
Sabır keskin bir bıçak
Kıl kadar ince sabır
Dağ gibi ağır bilinsede
Tüy kadar hafif sabır
Kuru bir mecburiyet değildir sabır
İçten bir teslimiyet,
Hatta memnuniyettir sabır
Sabır sığ görünmektir
Derin olmaktır sabır
Asr’a yemin edilirken
Hüsrana uğrayanlardan berî durmaktır sabır
Kimi zaman umuttur sabır
Çoğu zaman sükûttur
Dünya gözüyle zehir görünsede
Ukbâ nazarıyla şerbettir sabır
Izdırabı mütebessim bir çehreyle perdelemektir
Sadâkati kalpte irdelemektir sabır
Sabır teslim olmaktır
Îslâm olmaktır sabır
Göz yummak değil
Îlâhi bir teselli ummaktır sabır
Sabredenlerin müjdelendiği yüksek bir makamda
Sâbit kadem bulunmaktır.
Cennet görmüş gözlerin dünyaya tahammülüdür sabır
Yakın bildiklerini tufana kaptırmak
Ve asıl Yakınına yakın olmaktır sabır
Verdiği sözde sebât göstermek
Gözbebeklerini gözden çıkarmaktır sabır
Issız bir vadide sessiz bir çığlıktır sabır
“Bizi burada bırakmanı sana Rabbin mi, emretti?..
Öyleyse Allah bize yeter, bizi o korur.” yakarışındaki inanç ve tevekküldür sabır.
İmtihanların en çetinine müptela olanların duâsıdır sabır
Kendisine güzel bir sabrın düştüğü dertli bir sinenin sadâsıdır
”Bilmiyorlar Allahım, bilseler yapmazlardı” diye inleyen mahzun bir yüreğin nidâsıdır sabır
Firkate sabır, hasrete sabır,
Eleme sabır, hüzne sabır,
Tâif’te sabır, Mekke’de sabır,
Gurbette sabır, hicrette sabır,
Kalpte sabır,
Dilde sabır,
Her halde, her minvâlde sabır
Yâ sabır,
Hû Sabûr!
(Melâl)






Normal