Geceden kalma bir haldeydim başım ağrıyordu.
Kulaklarımda da güçlü bir çınlama
Elbiselerimi bile çıkartmadan uyumuşum.
İçimde öyle bir sıkıntı vardı ki durduğum yerde durmam imkansızdı sanki...
Pardüsemi alıp dışarı attım kendimi...
Başta temiz havayı ciğerlerime çekince kendimi daha iyi hissettim
Ama bu sefer de başım iyice dönmeye başladı.
Sonra devreye kulaklarım girdi...
Gürültülü etrafta çok fazla gürültü vardı.
Trafikte bir biriyle savaşan arabalar sanki üzerime kasıtlı sürmek istiyorlarmış gibiydi..
Her korna sesinde kendimi daha da bi' sarsılmış hissettim şoktaydım.
Sanki yıllardır dışarı çıkmıyormuş gibi
Sanki dünya ben dışarı çıkmadığımdan bu yana çok değişmişti...
Kendimi oturabileceğim sakin bir cafeye bıraktım.
Menüyü getiren kız sanki bir uzaylıyla konuşuyormuş gibi
Şaşkın ve ürkek bakıyordu gözlerimin içine...
Sakinleşmek ve ayılmak için sert bir kahve söyledim.
Her yudumda zihnim açılıyordu ve yine her yudumda o ses daha da güçleniyordu...
Duymamaya umursamamaya çalıştım.
Ama sanki içimdeki biri benimle iletişime geçmek istiyor gibiydi.
Ve hemen sonrasında kahvemi bitiremeden masaya parayı bırakıp kalktım.
Yürüyordum ama nereye gideceğim konusunda en ufak bir bilgim yoktu
Bunun tam aksine bacaklarım nereye gideceğimizden son derece emindi.
Çıkmaz bir sokağa daldım
Bir ara etraf o kadar sessizleşti ki bastığım su birikintilerinin sesi
Beynimin içinde yankılanıyordu.
Sonra birden olduğum yere çakılı kaldım
Ses o kadar güçlenmişti ki artık göz bebeklerim dışarı çıkacak gibi hissettim.
Ve ani bir U dönüşüyle geriye döndüm.
Ayaklarım benden bağımsız koşuyordu bir şey vardı.
Tanımlayamadığım bir şey
Ve ben hariç bedenimin her bir hücresi bu şeyden çok fazla emindi.
Caddeler özellikle boşaltılmıştı sanki tek bir yaşam belirtisi dahi yoktu.
Başlama noktasına gidiyorduk hissediyordum.
Her bir adımda içimi bir soğukluk hissi kaplıyordu üşüyordum.
Tanıdık geliyordu geçtiğim yerler sanki daha önce binlerce sefer geçmiştim buralardan.
Karanlık olmaya başladı ve korkuyordum.
Uğultular netleşmeye başlamıştı ama hala net olarak ne dediğini anlayamıyordum.
Yaklaştığımı hissediyordum ve evet varış noktam...
"Hayırr!" dizlerimin üzerine çöktüm ve topraktan bir parça aldım avuçlarıma sıcaktı...
Hala inanamıyordum beynim bunu şiddetle inkar ediyordu ta ki o taşta ismini görene kadar...
Gücüm tükenmişti O'na sarılıp yanına uzandım ve konuşmaya başladım...
Gözlerimden süzülen yaşlar toprağa her düşüşünde ruhum temizleniyordu sanki...
Ve yine o ses yükseldi bu sefer ki çok fazla netti;
"Geleceğini biliyordum Seni hala seviyorum..."
Kulaklarımda da güçlü bir çınlama
Elbiselerimi bile çıkartmadan uyumuşum.
İçimde öyle bir sıkıntı vardı ki durduğum yerde durmam imkansızdı sanki...
Pardüsemi alıp dışarı attım kendimi...
Başta temiz havayı ciğerlerime çekince kendimi daha iyi hissettim
Ama bu sefer de başım iyice dönmeye başladı.
Sonra devreye kulaklarım girdi...
Gürültülü etrafta çok fazla gürültü vardı.
Trafikte bir biriyle savaşan arabalar sanki üzerime kasıtlı sürmek istiyorlarmış gibiydi..
Her korna sesinde kendimi daha da bi' sarsılmış hissettim şoktaydım.
Sanki yıllardır dışarı çıkmıyormuş gibi
Sanki dünya ben dışarı çıkmadığımdan bu yana çok değişmişti...
Kendimi oturabileceğim sakin bir cafeye bıraktım.
Menüyü getiren kız sanki bir uzaylıyla konuşuyormuş gibi
Şaşkın ve ürkek bakıyordu gözlerimin içine...
Sakinleşmek ve ayılmak için sert bir kahve söyledim.
Her yudumda zihnim açılıyordu ve yine her yudumda o ses daha da güçleniyordu...
Duymamaya umursamamaya çalıştım.
Ama sanki içimdeki biri benimle iletişime geçmek istiyor gibiydi.
Ve hemen sonrasında kahvemi bitiremeden masaya parayı bırakıp kalktım.
Yürüyordum ama nereye gideceğim konusunda en ufak bir bilgim yoktu
Bunun tam aksine bacaklarım nereye gideceğimizden son derece emindi.
Çıkmaz bir sokağa daldım
Bir ara etraf o kadar sessizleşti ki bastığım su birikintilerinin sesi
Beynimin içinde yankılanıyordu.
Sonra birden olduğum yere çakılı kaldım
Ses o kadar güçlenmişti ki artık göz bebeklerim dışarı çıkacak gibi hissettim.
Ve ani bir U dönüşüyle geriye döndüm.
Ayaklarım benden bağımsız koşuyordu bir şey vardı.
Tanımlayamadığım bir şey
Ve ben hariç bedenimin her bir hücresi bu şeyden çok fazla emindi.
Caddeler özellikle boşaltılmıştı sanki tek bir yaşam belirtisi dahi yoktu.
Başlama noktasına gidiyorduk hissediyordum.
Her bir adımda içimi bir soğukluk hissi kaplıyordu üşüyordum.
Tanıdık geliyordu geçtiğim yerler sanki daha önce binlerce sefer geçmiştim buralardan.
Karanlık olmaya başladı ve korkuyordum.
Uğultular netleşmeye başlamıştı ama hala net olarak ne dediğini anlayamıyordum.
Yaklaştığımı hissediyordum ve evet varış noktam...
"Hayırr!" dizlerimin üzerine çöktüm ve topraktan bir parça aldım avuçlarıma sıcaktı...
Hala inanamıyordum beynim bunu şiddetle inkar ediyordu ta ki o taşta ismini görene kadar...
Gücüm tükenmişti O'na sarılıp yanına uzandım ve konuşmaya başladım...
Gözlerimden süzülen yaşlar toprağa her düşüşünde ruhum temizleniyordu sanki...
Ve yine o ses yükseldi bu sefer ki çok fazla netti;
"Geleceğini biliyordum Seni hala seviyorum..."

1Beğeniler





Normal