Günün Sözü DamlaPenia.
Her şey neye layıksa ona dönüşür. -Mevlana
Etiket Listesi

Like Tree6Beğeniler
  • 1 Post By RuzgarC
  • 1 Post By RuzgarC
  • 1 Post By RuzgarC
  • 1 Post By RuzgarC
  • 1 Post By RuzgarC
  • 1 Post By RuzgarC
Seçenekler
Seçenekler
Stil
RuzgarC - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
04 Mart 2017
Bulunduğu yer
Erzurum
Yaş
31
Mesajlar
102
Seslenildi
18 Mesaj
Etiketlendi
10 Konu
Ruh Hali
Aptal

Standart Bilgi Felsefesi (Epistemoloji) Nedir ?

13 Mart 2017
1

Tarihsel Bakış

Bilgi edinme, bilme ve öğrenme insanın en temel güdülerinden ve onu diğer canlılardan ayıran en temel özelliklerindendir. Bu güdüler, insanın ortaya çıkmasından itibaren her yerde ve her zamanda insanın aktivitelerini temelden etkilemiştir. Yani bilgi edinmenin, dolayısıyla da bilginin tarihi, insanlık tarihi kadar eskidir.

Felsefenin ilk ortaya çıktığı dönemlerde (M.Ö. 7. yüz yıl; Yunan düşüncesi) insanlar ilgilerini bilginin öznesine değil, nesnesine yoğunlaştırmışlardır. Bu da demektir ki felsefenin ilk dönemlerinde insanlar "bilen özne" ile değil de "bilginin konusu olan nesne" ile ilgilenmişlerdir.

Miletos Okulu'nun kurucusu olan Thales, her şeyin arkhesinin, yani ana maddesinin "su" olduğunu söylemiştir. Aynı şekilde Anaksimandros, her şeyin arkhesinin sonsuz ve sınırsız olan "aperion", Anaksimenes ise "hava" olduğunu söylemişlerdir.

İşte bunlar, nesne üzerine yoğunlaşan ve yorum yapan düşünce insanlarıdır.

Herakleitos, Parmenides, Demokritos ve Anaksagoras gibi ilk dönem Yunan filozofları bilginin imkanı, kaynağı, sınırları ve ölçütlerine ilişkin ilk soruları, şüpheleri ve tartışmaları ortaya çıkarmışlardır.

Sonuç olarak "bilgi" konusunun, felsefî düşüncenin gündemine gelmesi; sofistler, Sokrates ve onu takip eden Platon ve Aristoteles gibi büyük filozofların döneminde olmuştur.

Bilgi felsefesinin tarihsel gelişimine biraz göz gezdirdikten sonra, şimdi bilgi felsefesinin içeriğine değinilebilecektir.

Süreyya bunu beğendi.

To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.


Bir Gün Mutlaka Tüm TÜRK Devletleri ile Çin Seddinde Buluşacağız...

Ulu Kağan ATATÜRK
RuzgarC - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
04 Mart 2017
Bulunduğu yer
Erzurum
Yaş
31
Mesajlar
102
Seslenildi
18 Mesaj
Etiketlendi
10 Konu
Ruh Hali
Aptal
Standart Bilgi Teorisi veya Epistemoloji Nedir ?
13 Mart 2017
2
Bilgi teorisi, bilgi felsefesi veya bilgi kuramı; öncelikle bilginin imkanı ve imkansızlığına ilişkin konuları ele almaktadır. Yani bilgi felsefesinin temel konusu, bilginin mümkün olup olmadığıdır.

İnsanın kendi bilgi yetilerinden ya da araçlarından, duyularından, algılarından, gözlem ve deney yapabilme kabiliyetinden şüphe etmeye başlaması oldukça ileri bir bilinç ve birikim seviyesi gerektirmektedir.

Yunan düşüncesinde bilgi yetileri uzun süre kullanılıp sınandıktan sonra sofistlerle birlikte ilk kez ciddi ve sistemli olarak insan, eşyayı kendisinde olduğu gibi bilip bilemeyeceğini kendine sormuştur.

Bilginin İmkanı, Bilginin Mümkünlüğü

Bilgi teorisinin ilk sorusu, bilginin mümkün olup olmadığıdır. Bu soruya olumlu olarak cevap verenler, yani bilginin mümkün olduğunu savunanlar felsefe tarihinde "dogmatik filozoflar" olarak bilinmektedirler. Dogmatiklerin aksine bilginin mümkün olmadığını düşünen filozoflara ise felsefe tarihinde genel olarak "şüpheciler" ya da "septikler" denilmektedir.

Şüpheci filozoflar, dogmatik filozofların bilgi üzerine ortaya koydukları iddiaları, bu iddiaların temelinde bulunan dayanak ve ölçütlerini çürütmek suretiyle reddetmeye çalışmaktadırlar.

Hazırlayan: Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak: Prof. Dr. Ahmet Arslan - Felsefeye Giriş Kitabı
Süreyya bunu beğendi.

To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.


Bir Gün Mutlaka Tüm TÜRK Devletleri ile Çin Seddinde Buluşacağız...

Ulu Kağan ATATÜRK
RuzgarC - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
04 Mart 2017
Bulunduğu yer
Erzurum
Yaş
31
Mesajlar
102
Seslenildi
18 Mesaj
Etiketlendi
10 Konu
Ruh Hali
Aptal
Standart Bilginin Kaynağı ve Ölçütleri Nelerdir ?
13 Mart 2017
3
Bilgi felsefesinin problemlerinden birisi de bilginin kaynağı ve ölçütleri problemidir. "Bilgi elde etmede zihin mi daha etkindir, yoksa zihnin dışarıdan aldığı veriler mi?" gibi sorular, bilgi teorisinin kaynak ve ölçüte ilişkin sorularından birisidir.

Bilgi edinme sürecinde insan, genel anlamda kendisinin 2 temel özelliğinden yola çıkarak hedefe varmaya çalışır. Bu özellikler; insan aklının düşünme ve duyuların algılayıp gözlemleyebilme yetisidir. İşte bilgi felsefesi tam da bu noktada, "bilgide bunlardan hangisinin rolü daha fazladır?" sorusunu sormaktadır.

Felsefe tarihine bakıldığında bu sorulara verilen cevapların, aklın kendi kendine bilgiyi elde ettiğinden, sadece duyular vasıtasıyla bilgi elde edilebileceğine kadar geniş bir yelpazeye yayıldığını görebilmek mümkündür.

Bütün bunların yanında bilginin elde edilmesinde duyuları ve zihni eşit değerde bulan, bunların her ikisini de yanıltıcı gören, doğru bilgiyi reddeden, bilgiye ulaşılamayacağını öne süren görüşler de bulunmaktadır.

Bilginin ana kaynağı olarak akıl yürütme ve düşünceyi görenler "akılcılar (rasyonalistler)", duyu, gözlem veya deneyler üzerinde duranlara ise "deneyciler (ampiristler)" denir. Bu akımların isimleri ise "akılcılık (rasyonalizm)" ve "deneycilik (ampirizm)" olarak adlandırılır. Akılcı filozoflardan bazıları Platon, Descartes, Spinoza ve Leibniz; deneyci filozofların bazıları ise Epikuros, Locke, Hume, Condillac ve Comte gibi isimlerdir.



Hazırlayan : Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak : Prof. Dr. Ahmet Arslan - Felsefeye Giriş Kitabı
Süreyya bunu beğendi.

To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.


Bir Gün Mutlaka Tüm TÜRK Devletleri ile Çin Seddinde Buluşacağız...

Ulu Kağan ATATÜRK
RuzgarC - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
04 Mart 2017
Bulunduğu yer
Erzurum
Yaş
31
Mesajlar
102
Seslenildi
18 Mesaj
Etiketlendi
10 Konu
Ruh Hali
Aptal
Standart Bilginin Alanı, Kapsamı ve Sınırları Nelerdir ?
13 Mart 2017
4
Bilginin yalnızca duyularımız veya gözlemlerimizle elde edildiğini düşünen bir filozof için bilginin alanı, duyular veya algılarımızla kavrayabileceğimiz alanla sınırlıdır. Yani bu filozof için duyusal olmayan bir şeyin bilgisi mümkün değildir. Buna karşılık olarak insan zihninin duyulardan bağımsız olduğunu düşünen bir filozof, duyusal olmayan bir alanın varlığını ve bilgisini kabul etmekte bir sıkıntı çekmeyecektir. Bu alan, mesela fizik-ötesi varlıkların alanıdır. Bu varlıklar tanrı, ruh ve gelecek hayat gibi varlıklar ve varlık alanlarıdır.

Genel anlamda hiçbir filozof ve "bilgelik peşinde koşmak" anlamında felsefenin kendisi, insan bilgisine sınırlar koymak ve bilgiyi sınırlandırmak istemeyecektir; çünkü bilginin sınırlandırılması demek, felsefenin de sınırlandırılması olacaktır.

Bu bağlamda Platon, Aristoteles, Farabi ve Hegel gibi filozoflar insan bilgisinin sınırlarının olmadığını savunmuşlar ve felsefeye destek çıkmışlardır.

Bu filozoflara göre insan sahip olduğu bilgi yetileriyle tanrı, ruh, evrenin özü ve kader gibi konuların felsefi açıklamalarını yapabilir durumdadır. İnsan doğrunun ve güzelin ilkelerini ortaya koyabilir. Bütün bunların ışığında onlara göre, "metafizik mümkündür" denilebilir.

Bunlara karşılık olarak Kant, Comte ve Peirce gibi bazı filozoflar farklı tarzlarda olmak üzere her şeyin bilgisinin mümkün olmadığını, sadece bazı şeylerin kesin bilgisinin mümkün olduğunu söylemişlerdir.

Bir grup filozof ise felsefenin kendisine özgü bir bilgi alanının olmadığını, onun yalnızca "önermelerin anlamını açıklığa kavuşturmak" olduğunu ileri sürmüşlerdir. Bu filozoflar, felsefe tarihinde "Viyana Cephesi Hareketi" olarak bilinmektedir. Bu ismin kaynağı, bu filozofların kendi görüşlerini 1920'li yıllarda Viyana çevresinde geliştirmeleridir. Viyana Cephesi Hareketi'nin içinde yer alan filozoflardan bazıları Carnap, Schlik ve Ayer gibi çağdaş filozoflardır. Bu hareket bir başka isimle de "Mantıkçı Pozitivizm" veya "Yeni Pozitivizm" olarak bilinmektedir.





Hazırlayan : Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak : Prof. Dr. Ahmet Arslan - Felsefeye Giriş Kitabı
Süreyya bunu beğendi.

To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.


Bir Gün Mutlaka Tüm TÜRK Devletleri ile Çin Seddinde Buluşacağız...

Ulu Kağan ATATÜRK
RuzgarC - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
04 Mart 2017
Bulunduğu yer
Erzurum
Yaş
31
Mesajlar
102
Seslenildi
18 Mesaj
Etiketlendi
10 Konu
Ruh Hali
Aptal
Standart Bilgi Felsefesinin Konusu Nedir ?
13 Mart 2017
5
Felsefenin, ilk kez Akdeniz kültür çevresinde İzmir'in güneyindeki Milet kentinde, ünlü filozof Thales'le bir “doğa felsefesi” olarak ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Çıkış tarihi yaklaşık olarak MÖ 7. yüzyıldır. Thales doğayı meydana getiren temel ögenin ne olduğunu merak etmiş onu araştırmıştı. Doğayı ve oluşumunu kavrama çabasından doğan bu felsefeye önce “ilk felsefe” daha sonra “doğa felsefesi” ve “metafizik” denilmiştir.

Demek oluyor ki ilk şar varlık, doğa üzerine yönelmişler, doğayı anlamaya çalışmışlardır. Orta çağın sonuna kadar da temel araştırma alanı genel olarak bu olmuştur.

17. yüzyılda Kolomb'un keşişeri, Rönesans, Reform hareketleri ve yeni bilim anlayışının doğması ile birlikte felsefe, “bilgi kuramsal dönemeç” diye adlandırılan bir döneme girdi. Önde gelen filozoflar varlık hakkında bir iddiada bulunmadan önce başka bazı sorular sormamız gerektiğini ileri sürmeye başladılar. Örneğin: “İnsani varlık neyi bilebilir?, “Bilgi nedir?, “Bir şeyi bilmek ne demektir?”, “İnsan bilgisinin sınırları var mıdır?” vb.

Bunun sonucunda bilginin ne olduğunu, nasıl ve ne yollardan elde edildiğini araştıran bilgi felsefesi (epistemoloji) doğmuştur. Epistemoloji, Yunanca “doğru bilgi, sistematik bilgi, kanıtlanabilir bilgi” anlamına gelen “episteme” ile akılsal açıklama anlamına gelen “logos” kelimelerinden türemiş bir sözcüktür. Bilgi felsefesinin belli başlı kurucuları Fransız filozof Descartes (Dekart, 1596-1650), İngiliz filozof John Locke (Con Lok, 1724-1804) ve Alman filozof Immanuel Kant (İmmanuel Kant, 1632-1704)'tır.




Derleyen : Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak : Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 3. Sınıf "Çağdaş Felsefe Tarihi" Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı
Süreyya bunu beğendi.

To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.


Bir Gün Mutlaka Tüm TÜRK Devletleri ile Çin Seddinde Buluşacağız...

Ulu Kağan ATATÜRK
RuzgarC - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
04 Mart 2017
Bulunduğu yer
Erzurum
Yaş
31
Mesajlar
102
Seslenildi
18 Mesaj
Etiketlendi
10 Konu
Ruh Hali
Aptal
Standart Bilgi Kuramının Temel Soruları Nelerdir ?
13 Mart 2017
6
Bilgi kuramının temel soruları iki grupta toplanabilir :

1) Bilginin değerine ilişkin sorular ; “Doğru bilgiye ulaşmak mümkün müdür?”,

“Bilgimiz kesin midir?”, “Eğer bilgimiz doğru bilgi ise bunun ölçütü nedir?” gibi sorulardır.

2) Bilginin kaynağına ilişkin sorular ; “Bilginin kaynağı nedir?”, “Bilgilerimizin kaynağı deney mi, akıl mı yoksa sezgi midir?” gibi sorulardır.

Bilgi kuramının temel soruları arasında “Doğru bilginin ölçütü nedir?” sorusu önemli bir yere sahiptir. Bu soruya birbirinden farklı yanıtlar verilmiştir. Verilen bu yanıtlardan bazıları şöyle sıralanabilir:

“Akla dayanan bilgi doğru bilgidir.” (rasyonalizm = akılcılık)
“Deneye dayanan bilgi doğru bilgidir.” (amprizm = deneycilik)
“Yarar sağlayan bilgi doğru bilgidir.” (pragmatizm = faydacılık)
“Olguya dayanan bilgi doğru bilgidir.” (pozitivizm = olguculuk)
“Sezgiye dayanan bilgi doğru bilgidir.” (entüisyonizm = sezgicilik)
“Fenomeni dile getiren bilgi doğru bilgidir.” (fenomenoloji = görüngü bilim)

Görüldüğü gibi yukarıda sıralanan önermelerin her biri bilginin kaynağı konusunda farklı yaklaşımları dile getirmektedir.




Derleyen : Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak : Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 3. Sınıf "Çağdaş Felsefe Tarihi" Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı
Süreyya bunu beğendi.

To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.


Bir Gün Mutlaka Tüm TÜRK Devletleri ile Çin Seddinde Buluşacağız...

Ulu Kağan ATATÜRK
RuzgarC - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
04 Mart 2017
Bulunduğu yer
Erzurum
Yaş
31
Mesajlar
102
Seslenildi
18 Mesaj
Etiketlendi
10 Konu
Ruh Hali
Aptal
Standart Doğru bilginin imkânı Problemi
13 Mart 2017
7
İlk Çağ'da insanlar, duyu organları aracılığı ile ulaştıkları her bilgiyi doğru kabul etmişlerdir. Bu dönemde insanlar; insan zihninden bağımsız bir gerçekliğin olduğuna, insan zihninin bu gerçekliği kesin olarak bilebileceğine ve bu bilgiyi duyularla elde edebileceğine kesin olarak inanmışlardı. Bilginin kaynağı yalnızca duyu organlarına dayandırıldığı için buna "naiv ampirizm"(yöntemsiz ve sistemsiz bir ampirizm) denilmiştir. Bu dönemde bilgi felsefi bir sorun olarak görülmemiştir. Bunun yerine varlığın bilgisini elde edilmeye çalışılmıştır.

Bilgi konusuna kayıtsız kalma modern felsefe döneminde son bulmuştur. Bu dönemde bilgi kuramı başlı başına bir felsefi disiplin haline gelmiştir. İnsanlar bilgi üzerine düşünmeye başladıklarında karşılarına şu türden sorular çıkmıştır: “İnsan; varlığı ve nesneleri gerçekten bilebilir mi?”, “Bilgi nesneyi doğru olarak yansıtır mı?”, “Bilgi kesin olabilir mi?”, “Bilgi kesin olabilirse ölçütü nedir?”. Bu ve benzeri sorular üzerinde düşünmek demek bilginin değerini araştırmak demektir. Öte yandan bilginin değeri üzerine geçerli ve tutarlı şeyler söyleyebilmek, bilginin nereden kaynaklandığını ve nasıl doğduğunu sorgulamayı gerektirmiştir. Bu gereklilik de şu soruları ortaya çıkarmıştır: “Bilgimiz nasıl oluşuyor?”, “Bilgimizin oluşmasında rol oynayan etkenler nelerdir: akıl mı, deney mi, sezgi mi yoksa başka bir şey mi?”, “Bilgi hangi kaynak ya da kaynaklardan doğmaktadır?” Bu ve benzeri sorunlar üzerinde düşünmek ise bilginin kaynağını araştırmak demektir.

İlk Çağ filozofları bilginin kaynağını sorgulamadan önce bilginin değeri, yani doğru ve kesin bir bilginin olup olmadığı sorunu üzerinde durmuşlardır. Filozoflardan bazıları doğru bilginin imkânsızlığını yani insanın gerçekliğin bilgisine erişemeyeceğini savunmuştur. Bu görüşe septisizm (şüphecilik) denir. Bazı filozoflar da doğru bilginin mümkün olduğu görüşünü savunmuşlardır. Buna da dogmatizm adı verilir.




Derleyen : Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak : Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 3. Sınıf "Çağdaş Felsefe Tarihi" Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı
Konu RuzgarC tarafından (13 Mart 2017 Saat 22:31 ) değiştirilmiştir.

To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.


Bir Gün Mutlaka Tüm TÜRK Devletleri ile Çin Seddinde Buluşacağız...

Ulu Kağan ATATÜRK
RuzgarC - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
04 Mart 2017
Bulunduğu yer
Erzurum
Yaş
31
Mesajlar
102
Seslenildi
18 Mesaj
Etiketlendi
10 Konu
Ruh Hali
Aptal
Standart Doğru Bilginin İmkânsızlığı
13 Mart 2017
8
“Genel geçer doğru bir bilgi var mıdır?” sorusu İlk Çağdan bu yana sorulmuştur. Ancak bu dönemde filozoflar tüm varlıklara temel olan, tüm varlıkların kendisinden çıktığı ana maddenin ne olduğunu araştırmışlardır. Onun için antik felsefenin ilk dönemi doğa felsefesi olarak adlandırılır. Doğa filozoflarının, aynı konuda farklı sonuçlara ulaşmaları kuşkuculuğun ortaya çıkmasında etkili olmuştur. Örneğin Thales'e göre, evrenin kendisinden çıktığı ana madde “su” iken Anaksimenes'e göre “hava”dır. Yine Herakleitos'a göre evrende sürekli bir değişim vardır, Parmenides'e göre evrende değişme yoktur. Filozofların aynı konuda farklı hatta çelişik sonuçlara ulaşmaları, insanların dış dünyanın bilgisini elde edemeyeceklerini düşünmelerine neden olmuştur.

Kuşkuculuk akımını etkileyen görüşleri kısaca belirtmekte yarar vardır. Bunlardan biri Zenon (M.Ö. 490-430)'a aittir. Zenon paradoks(çatışkı)ları diye bilinen, hareketin imkansızlığını gösteren “ok” kanıtı şöyledir: Atılan bir okun hareket ettiğini sanırız. Oysa ok, hedefe varmak için atılmış olduğu yer ile hedef arasındaki mesafenin her noktasını tek tek geçmek, yani ayrı ayrı her noktada bulunmak zorundadır. Bulunması demek ise Zenon'a göre durmak demek olduğundan, ok bütün bir uçuş süresince duruyor, yani hareket etmiyor demektir. Zenon'un bu kanıtı kuşkuculuk açısından önem taşır, çünkü o söz konusu kanıtıyla, insanların kesin olarak bildikleri bir konuda yani yaydan çıkan okun hareket ettiği konusunda kuşkuya düşmelerine neden olur.

Atomcu filozof Demokritos (M.Ö. 460-360)'a göre de duyularla elde edilen bilgi ve dış dünyadaki somut varlıklar gerçekte var değildir. Gerçekte var olan şeyler yalnızca renksiz, kokusuz atomlardır. Atomlar ise algılanamaz, algılanamayacağı için de gerçek olan bilinemez.

Sofistlere göre de bilgilerin kaynağı duyumlardır. Duyum ve algılar ise özneldir. Kişiden kişiye değişir. Bu nedenle herkesin kabul etmesi gereken genel geçer doğrular yoktur. Sofist düşünürler Eski Yunan'da kentleri dolaşarak para karşılığı ders veren öğretmenlerdi. İnsanlara güzel konuşma ve politikada başarılı olmanın yollarını öğretiyorlardı. Sofist düşünürlerin en ünlüleri Protagoras (482-411) ve Gorgias (M.Ö. 483-375) dır. Protagoras'a göre “insan her şeyin ölçüsüdür.” Buna göre herhangi bir konuda genel geçer bir yargıda bulunamayız. Herkesin üzerinde uzlaşabileceği doğru ya da yanlış hiçbir şey yoktur. Gorgias ise; “1) Hiçbir şey var değildir. 2) Bir şey olsa bile, bilinemez. 3) Bir şey var olsa ve bilinebilse bile, bu bilgi başkalarına aktarılamaz.” görüşüyle genel geçer doğrunun olmadığını belirtmiştir.




Derleyen : Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak : Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 3. Sınıf "Çağdaş Felsefe Tarihi" Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı

To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.


Bir Gün Mutlaka Tüm TÜRK Devletleri ile Çin Seddinde Buluşacağız...

Ulu Kağan ATATÜRK
RuzgarC - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
04 Mart 2017
Bulunduğu yer
Erzurum
Yaş
31
Mesajlar
102
Seslenildi
18 Mesaj
Etiketlendi
10 Konu
Ruh Hali
Aptal
Standart Doğru Bilginin İmkânı
13 Mart 2017
9
Doğru bilgiye ulaşmanın mümkün olduğunu güçlü ve mutlak bir inançla savundukları için, filozofların tavırları dogmatizm olarak ifade edilir. Doğru bilgiye ulaşmanın mümkün olduğu konusunda aynı tavrı benimseyen, bununla birlikte, bilginin kaynağı konusunda ayrılan, farklı düşünen bu görüşler şunlardır: rasyonalizm, ampirizm, kritisizm, pozitivizm, analitik felsefe, entüisyonizm, pragmatizm ve fenomenoloji.





Derleyen : Sosyolog Ömer YILDIRIM
Kaynak : Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 1. Sınıf "Felsefeye Giriş" ve 3. Sınıf "Çağdaş Felsefe Tarihi" Dersi Ders Notları (Ömer YILDIRIM); Açık Öğretim Felsefe Ders Kitabı

To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.


Bir Gün Mutlaka Tüm TÜRK Devletleri ile Çin Seddinde Buluşacağız...

Ulu Kağan ATATÜRK
RuzgarC - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
04 Mart 2017
Bulunduğu yer
Erzurum
Yaş
31
Mesajlar
102
Seslenildi
18 Mesaj
Etiketlendi
10 Konu
Ruh Hali
Aptal
Standart Özetle Bilgi Felsefesi
13 Mart 2017
10
Bilgi, İlk Çağdan itibaren ele alınmaya başlanmış bir konudur. Bu konunun felsefi bir sorun olarak algılanması ve temellendirilmeye çalışılması ancak Yeni Çağda gerçekleşmiştir. Bu dönemden itibaren bilgi felsefesi, bilginin kaynağını, değerini ve sınırlarını inceleyen felsefe dalı olarak varlığını sürdürmektedir.

Bilgi felsefesinin temel kavramları, doğruluk (hakikat), gerçeklik ve temellendirmedir. Doğruluk, düşüncenin yada ileri sürülen savın nesnesine uygun olmasıdır. Gerçeklik, zaman ve mekan içinde var olanların tümüdür. Temellendirme ise ortaya konulan sava dayanak ve gerekçe bulma işidir.

Bilgi felsefesinin temel soruları, doğru bilgi olanaklı mıdır?, insan gerçeği tam ve kesin olarak bilebilir mi?, bilginin kaynağı nedir? ...vb. dir.

Bilgi felsefesinin iki temel alanda bu soruları yanıtladığını görürüz. Birincisi, bilginin kaynağı ile ilgilidir. İnsanın bilgiyi nasıl elde ettiği sorusuna farklı yanıtlar verilmiştir. Kimine göre bilginin kaynağı duyu verileri, kimine göre akıl, kimine göre sezgi, kimine göre deney ve gözlemdir. İkincisi bilginin değeri ile ilgilidir. Burada da neler bilgi olarak kabul edilebilir, neyi ne kadar bilebiliriz, bilginin yaşam içindeki önemi vb. sorularına yanıtlar aranır.

Doğru bilgi olanaklı mıdır? Sorusuna verilen yanıtlar iki grupta toplanabilir. Birinci grupta doğru bilgi olanaksızdır diyenler (sofistler, septikler ve akademi kuşkucuları) yer alır. Sofistler göre, bilgiler yalnızca duyular aracılığı ile elde edilir. Duyu bilgisi bulanık ve karanlık bilgidir. Ayrıca duyuların sağladığı bilgiler kişiden kişiye değiştiği için bilgilerimiz görecelidir. Dolayısıyla kesin ve genel geçer bilgiye ulaşmak mümkün değildir. Bu görüşü savunan filozoflar, Protagoras ve Gorgias'dır.

İkinci grupta doğru bilgi olanaklıdır (rasyonalizm, ampirizm, kritisizm, entüisyonizm, pozitivizm, Analitik felsefe, fenomenoloji ve pragmatizm) diyenler yer alır.





Derleyen : Sosyolog Ömer YILDIRIM

To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.


Bir Gün Mutlaka Tüm TÜRK Devletleri ile Çin Seddinde Buluşacağız...

Ulu Kağan ATATÜRK
Konuyu 1 kişi okuyor. (0 üye ve 1 ziyaretçi)
 
Seçenekler
Stil

Benzer Konular
Konu
Konuyu Başlatan
Forum
Cevaplar
Son Mesaj