Hayal kurmak idam masası gibi aslında.
Yüzdelerle oynuyorsun.
Kazanamayacağını bile bile "Bir umut." diyorsun...



O buradaydı.
Yanımda yanı başımda hatta tam karşımda...
İzlerdik bir birimizi öyle.
Gülüşlerimizi ezberledik.
Bakışlarımızın anlamlarını.
Ne yaşamış olursam olayım ellerinden tutunca geçerdi.

Her fırsatı O'na gitmek için kullanırdım.
Yemek yiyiş şeklini yutkunma sıklığını
Çaya kaç şeker attığını
Sigarayı çakmağı kaçıncı çakış sonrası yaktığını
İçine çekip o dumanı hapsedişini
Ve sonra bana çok farklı bi gözle bakışını...
Bunlar gerçekti güzeldi.
Sonra hayat "Yeter!" dedi.
"Sana bu kadar mutluluk yeter verdiklerimi geri alıyorum."
Gitti.
Benden değil ama uzağıma...
"Geleceğim hep." dedi.
"Fark eden bir şey olmayacak ben hep burada olacağım."
Olmadı.
Aynı şehirde ayrı düştük sonra.
Bir adımlık yeri; beşe ona katladık istemeden.
Gün boyu gördüğüm adamı haftada iki kez görmeye başladım.
Bazen bir.
Hatta bazen hiç...
İlk zamanki özlem kalmamıştı artık aramızda.
Özlemlerimiz alışkanlığa dönmüştü hatta.
Öyle ki artık bir birimize özlediğimizi bile söylemez olduk.
"Eee sonra ne oldu?" diye soracaksınız biliyorum.
Sıkı durun cevabını veriyorum...