/iki yüzü var onun
ilki, çocuk gülüşü kadar mâsumâne bir resim
öbürü, sırlarıyla sarılı, gözükmeyen bir hasım /


hayat, önceden çizilmiş bir yol aslında
ne kadar çabalarsan çabala
aynı yere çıkıyorsun
tılsımlı ip, kopuyor bir yerde

taş da gidebilir bir yerlere götürürsen
ama ağırlığı, yerindedir onun
o yer / kucaklamak istemiyorsa seni
boşta kalıyor bir yere ait olma isteği

bir küçük yağmur damlası kadar/ sanki
elimde kalanlar; üç yanlışın bir doğrusu

solgun sesiyle kederi içiyor sonbahar
hangi mey neşeyi sunacak bize?

adımlar yürümekteyken mecalsiz
ruh izimi bıraktığım her şey yetersiz
hep bir şeyler eksik diye bağıran
hiç susmayan içimdeki sesler /hayırsız

gitgide, ışığı azalıyor fenerin
bir ince sazın, bitmek bilmeyen en tiz sesi uzuyor kulaklarımda
dingin değil / olmayacak da, gece soluyorken gün

nereden geldiği belirsiz bir kasırga
savuruyor içimdeki çocuğu
bozuldu denge bir defa
bir daha gidemeyecek o masal diyarına

yalnızlığa açı/yor(lıyor) zaman öfkeli gözleriyle
gücenikliğini saklayıp biriktiren kalbim, acıyor içimde

geçmişten, utangaç bakışlı çocuğun
telâşesi sökün ediyor yüreğimden

nasıl kucaklanır güneş bundan sonra
her sabah, gömüt varmış gibi mi beklemeli hayatı
kör ama gören gözü mü oynacağız bundan böyle?

yarın yine aynı olacak gün
çocukluğumun iğde ağacından yoksun
hayat / olan tasası, olmayan tınısıyla
kısır bir döngüde hüküm sürmekte hâlâ

bu yaşımda anladım
hayatı güzelleyen, sen olacaksın yine de
düşürmeden koşacaksın elinde kalanları
susmak kabullenmektir her şeyi
sımsıkı sarmalanırsan üşütmüyor aslında soluğu
neşeli şarkılar söylersen,görmüyorsun göçebeliğini

camlarda şarkı söyleyebilir yağmur
ya da camları dövebilir; her resim gördüğüne bağlıdır
hayat /aynasına baktığın gibi görünür
gel kendini kaybet ve bulmak için yeniden,yeni yollar icat et