/rüzgâr sus/san
dinse bu iç fırtınası /

evvel, bu tiz, hüzzam çığlığı alt etmeli
şenlikli bir makam kondurmalı dile
usul sekiz-dokuz avaz avaz
böylesi geçerli ya
dünya hali seni bağlamaz

sonra dağ bayır, dere tepe
çevirip tersi yüze, doldurmalı içre
gidilemeyen uzakların yerine
kardelenlerin de böyle aydınlanmıyor mu ruhları

gökyüzünü alıp gözlerinin içine
kalan bir parça aydınlığından
büyü yapmalı kuyusuna kara gecelerin
gün güneşi öpsün diye

ince bir yalnızlık telinde sınayıp kendini
geçtiğinde alkış kıyamet
efkâr dağıtmalısın kendine ödül diye

bir ney sesiyle çağırıp huzuru
yıldız çiçeklerini taşımalı karanlık perdelere
aydınlığı çoğaltarak, sokaklara taşıracak yeni bir pencere açmalı
karanlığa, râm olmasın, yaz bitmesin gözlerinde

gökkuşağından bir renk cümbüşü
bahar şenlikli yeryüzü
gecede deniz fenerleri
sabahlara ışıl ışıl umut taşıyan gemiler
gürül gürül sularda pir-ü pak yıkamak her şeyi…

yaşama kafa tutmayı beceriyor mu kalemin ne
ne güzel beyazlığa uyanmak

gözlerimi açtım, ıssız bir şehir resmi var karşımda şimdi
durdu gibi, âheste yaşamın adımları
öldü akvaryumdaki balık, her şey aynı
yok elimde, salladığım sevinç mendilim
yazmıyormuş aslında kalemim

simsiyah bir sessizlikte kaldı, düşünce silsilesi
üzerinden, dört duvar arasına kilitlendi
söz/ güç değil, acze düştü kendinle

bir olmazlık duygusunda
yoksun bırakılıp, içimde eskiyenlerden
dışarı vuracak sözcükleri bulamıyorum

kıpırtısız, dalgın bir gölün, rüzgârsız soluğu
olmayan bir salkım söğüdün gölgesi uzanıyor içimde
çöküyor yüreğime, geçmiş hayâllerin, acımsı tortusu
bir türlü değişemeyen rotada
ilkyazlara karışmış bir düşün, aynı hüzünlü yankısı sürmede
ölümün sıcaklığında kurak toprak, giderek acılaşıyor kokusu
hayata, ağır aksak salınan nefesler verimsiz


içlerine değil, önlerinde uzanan dünyaya bakıyor çoğunluk
bastırıp, karartıyorlar günü erkenden

zehrini yitirmiş yılan, kendini boğarmış ancak
kifâyetsiz, her şey tek el, yine de, son metânetine kadar yazmalı


sağır bir uykuda, hâlâ inlemede derinde o mâhur beste
müjgânla ağlaşıp duruyor ustanın ruhu
kendisi yazdı, kendisi bozdu
mutluluk yalanını
bir adım gidemedi kalem…