Merhabalar.
Günler, haftalar, aylar ve yıllar.
Siz, tek bir cümleden yola çıkarak, hiç araştırma yaptınız mı.?
Kitapları devirdiniz mi.?
-Ben yaptım.
Bir gün, gönülden gelen sesin üzerine yıllarca gittim.
''Gün gelir, yol melamete varır.''
Neydi bu melamet.?
Bir yol mu, bir tarikat mı bir tekke mi, bir manevi okul mu.?
Yıllarca sadece tek bir cümleyi araştırarak harika bir noktaya ulaştım. Kendime çok yakın gördüğüm bir düşünceydi melamet.
Zaten ilk emir de ''Oku'' değil miydi.
İnsan neyi okumalı. İnen kitabımı mı, yoksa kendini mi.
Kısaca, melamet hakkında öğrendiklerimi sizinle paylaşmak isterim.
Bir manevi meslek olup, bir tarikat değil, tasavvuf yoludur.
Tacı, hırkası, tekkesi, postu, seremonisi yoktur. Saliklerine ''Melami'' denilmektedir.
Bunların halktan ayrılıkları olmaz, halk giyinir, onlar gibi yaşarlar. Kur'ana, ilahi emirlere ve şeriatı Muhammediye bağlı olup, Peygamberin izinden ayrılmazlar.
Nefislerinin arzularına uymaz, dünyaya bağlanmazlar ve gösterişten hoşlanmazlar.
Teklifata riayetkar olup bunu Allah'ın rızasını tahsil için yaparlar. Bu husuta gayretleri; Cennet için değil, hak içindir. Dünya ve ahiret kaygısından uzaktırlar. gönülleri Hak ile olup orada gayr için yer yoktur. Kendilerinden sadık olan hasenatı nefislerine mal etmeyip, ''Ma esabeke min senetin femin Allah = Sana güzellikten ne isabet ederse Allahtandır.'' Ayeti kerimesinin emrine uyarlar ve bu hasenatı halktan gizlerler.
Hatalarından dolayı nefislerine levm eder ''Ve ma esabeke min seyyitin femin nefsike = Sana kötülükten ne isbet ederse nefsindendir.'' Ayeti kerimesi; Gereğince hareket ederler.
Hiçbir şeyler övünmezler. Kandilerini, halktan üstün görmezler, halkı nefislerine tefdil ederler. Nefisleri onlara iğva veremez.
Çünkü; Mutmayine ermişlerdir.
Ancak, onlar bütün hataları kebair kabul edip, nefislerine levm ederler.
Zahirleri açık, hakikatleri, gizlidir.
Halktan bir şey taleb etmezler, kabul de etmezler.
Nafakaları için çalışır kazanırlar, lakin maddeyi asla gönülere sokmazlar.
''El Fakru Fahri = Fakirliğimle iftihar ederim.'' hadisine uyan manevi yokluk sahipleridir.
Rablarından razı olup, katiyyen şikayet etmezler.
Muhiddini Arabi bu zevat hakkında şöyle demiştir:
''Melami ismiyle anılılanlar öyle kimselerdir ki, onların batınların da mevcud olan kemalattan; Yani ilim, irfan ve şuhuttan hiçbir şeyin eseri, zahirlerin de zuhura gelmez. Bunlar ehlullah taifesinin ala kısmıdır.''
Ancak, ben hakiki melamilerden, fena fillah sırrına varan yokluğuna eren fedailerinden bahsetmekteyim.
Teklifata bigane kalan ibahilerden ve melami mukallitlerinden değil.
Muhiddini Arabi'nin tüm kitaplarını okumanızı çok isterim.
Muhiddini Arabi Hazretlerine selam olsun.
Umuyorum faydalı olur bu yazı.
Ben, biriktirdiklerimi paylaştım, eklemek isteyen olursa çok mutlu olurum.
Sevgiyle.
''Gün gelir, yol melamete varır.''
Damla



Üyelik tarihi
14 Aralık 2014
Bulunduğu yer
İzmir.
Mesajlar
45.997
Seslenildi
8368 Mesaj
Etiketlendi
235 Konu
Bir Tasavvuf Yolu: ''Melamet.''
29 Mart 2017
- Paylaş
- Share this post on
Digg
Del.icio.us
Technorati
Twitter
To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.
Years and years.

32Beğeniler





Normal