Demokrasinin sözcük karşılığı “halkın gücü” ya da “halk hükûmeti”
demektir. Demokratik yönetimlerde güç ve otorite tek bir kişinin veya grubun
elinde değil, halkın egemenliğindedir.
Demokratik yönetimlerde toplumun bütün kesimleri örgütlenme
özgürlüğüne sahiptir. Toplumun çeşitli kesimleri, siyasî partiler ve sivil toplum
kuruluşları aracılığıyla örgütlenir. Demokratik yönetimin en önemli ölçütleri eşitlik,
özgürlük ve adalettir.
Eşitlik, Özgürlük ve Adalet
Hukuksal alanda eşitlik; bedensel ve psikolojik farklılıkları ne olursa
olsun, insanlar arasında toplumsal ve siyasal haklar yönünden ayrım bulunmamasını
ifade eder. Anayasamızın 10. maddesinde de eşitlik ilkesi şu şekilde ifade edilmiştir:
“Herkes; dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve
benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.”
Özgürlük; insanların doğa ve toplumun nesnel yasalarına hâkim
olmalarıdır. Toplumsal gelişmeyi amaçlı ve bilinçli olarak gerçekleştirebilmeleri,
toplumun ve bireyin gelişimi için zorunlu olan bütün maddî ve manevî ön koşulları
sağlayabilmeleri anlamına gelir. Özgürlük ve eşitlik arasında çok yakın bir bağ
vardır. İnsanlar ancak eşit olursa özgür olabilirler. Aynı zamanda özgürlük, bireysel
ve toplumsal gelişmenin temel kaynağıdır.
Adalet ise, ancak özgürlük ve eşitliğin var olduğu yerde söz konusu
olabilir. Adalet, “herkesin hakkını verme, herkes hakkında doğru hüküm verme”
anlamına gelir. Eşitlik ve özgürlüğü uygulamak adalet ilkesini kurumsallaştırmakla
gerçekleşir.
Görüldüğü gibi, bu üç kavram birbiriyle çok yakından ilişkilidir. Birinin
olmadığı yerde diğerleri de var olamaz. Bu nedenle, her üçü de demokratik
yönetimlerde var olması gereken temel ilkelerdir. Demokrasinin bir ülkede tam
olarak yerleşebilmesi, özgürlük, eşitlik ve adaletin tam olarak uygulanmasıyla
gerçekleşebilir.
Herkesin temel hak ve hürriyetlerine sahip çıkması ve kullanması
demokratik toplumu geliştirir. Temel hak ve özgürlükler, “herkesin kişiliğine bağlı
dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez” niteliğe sahiptir.
Güçler ayrılığı ilkesi, devlet gücünün; yasama, yürütme, yargı organları
arasında paylaşılması esasına dayanır. Anasaya’mıza göre güçler ayrılığı temel
ilke olarak benimsenmiştir.
Güçler ayrılığı ilkesi demokrasinin işlemesi açısından önemli bir ilkedir.
Yasama, yürütme ve yargı organlarının tek elde toplanması baskıcı yönetimlere
neden olur. Çünkü bireyler, baskıcı yönetimlerde kendi haklarını devlete karşı
koruyacak yargı organlarından yoksundur. Oysa demokratik toplumlarda bireyler,
yargı organını kullanarak yürütme organının herhangi bir uygulamasına karşı kendi
haklarını koruyabilirler.
Alıntı
Asrevya

Üyelik tarihi
03 Şubat 2015
Bulunduğu yer
Antalya
Mesajlar
20.169
Seslenildi
1439 Mesaj
Etiketlendi
51 Konu
Demokrasinin Gelişimi ve Demokratik Yönetimlerin İlkeleri
10 Nisan 2015
- Paylaş
- Share this post on
Digg
Del.icio.us
Technorati
Twitter
Değeri değere değen kavrar.
Bilgi kokmayan karşı çıkışlarda cehalet kokusu ve kompleks vardır.

Hybrid-Şeklinde