Devletin sözlük anlamı “elden ele geçen güç, iktidar” demektir.
Devlet, “sınırları belli bir toprak parçası üzerinde yaşayan insan
toplumları üzerinde otoriteye sahip siyasî ve hukukî bir örgüttür.’
Siyasal gücü (otoriteyi) en üst düzeyde ve etkin biçimde elinde tutup
kullanan devlettir. Devlet “egemenliğin (gücün) örgütleniş biçimi” olarak karşımıza
çıkar. Siyaset sosyolojisinin en önemli kavramlarından olan güç, egemenlik, iktidar,
otorite gibi kavramlar bir toprak parçasında (ülkede) var olabilen devlet örgütünde
somutlaşır.
Örgütlenmiş yapı olarak devletin temel işlevleri şunlardır:
•?Kanunlar yapmak, uygulamak ve uygulama sırasında çıkabilecek
sorunları gidermek,
•?Vatandaşların ekonomik, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını gidermek,
•?İç ve dış tehlikelere karşı ülkenin bağımsızlığını korumak,
•?Bireylerin temel hak ve özgürlüklerini güvence altına almak ve adaletisağlamak.
•?Ülke sınırları içinde ve dışında millî çıkarları korumak.Devletin temel unsurları vatan, halk, iktidar ve egemenliktir. Vatan, sınırları belli bir toprak parçasıdır. Devlet, vatan adı verilen topraklar üzerinde egemenliğe sahiptir. Bir toprak parçası üzerinde egemenliğini kuran devlet, o ülkede yaşayan insanlar yani halk ile var olur. Günümüzdeki demokratik devletler gücünü halktan alarak iktidarlarını sürdürürler. Demokratik devlet halkın mutluluğu ve refahı için çalışan ve gücünü siyasal kurumlarıyla ve evrensel hukuk
normlarıyla kullanan üst örgüttür.
İktidar, bir toplumda egemenliği elinde bulunduranları ifade eder. İktidarlar devlet otoritesini kullanma yetkisine sahiptir.
Toplumların tarihsel gelişim sürecinde siyasal gücün kaynağına göre
devletleri şu şekilde sınıflandırabiliriz:
Egemenliğin kaynağını bir kişiden alan devlet biçimleri: “Ben devletim”,
“Güç benim.” diyen bireylerin kişisel yeteneklerine (fiziksel, düşünsel, zekâ gibi)
dayanan devlet biçimleridir. Bazı liderler kendisini tanrının oğlu olarak
görmüşlerdir.
Egemenliğin kaynağını tanrı buyruklarına dayandıran devlet biçimleri:
Tarım toplumlarında ticaretin gelişmesiyle birlikte bazı hakların güvence altına
alınması, insan emeğinin öneminin artması, ilkel kabile ilişkilerine karşı yeni
kuralların geliştirilmesiyle tek Tanrılı dinlere dayanan devlet biçimleri ortaya çıktı.
Yeni toplumsal, ekonomik, dinsel değerler hemen arkasından kendine özgü siyasal
kurumlarını da ortaya çıkartmıştır.
Devlet gücünü elinde bulunduranlar, artık “Ben devletim.” demek yerine
“üstün gücün (Tanrı’nın) temsilcisi” olarak egemenliği elinde bulundurmaya
başlamıştır. Kral, padişah, şah vb. liderler egemenlik yetkisini Tanrı’dan alarak,
insanları Tanrı’nın buyruklarıyla yönetmeye başlamışlardır.
Egemenliğin kaynağını halkın gücüne (iradesine) dayandıran devlet
biçimleri: Artık, “Ben devletim.” ve “Ben Tanrı’nın yeryüzündeki temsilcisiyim.”
diyen yöneticiler yerine, “Ben halkın temsilcisiyim.” diyen yöneticiler ortaya
çıkmıştır. Yönetme gücünü halka dayandıran ve meşruluğunu da halkın
çoğunluğundan alan yeni siyasal yapılar gelişmiştir. Buna halk egemenliğine
dayanan demokratik devlet denir.
Alıntı
Asrevya

Üyelik tarihi
03 Şubat 2015
Bulunduğu yer
Antalya
Mesajlar
20.169
Seslenildi
1439 Mesaj
Etiketlendi
51 Konu
Devlet Kurumu
10 Nisan 2015
- Paylaş
- Share this post on
Digg
Del.icio.us
Technorati
Twitter
Değeri değere değen kavrar.
Bilgi kokmayan karşı çıkışlarda cehalet kokusu ve kompleks vardır.

Normal