Bildiğim her şeyi sana bıraksam, sözcüklerimi mesela, şarkılarımı veya aşkı… Sahip olduğum her şeyi sana versem, eşyalarımı mesela, koltuğumu, dolabımı, paramı…

Neyim varsa al senin olsun desem, kalbimi mesela, ne yaparsın? Elinin tersiyle iter misin, yoksa daha çok sever misin?
Bir kadının sahip olduğu en değerli şey ruhu ve kalbidir, bedeni değil. Sana ruhumu versem, bir ruhun nasıl sevileceğini acaba bilir misin?
Susabilir misin en kızgın saatlerinde gökyüzünün veya gözlerimin? Mesela bir çiçek soldu diye ağlasam, başımı okşayıp üzülmememi söyler misin? Yoksa gülüp geçer misin?
Kaç para tutar bir gece boyunca gerçekten sevebilmek birini? Veya kaç paradır seviyormuş gibi kiralamak bir kalbi? Bir kalp de kiralanır mı sence?
Her şey ne tuhaf bir düş oysa; doğduk bilmediğimiz bir yerden gelerek, yaşıyoruz bilmediğimiz bir şekilde giderek, öleceğiz bilmediğimiz bir karanlığa geçerek.
Her şey bu kadar boş, anlamsız ve gereksizken, bunu fark etmeden yaşayabilir misin? Mesela birini hiç sevmeden ölebilir misin?
Beni sevmedin diyelim, başka birini de mi sevmeyeceksin? Ne kadar kaçılır aşktan? Asıl soru, neden kaçılır aşktan ölümün olduğu bir hayatın içindeyken?
Birileri arkandan ne der diye düşünmeden, bu gelen de beni üzecek diye endişelenmeden, birini sevebilir misin?
Bütün hedefi mutlu olmak mıdır insanın? Aşktan daha mutlu edebilecek ne vardır ki kalbi? Madem mutlu olmak ilk amacımız, neden ilk önce aşktan uzak kalırız?
Bildiğim her şeyi bırakırım sana, sahip olduğum her şeyi veririm. Kaç param varsa boşaltırım hesabımda, avucuna sayarım. Elimde ne varsa seninle paylaşırım, ekmeğimi, bedenimi, ziynetimi, evimi… Sadece basit bir cevap ver sen bana…
Neyim varsa senin olsa, hiç hesapsız sevebilir misin beni? Veya başka birini?