Bir adam var biliyor musun bu şehirde, o adam 15 milyonluk İstanbul’un içinde gelmiş kalbini sana vermiş “al” demiş sev bunu iyi bak.
Yorgunmuş o adam, bitkin argın…
Her şey ellerinden birer birer kayar gidermiş.
Hep mişli geçmiş zamanları kullanırmış, geleceğe bakmaktan korkarmış, bakmak istese hayallerinin tuzla buz olacağından çekinirmiş.
Birçok hayali yer kabuğunun derinliklerine gömülse de bu talihsiz adamın, onun içinde bir sevgisi varmış.
Yavaş yavaş sürekli artan aşkı süre gidermiş yalnızlıktan korkarmış...
İşte o adam sadece senle ilgili her şeyde ret etmiş geçmişin mişlerini…
Hep şimdiye geleceğe bakarmış, pardon bakacakmış...
Bir adam var bu şehirde sana kalbini veren, hatalar yapsa da hayal kuran, ağlasa da gülmeye çalışan, gülse de aslında içi hep kanayan…
Kanayan yaraların bir havuzda toplandığını gören yüzmek için bir hevesle atladığında o havuzda boğulurlarmış…
Ama iste senin atladığın bu havuzda bir tek sana can simidi varmış sevgili…
Seni çekip kurtarmak isterken aslında bizi kurtar MIŞ bu hayat simidi... Çekmişim seni kıyıya kadar, elin elime değinceye kadar yorulmadan…
Ayaklarım kaygan yaşam zemininde kaysa da bulmuşum bunu kesebilecek bir destek…
En umutsuz olduğun anda bile sevgiyi düşünmek gerekmiş sevgili, senin kokunu senin nefesini...
En sessiz çığlıklarımızı düşünmek gerekmiş aslında engelleri delip geçmeye yarayan bu çığlıkları düşünmek gerekmiş...
Yine ne kadarda mış kullanmaya başlamış değil mi sevgili bu çocuk?
Sevgisizlik yağmurunun insanların üstüne her gün sağanak yağdığı bu şehirde sevgi şemsiyesi olan yar, bir şarkı var simdi kulaklarımda…
O kadar derinden geliyor ki…
Uyandım, saat 3-4-5 bana hiç fark etmez, ne zaman çalınsa kalbim derler ki bir arkadaşa bakıp ta çıkacaktık.
Kalan umutlarımdan, birini seçip hepsini hep kaybettim.
Şimdi kendimden geri ne kaldı kısmına geldiğimde ise bir dakika diyorum kendime... Kendinden başka bu hayatı seninle paylaşmayı göze almış bir insan var…
Bunca yıla kadar beni hiç tanımazken, tanıdığında ise hiç bırakmak istemeyen elleri bebekten naif gönlü insanlıktan yüce sevgisi nefretten koca bir insan var…
Kimseler duymasa bile ağlamaz duvarlar, sen duyarsın sesimi, beni susturamazsan ortak olursun gözyaşı sağanağına…
Ah be sevgili parçalı bulutluyum bu aralar, tahminde bulunuyorlar hep 2-3 gün ötesi için düzelir mi durumlar diye…
Uzaklardan gelen öyle bir soğuk hava duygusu var ki; kapıma dayansa sele çevirecek sanki…
Ama bahar yakındır deyip katlanmak lazım bu kışa da…
Hem zaten baharın tadını kış olmadan nasıl tadabiliriz ki?
Off yine kederlenmişim bu gece, yine dağıtmışım, yine ümitsizliğe varsaymışım...
Karsı koyamadığım tek bir şey varsa sevgili, oda bana yücelik katan senin o kusursuz aşkın iyiki varsın…
alıntı
Yorgunmuş o adam, bitkin argın…
Her şey ellerinden birer birer kayar gidermiş.
Hep mişli geçmiş zamanları kullanırmış, geleceğe bakmaktan korkarmış, bakmak istese hayallerinin tuzla buz olacağından çekinirmiş.
Birçok hayali yer kabuğunun derinliklerine gömülse de bu talihsiz adamın, onun içinde bir sevgisi varmış.
Yavaş yavaş sürekli artan aşkı süre gidermiş yalnızlıktan korkarmış...
İşte o adam sadece senle ilgili her şeyde ret etmiş geçmişin mişlerini…
Hep şimdiye geleceğe bakarmış, pardon bakacakmış...
Bir adam var bu şehirde sana kalbini veren, hatalar yapsa da hayal kuran, ağlasa da gülmeye çalışan, gülse de aslında içi hep kanayan…
Kanayan yaraların bir havuzda toplandığını gören yüzmek için bir hevesle atladığında o havuzda boğulurlarmış…
Ama iste senin atladığın bu havuzda bir tek sana can simidi varmış sevgili…
Seni çekip kurtarmak isterken aslında bizi kurtar MIŞ bu hayat simidi... Çekmişim seni kıyıya kadar, elin elime değinceye kadar yorulmadan…
Ayaklarım kaygan yaşam zemininde kaysa da bulmuşum bunu kesebilecek bir destek…
En umutsuz olduğun anda bile sevgiyi düşünmek gerekmiş sevgili, senin kokunu senin nefesini...
En sessiz çığlıklarımızı düşünmek gerekmiş aslında engelleri delip geçmeye yarayan bu çığlıkları düşünmek gerekmiş...
Yine ne kadarda mış kullanmaya başlamış değil mi sevgili bu çocuk?
Sevgisizlik yağmurunun insanların üstüne her gün sağanak yağdığı bu şehirde sevgi şemsiyesi olan yar, bir şarkı var simdi kulaklarımda…
O kadar derinden geliyor ki…
Uyandım, saat 3-4-5 bana hiç fark etmez, ne zaman çalınsa kalbim derler ki bir arkadaşa bakıp ta çıkacaktık.
Kalan umutlarımdan, birini seçip hepsini hep kaybettim.
Şimdi kendimden geri ne kaldı kısmına geldiğimde ise bir dakika diyorum kendime... Kendinden başka bu hayatı seninle paylaşmayı göze almış bir insan var…
Bunca yıla kadar beni hiç tanımazken, tanıdığında ise hiç bırakmak istemeyen elleri bebekten naif gönlü insanlıktan yüce sevgisi nefretten koca bir insan var…
Kimseler duymasa bile ağlamaz duvarlar, sen duyarsın sesimi, beni susturamazsan ortak olursun gözyaşı sağanağına…
Ah be sevgili parçalı bulutluyum bu aralar, tahminde bulunuyorlar hep 2-3 gün ötesi için düzelir mi durumlar diye…
Uzaklardan gelen öyle bir soğuk hava duygusu var ki; kapıma dayansa sele çevirecek sanki…
Ama bahar yakındır deyip katlanmak lazım bu kışa da…
Hem zaten baharın tadını kış olmadan nasıl tadabiliriz ki?
Off yine kederlenmişim bu gece, yine dağıtmışım, yine ümitsizliğe varsaymışım...
Karsı koyamadığım tek bir şey varsa sevgili, oda bana yücelik katan senin o kusursuz aşkın iyiki varsın…
alıntı









Ağaç şeklinde