Günün Sözü DamlaPenia.
Her şey neye layıksa ona dönüşür. -Mevlana
Etiket Listesi

Like Tree5Beğeniler
  • 1 Post By Cookie
  • 2 Post By Cookie
  • 2 Post By Damla
Seçenekler
Seçenekler
Stil
Cookie - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
07 Mart 2015
Bulunduğu yer
Bursa
Mesajlar
11.353
Seslenildi
1008 Mesaj
Etiketlendi
326 Konu
Ruh Hali
Mesgul

tick Sabahattin Ali Kimdir

26 Nisan 2015
1

Sabahattin Ali Kimdir

Edebiyatımızın en önemli ustalarından Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907 tarihinde Edirne’’nin Gümülcine Sancağı’na bağlı Eğridere kazasında dünyaya gelmiştir. Babasının mesleğinden dolayı Sabahattin Ali, ilköğretimi eğitimini ülkenin çeşitli şehirlerinde tamamlamıştır. Edremit’te yaşadıkları süre içinde Yunan işgalinden ötürü aile, maddi ve manevi zor günler geçirmiştir. Daha sonra Sabahattin Ali, parasız yatılı olarak Balıkesir Muallim Mektebi’ne başlamıştır.

Sabahattin Ali, kaynaklara göre huzursuz bir aile ortamında büyümüştür. Küçük yaştan itibaren aile içinde mutsuz ve iletişim sorunları ile büyüyen Sabahattin Ali için Muallim Mektebi bir kurtuluş yolu olmuştur. Bu yıllarda usta yazar, yaşadıklarını kimi zaman şiir kimi zaman da öykü ve denemeleri ile keleme almıştır. Gazete ve dergilere şiirlerini gönderen Sabahattin Ali, arkadaşlarıyla bir okul gazetesi de çıkarır. Onun için Muallim Mektebi’nde geçirdiği bu yıllar büyük bir öneme sahiptir. Bu sürede kendisini keşfeden ve bunu da kaleme alan Sabahattin Ali, zamanla okulun düzeninden sıkılmaya başlar ve çeşitli olaylar başından geçer.Bir olay neticesinde ise okul yönetimi Sabahattin Ali’y’i İstanbul’’a naklederek orada eğitimine devam etmesini sağlar.1926 yılında İstanbul’da ki okula yerleşen Sabahattin Ali, burada büyük bir şans yakalar. Çünkü o yıllarda Ali Canip Yöntem, Muallim Mektebi’nde edebiyat öğretmenliği yapmaktadır. Ondaki cevheri fark eden Ali Canip Yöntem yardımıyla şiirleri, öyküleri ve denemeleri birçok önemli dergide yayımlanmaya başlar.

1927 yılında ise Sabahattin Ali, kendisini çok etkileyecek olan babasının ölüm haberini alır. Babasının ölümü üzerine Sabahattin Ali, “Babam İçin” adlı şiiri kaleme alır. Şiir, 15 Ocak 1927 tarihinde “Güneş Dergisi”’nde yayımlanır. Şiirin ilk kısımları ise şu şekildedir.

Babam İçin3983_kuyucakli_yusuf

Allah’ım!.. İşte bugün,

Şu zavallı ömrümün
En matemli günü
Elim böğrümde kaldım,
Ben bu gün haber aldım:
Babamın öldüğünü.

Daha kaç gün evvel,
Yüzümü okşayan el,
Şimdi toprak oluyor.

(…)

Damla bunu beğendi.
Cookie - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
07 Mart 2015
Bulunduğu yer
Bursa
Mesajlar
11.353
Seslenildi
1008 Mesaj
Etiketlendi
326 Konu
Ruh Hali
Mesgul
Standart Cevap: Sabahattin Ali Kimdir
26 Nisan 2015
2
Sabahattin Ali, yaşadığı acı olayı bu şekilde aktarır ancak bu şiirdeki bazı kelimeler aslında onun tüm hayatını esir alacaktır. Hayatı boyunca acı ve üzüntüyü aktaran kelimeler onun peşini bırakmayacaktır. Söz konusu şiiri henüz 19 yaşında kaleme alan Sabahattin Ali, aynı yıl okuldan mezun olur. Artık bir öğretmen olan Ali, Yozgat Merkez Cumhuriyet Okulu’na dayısının yardımı ile tayin edilir. Aile, Yozgat’a yerleşir ve burada Sabahattin Ali, kısa zamanda kendisini sevdirir. Ancak onun çocukluktan beri sahip olduğu mutsuzluk ve yalnızlık duygusu peşini bırakmaz. Sabahattin Ali, bu günlerde edebiyatı, sanatı konuşabileceği insanların yokluğundan şikayet etmektedir.

Öyle ki Nahit Hanım adındaki bir arkadaşına 24 Kasım 1927 tarihinde, yani Yozgat’’a gittiği ilk zamanlara ait bir mektubunda şu şekilde yazmıştır; Burası beni muhakkak çıldırtacak. Ne basit muhit Yarabbi… Düşün kardeşim konuşacak bir insan bile yok. Hepsi alelade, hepsi dümdüz. (…) Konuşacak dert yanacak bir adam diye kendi kendime haykırdım… Yoktu.. Malumat sahibi, derin, muğlak bir kimseye rast gelmek mümkün değildi. Müthiş bir surette yalnız kaldığımı hissetim. Ah… bilhassa bu kadar kalabalığın içinde yalnızlık ne acı oluyor Yarabbi.. “ *

3983_kurk_mantolu_madonna_sabahattin_ali

Sabahattin Ali, yalnızlık hissini ağır bir şekilde hissettiği o günleri yine büyük bir içtenlikle bu şekilde kaleme almıştır. Yine bu zamanlarda Sabahattin Ali, yazdıklarının kendisinde oldukça küçük olan dayısının oğluna okumaktadır. His dünyası bu derece geniş olan Sabahattin Ali, İstanbul’da staj döneminde tanıştığı ve Yozgat’ta da sürekli mektuplaştığı Nahit hanıma aşık olur. Ancak aşkına karşılık bulamaz ve bu duruma karşı duyduğu üzüntüyü de Sabahattin Ali, yine kâğıda aktarır. Bu şekilde hem aşk hem de üzüntü duygularının hâkimiyetinde olan usta kalem, bir yandan da İstanbul’u özlemektedir. Ancak Yozgat’taki bu günleri onun yazım hayatı için büyük bir önem arz edecektir. Sabahattin Ali, burada Anadolu insanını ve hayatını gözlemleyecek, tanıyacak ve ileride romanında bu durumu kaleme alacaktır.

Daha sonra Almanya’da iki yıl eğitim alır. Ardından ülkeye geri dönerek Sabahattin Ali, Konya’da öğretmenliğe devam eder. Bu yıllarda Atatürk’ü hiciv ettiği iddiasıyla tutuklanan Sabahattin Ali, bir süre hapis yatar ve af nedeniyle tahliye olur.
1944 yılında Nihat Atsız ile ilgili yazdığı yazıdan dolayı Sabahattin Ali’ye dava açılır. Açılan davayı kazanan Sabahattin Ali, yine de bu dönemde büyük sıkıntılar yaşamıştır. Daha sonra bir süre fıkralarını yayımlamaya başlayan Sabahattin Ali’nin yazıları engellenir ve bunun üzerine usta kalem, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz ile siyasi mizah dergileri çıkarmaya başlar. Ancak burada yazdığı yazılarda İsmet İnönü ile alay edildiği iddiası ile Sabahattin Ali 3 ay kadar ceza alır. Yine bu dönemde Sabahattin Ali bir süre daha cezaevinde yatmıştır ve bu durum onun için giderek dayanılmaz bir hal alır.

Sabahattin Ali’nin Öldürülmesi

Tek parti yıllarında yazıları hiçbir yerde yayımlanmaz ve işsiz kalır. Bu olumsuzluklar üzerine ülkeden gitmek ister ancak Sabahattin Ali’’nin bu günlerde pasaport talepleri onaylanmaz. Bunun üzerine usta kalem, Bulgaristan’a kaçmaya karar verir. Bu kaçma hadisesi için Ali Ertekin isimli bir kaçakçı ile anlaşır. Sabahattin Ali, ordudan atılmış olan ve ajanlık yaptığı söylenen Ali Ertekin tarafından insanlık dışı duygular ile öldürülmüştür. Ancak Sabahattin Ali’’nin ölümü hakkında hâlâ cevaplanamayan sorular bulunmaktadır. Sabahattin Ali’yi kendisinin öldürdüğünü itiraf eden Ali Ertekin, 4 yıl ceza almış ancak birkaç hafta sonra ülkede ilan edilen aftan faydalanarak cezasını çekmemiştir. Sabahattin Ali’’nin yakınları ise bu konuda başka iddialarda bulunmuş ancak bu durumun bir bilmece olarak varlığını korumaktadır.

Edebiyata şiir ile adım atan Sabahattin Ali’nin şiirleri geçmişten günümüzü birçok önemli isim tarafından bestelenmiştir. Şiirin yanı sıra 1937’de yayımlanan “Kuyucaklı Yusuf” adlı roman, Sabahattin Ali’nin kaleme aldığı en önemli yapıtlardandır. Edebiyatımızda gerçekçi roman olarak adlandırılın türün en farklı örnekleri arasında sayılan bu roman Sabahattin Ali’nin kuşkusuz Yozgat, yıllarından kalma izlenimlerini yansıtmaktadır. Yine usta sanatçının “Kürk Mantolu Madonna” adlı yapıtı da edebiyatımızın en önemli romanları arasında sayılmaktadır.

Sabahattin Ali’nin Bazı Eserleri

Şiirleri
•*Dağlar ve Rüzgâr (Sabahattin Ali’nin geleneksel halk şiirinin etkilerini taşıdığı şiirlerinden oluşur.)
*•Kurbağanın Serenadı ve Öteki Şiirler’le birlikte

Öyküleri
• *Değirmen
• *Kağnı
• *Ses
• *Yeni Dünya
• *Sırça Köşk
• *Bir Orman Hikayesi

Romanları

•*Kuyucaklı Yusuf
•* İçimizdeki Şeytan
•*Kürk Mantolu Madonna

Sabahattin Ali’nin Bestelenen Bazı Şiirleri

*•“Eşkiya Dünyaya” ve “Leylim Ley” Zülfü Livaneli
•*Hapishane Şarkısı V” şiiri Edip Akbayram tarafından “Aldırma Gönül” adı ile bestelenmiştir.
*•Hapishane Şarkısı III” şiiri “Geçmiyor Günler” adıyla Ahmet Kaya
•“*Çocuklar Gibi” Sezen Aksu
*•“Göklerde Kartal Gibiyim” Volkan Konak

Kaynakça:
* Bezirci, Asım, Sabahattin Ali, İstanbul, 1987, s. 23-24
Damla ve Penia bunu beğendiler.
Damla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
14 Aralık 2014
Bulunduğu yer
İzmir.
Mesajlar
45.997
Seslenildi
8368 Mesaj
Etiketlendi
235 Konu
Standart Cevap: Sabahattin Ali Kimdir
26 Nisan 2015
3
Sabahattin Ali, Candır.
Paylaşım için teşekkürler canım.
Cookie ve Penia bunu beğendiler.

To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.



Years and years.
Dione - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
26 Şubat 2015
Bulunduğu yer
Ankara
Mesajlar
1.240
Seslenildi
238 Mesaj
Etiketlendi
251 Konu
Ruh Hali
Sersem
Arrow Sabahattin Ali'nin Biyografisi-Sabahattin Ali (d. 25 Şubat, 1907 - ö. 2 Nisan, 1948)
02 Nisan 2016
4
Sabahattin Ali (d. 25 Şubat, 1907 - ö. 2 Nisan, 1948) şair ve yazar.

Hayatı
25 Şubat 1907'de Edirne Vilayeti'nin Gümülcine Sancağı'na bağlı Eğridere kazasında doğdu. Babası piyade yüzbaşısı (Cihangirli) Selahattin Ali Bey'in görev yerlerinin sık sık değişmesi dolayısıyla, ilköğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit'in çeşitli okullarında tamamladı. 1921'de Edremit'e göçtüklerinde bölge Yunan işgalinde olduğu için emekli olan babası aylığını alamadı ve aile çok zor günler geçirdi. İlkokulu bitirdikten sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okulu'na girdi ve beş yıl burada okudu. 1926 yılında İstanbul Öğretmen Okulu'nda mezun oldu. Bir yıl kadar Yozgat'ta ilkokul öğretmenliği yaptı, Millî Eğitim Bakanlığı'nın açtığı sınavı kazanarak Almanya'ya giderek iki yıl (1928-1930) orada okudu. Yurda döndükten sonra, Orhaneli’nde ilkokul öğretmenliğine atandı. Aydın ve sonra Konya ortaokullarında Almanca öğretmenliği yaptı.


Sabahattin Ali'nin Sinop Cezaevinde kaldığı koğuştan bir görünüm.
1932 yılında Konya'da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk'ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklandı. Bir yıla mahkûm olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yattı, 1933 yılında Cumhuriyetin onuncu yıl dönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuştu. Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara'ya gitti ve Millî Eğitim Bakanlığı'na başvurarak yeniden göreve alınmasını istedi. Dönemin bakanı Hikmet Bayur'un "eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesini" istemesi üzerine 15 Ocak 1934 tarihinde Varlık dergisinde "Benim Aşkım" adlı şiirini yayımlayarak Atatürk'e bağlılığını göstermeye çalıştı. Aynı yıl Bakanlık Neşriyat Müdürlüğü'ne alınmış, Ankara II. Ortaokul'da öğretmenlik yapmıştır. 16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenip, 1936'da askere alınmıştır. 1937 Eylülünde kızı Filiz Ali dünyaya gelmiştir. Yedek Subay olarak askerliğini Eskişehir'de tamamlamış, 10 Aralık 1938'de Musiki Muallim Mektebi'nde Türkçe öğretmeni olarak göreve başlamıştır. 1940 yılında tekrar askere alınıp, askerliğini yaptıktan sonra 1941-1945 yılları arası Ankara Devlet Konservatuarı'nda Almanca öğretmenliği yapmıştır.

"İçimizdeki Şeytan" romanı milliyetçi kesimde büyük tepki topladı. Nihal Atsız'ın hakkında yazdığı hakaret dolu bir yazıya karşılık dava açtı, dava sırasında çok sıkıntı çekti. 1944 yılında davayı kazanmasına rağmen tepkilerden kurtulamadı. Olaylı duruşmalar sonunda bakanlıkça görevinden alındı, 1945 yılında İstanbul'a giderek gazetecilik yapmaya başladı. Ancak fıkra yazdığı La Turquie ve Yeni Dünya gazeteleri, Tan olayları sırasında tahrip edilince işsiz kaldı, 1946 - 1947 yılları arası Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'la Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasal mizah dergilerini çıkardı. Ancak, bu gazeteler tek parti iktidarının baskılarıyla karşılaştı, dergilerin isimlerindeki Paşa ifadesiyle "Milli Şef" İsmet Paşa ile alay edildiği iddiası ile kapatıldı, yazılar ve yazarları hakkında soruşturmalar açıldı. Dergilerde çıkan yazılarından dolayı üç ay hapis yattı ve karşılaştığı baskılardan bunaldı. Ali Baba dergisinde yayımladığı "Ne Zor Şeymiş" başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: "Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi".

Bir başka dava nedeni ile 1948'de Paşakapısı Cezaevi'nde üç ay yattı. Çıktıktan sonra zor günler geçirmeye başladı, işsiz kalıp, yazacak yer bulamadı. Baskılardan uzaklaşmak için yurt dışına gitmeye karar verdi ancak kendisine pasaport verilmedi. Yasal yollardan yurt dışına çıkma olanağı bulamayınca da Bulgaristan'a kaçmaya karar verdi ve para karşılığı Ali Ertekin adlı bir kaçakçıyla anlaştı. Ordudan atılmış olan bir astsubay olan Ertekin, geçimini yurt dışına adam kaçırmakla sağlamakta, öte yandan Millî Emniyet Hizmeti Riyâseti adına ajanlık yapmaktaydı. Resmi açıklamalara göre Ertekin, "milli hislerini tahrik ettiği için" Sabahattin Ali'yi başına sopa vurarak öldürdü. Cesedin 2 Nisan 1948 tarihinde Bulgaristan sınırında şaibeli bir şekilde bulunmasından sonra, 28 Aralık 1948'de tutuklanan Ertekin, Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandı. Yaptırımı 18-24 yıl olan adam öldürme suçundan, 15 Ekim 1950'de "milli hisleri tahrik" gerekçesiyle cezası indirilerek 4 yıla hüküm giydi.[1] Ancak yazarın yakın çevresi ise Sabahattin Ali'nin Kırklareli'de Milli Emniyet tarafından sorgulanırken işkence sonucu öldüğü ve Ertekin'in paravan olarak kullanıldığını iddia etse de bu hiçbir zaman kanıtlanamadı.[1] Sabahattin Ali'yi öldürdüğünü itiraf eden ve Milli Emniyet mensubu olduğu iddia edilen Ali Ertekin, dört yıla hüküm giymiş; fakat birkaç hafta sonra çıkartılan aftan yararlanarak serbest kalmıştır.[2]

Bulgaristan’ın Eğridere (Ardino) kentinde, Sabahattin Ali’nin 100. doğum yılı kutlandı. 31 Mart 2007 günü gerçekleşen toplantıya, başta Bulgaristan Yazarlar Birliği Başkanı olmak üzere Sofya ve Bulgaristan’ın çeşitli kentlerinden Türk ve Bulgar yazarlar, şairler, okurlar ve Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali katıldı. Bütün eserleri 1950'li yıllardan beri Bulgaristan’daki tüm okullarda okutulduğundan, Sabahattin Ali bu ülkede çok tanınan bir yazardır.

Edebi kişiliği
Sabahattin Ali yazı yaşamına şiirle başlamış, hece vezniyle yazdığı ve halk şiirinin açık izleri görülen bu ürünlerini 1926 yılında Balıkesir'de çıkan ve Orhan Şaik Gökyay tarafından yönetilen Çağlayan dergisinde yayımladı. 1926-1928 yılları arası Servet-i Fünun, Güneş, Hayat, Meşale gibi dergilerde de yazdı, bu arada öykü de yazmaya başladı, ilk öyküsü "Bir Orman Hikayesi" 30 Eylül 1930 tarihinde Resimli Ay'da yayımlandı. Toplumsal eğilimli bu öyküyü Nazım Hikmet, şu sözlerle okurlara sundu: "Bu yazı bizde örneğine az tesadüf edilen cinsten bir eserdir. Köylü ruhiyatının bütün muhafazekâr ve ileri taraflarını, iptidaî sermaye terakümünü yapan sermayedarlığın inkişaf yolunda köylülüğü nasıl dağıttığını ve en nihayet, tabiatın deniz kadar muazzam bir unsuru olan ormanın muğlak, ihtiraslı hayatını, kımıldanışların zeki bir aydınlık içinde görüyoruz".

Af yasasından yararlanarak hapisten çıktıktan sonra, 1934-1936 yılları arası özellikle Varlık dergisinde yayımladığı "Kanal", "Kırlangıçlar", "Arap Hayri", "Pazarcı", "Kağnı" gibi öyküleriyle dikkati çekti. Anadolu insanına yaklaşımıyla edebiyata yeni bir boyut kazandırdı. Ezilen insanların acılarını, sömürülmelerini dile getirdi ve aydınlar ile kentlilerin Anadolu insanına karşı takındıkları küçümseyici tavrı eleştirdi. 1937'de yayımlanan Kuyucaklı Yusuf romanı, gerçekçi Türk romanının en özgün örneklerinden biridir.

Halk şiirinden esinlenerek yazılmış şiirlerini içeren "Dağlar ve Rüzgâr" (1934) adlı kitabı edebiyat çevrelerinde ilgi uyandırdı. Örneğin Yaşar Nabi Nayır, Hakimiyeti Milliye'de şu övücü satırları yazdı: "Bu kitabın mümeyyiz vasfı halk edebiyatı tarzında bir deneme teşkil etmesidir. Sabahattin Ali'nin tecrübeli muvaffak neticeler vermiş. Ve bize, şiirleri doğrudan doğruya bir halk şairi elinden çıkmamış olduklarını hissetirmekle beraber, o tanıdığımız ve sevdiğimiz samimi edayı tattırabiliyor. Komplike imajlardan kaçınılmış olması, bu şiirlere büyük bir sadelik vermiş." Ancak, bu kitabından sonra şiirle ilgilenmedi, sadece hikâye ve roman yazdı. 'Leylim Ley', 'Aldırma Gönül' gibi halk dilinden yararlanarak yazdığı şiirler herkes tarafından bilinir.

Sabahattin Ali, Varlık'ta Esirler (1936) adlı üç perdelik bir oyun da yazdı, ancak bu türü de bir daha denemedi.

Eserleri
Şiir
1934: Dağlar ve Rüzgâr
1937: Kurbağanın Serenadı ve Öteki Şiirler'le birlikte
Bestelenen şiirleri[değiştir | kaynağı değiştir]
"Hapishane Şarkısı V" (Aldırma Gönül - Kerem Güney, Edip Akbayram)
"Eşkiya Dünyaya" (Zülfü Livaneli)
"Leylim Ley" (Zülfü Livaneli)
"Hapishane Şarkısı I" (Göklerde Kartal Gibiydim / Nazlı Yarim - Deniz Akyürek)
"Hapishane Şarkısı II" (Bir Yürek Kaldı Avucumunda) (Grup Çağrı) [3]
"Hapishane Şarkısı III" (Geçmiyor Günler - Ahmet Kaya)
"Çocuklar Gibi" (Sezen Aksu - Mustafa Kaya)
"Kız Kaçıran" (Ahmet Kaya)
"Kara Yazı" (Ahmet Kaya)
"Melankoli" (Ali Kocatepe, Nükhet Duru)
"Eskisi Gibi" (Ben Yine Sana Vurgunum - Ali Kocatepe, Nükhet Duru)
"Dağlar" (Benim Meskenim Dağlardır - Sadık Gürbüz, Dağlardır Dağlar - Sezen Aksu)
"Göklerde Kartal Gibiydim" - Grup Çağrı, Volkan Konak

Öyküleri
Değirmen (1935)
Kağnı (1936)
Hanende Melek (1937)
Ses (1937)
Kağnı - Ses (1943 - İki kitap birlikte)
Yeni Dünya (1943)
Sırça Köşk (1947)
Kamyon
Bütün Öyküleri 1 (Aralık 1997, Değirmen, Kağnı ve Ses kitapları ile birlikte)
Bir Orman Hikayesi


Oyunlar
Esirler (1936)

Romanları
Kuyucaklı Yusuf (1937)
İçimizdeki Şeytan (1940)
Kürk Mantolu Madonna (1943)
Derlemeler[değiştir | kaynağı değiştir]
Markopaşa Yazıları ve Ötekiler (1998)
Çakıcı'nın İlk kurşunu (2002)
Mahkemelerde (2004)
Hep Genç Kalacağım (2008)
Canım Aliye, Ruhum Filiz (2013)

Çevirileri
Tarihte Garip Vakalar, Max Memmerich (1941)
Antigone, Sofokles (1942)
Minna Von Barnhelm, Lessing (1943)
Üç Romantik Hikaye, H. Von Kleist - A.V. Chamisso - E.T.A. Hoffmann (1944)
Fontamara, Ignazio Silone (1944)
Gyges Ve Yüzüğü, Fr. Hebbel (1944)
Yüzbaşının Kızı, A.S. Puşkin (1944) (Erol Güney ile birlikte)
Konuyu 1 kişi okuyor. (0 üye ve 1 ziyaretçi)
 
Benzer Konular
Konu
Konuyu Başlatan
Forum
Cevaplar
Son Mesaj