var mıydı / dün müydü o gün ?

varla, yok arası bir yer, şimdi usumda

buluş ve unutuş aynı anda !

ben miydim yanılan, yoksa sen miydin hayâl ?

zaman, aydınlık bir yoldu o saatlerde

sığ kelimeler, düşe kalka

inşâ edebilir mi yeniden, yıkıntılılarını cümlelerin ?

geceyi güne taşımak zor aramızda


oysa,

akışına bırakılamayacak kadar dar,

kısa zaman, ölüme varışa !

belki bir şiir boyu

belki birkaç mısra !


bozkırın, soğuk yalnız gecesine düştü şiir yüreğim

üşüyor harflerim

susku, kırdı sevginin boynunu

kavgalı rüzgâr / dervişin sabrını sınamakta !


gece körüdür ayaklarım

koşup gelemem, sen gel demeden/ çıkmadan yoluma...


yorgun ve yaşlı attır zaman arafta;

ölümün gölgesi, dururken ayaklarında

adımları, bir ileri bir geri atmada !...


suda yıkanan, salkım söğüt dalları şanslıdır


doyasıya içerler suyu , sorgusuz sualsiz...

alacak verecek yoktur, dere ile aralarında !

onlar susuz /dere yalnız değildir ;

ücrâda kalan dal olmaktı şanssızlığım,

içmek olmadı hiç isteğim !

suyun berraklığını görmek istedim yalnızca:

yaralandım,

kırılgan ruhumu sardım, kendi kollarımla

geçene kadar bu yara;

yâren dillerinden sürecek kulağımda vâveylâ!...

şimdi, her değen elden kalbimde

bir kelebeğin, ölüm korkusu vurmakta !