletlerinde miden boşalana kadar kusarak geçmiyor. İnanın geçmiyor.