sükût ikrardan gelir denir
susuşum kabullenişim değil /çığlığım
bir karanlık ayna içim
göremiyorum kendimi neresinden baksam
ışığımı arıyorken
içimi ezen bir bakış fırlıyor içinden
göğsüme sapladığı hançer
ferimi söndüren, beyazımı karalayan
yüreğimi ateşinde kilitleyen sözü(ünde)
yollar çıkmaz, yıkık köprü

payidar kalacak olan
geri alınamayacak dilden çıkan
harlanan ateşte sağaltılamıyor bir türlü sızım

timsah gözyaşlarım olmadı benim hiç
hem içimde hem dışımda aktılar hep

madalyonun iki yüzü de aynı dünyam
değiştirmedi beni hayat aynam
ne pinokyo oldum ne de külkedisi

kör ve sağır bakanların elleri
kör yarasalar uçuyor yürek boyumda
ağız dolusu kanlı söz dökülüyor kalbimin sarnıcına
kanıma karışınca zehirleri
kanatlanıp uçacak sevinçleri
ben görmeyeceğim naralarını belki
duman kesecek gözlerimi
yaktıkları anızın bir parçasıyım çünkü
yangında en son görecekleri
dikenini batırdığı gülün, soğuğunda üşüyen
kanatları kırık kuşun, yüreğinin gölü
apak bir gökyüzü!