Bir kahvenin telvesinde buğulanırdı zaman.
Analar bize seslenirdi taş avlulardan.
Koşarak gelirdik…
Koşarak ağrıyan, yoksul çocukluklardan.
Türküler, maniler duyulurdu daracık sofalardan.
“Yara benden
Ok senden yara benden
Ne sende ok tükenir
Ne acı yara benden.”
O analar, o anılar o yıllar yaşardılar.
Analar mağrur mabetler gibi susardılar
Eyvânlarda serin yaz geceleri
kurutulmuş patlıcanları tokuştururdu rüzgâr…
Bir kahvenin telvesinde buğulanırdı zaman.
Analar bize seslenirdi taş avlulardan.
Koşarak gelirdik…
Koşarak yırttığımız sokaklardan.
Türküler, maniler duyulurdu ilenen avurtlardan.
“Su olup taşabilsem
Dağları aşabilsem
Ne kadar sevinirdim
Sana yaklaşabilsem.”
O analar, o anılar o yıllar yaşardılar.
Analar ana kokar, gül bakar, şehriye açardılar;
analar gökyüzüne ne güzel bakardılar.
Analar saçlarında aklıkları kınalarla kandırıp
kandillerde mum yakar,
yatırlarda mahçup dilekler tutardılar…
Herkesin anası bir defa ölür;
ölür kınaları, yemek tarifleri ve türküleri.
Herkesin anası bir defa ölür;
ölür sevgileri, kokuları ve öpüşleri…
Herkesin anası bir defa ölür:
Bir
hançer
birden
böler
ikiye
yüreklerimizi…
Yılmaz ODABAŞI
Asrevya

Üyelik tarihi
03 Şubat 2015
Bulunduğu yer
Antalya
Mesajlar
20.169
Seslenildi
1439 Mesaj
Etiketlendi
51 Konu
O Analar O Anılar O Yıllar | Yılmaz Odabaşı
12 Ekim 2015
- Paylaş
- Share this post on
Digg
Del.icio.us
Technorati
Twitter
Değeri değere değen kavrar.
Bilgi kokmayan karşı çıkışlarda cehalet kokusu ve kompleks vardır.

Normal