Ayrılık bazen vazgeçilmez oluyor. Bizim hikayemizde olduğu gibi... Boğazım düğüm düğüm... Yüreğime damlayan her damla kan göz yaşı olarak yanaklarımdan aşağı süzülüyor. Acın içime sığmadığı zaman içimi kağıtlara döküyorum. Seni bana kimse sormasın diye herkesten kaçıyorum. Ağlıyorum. Akan her damla yaş kan olup içime damlıyor.
Hala nefes alıyorum ama ruhum sanki beni terk etmiş durumda. Nerelerde hiç bilmiyorum. Güçlü olmam lazım. Artık geceleri sabaha kadar seninle konuşmadığımız için uykum gelmediği halde erkenden yatıyorum. İçimde SEN, yüreğime kan damlıyor. O kocaman şehirde bensiz tek başına olduğunu düşünerek uyumaya çalışıyorum. Sağa sola kaç defa döndüğümün farkına varmıyorum.
İçimde ki acı, onunla yaşamaya alışmamı söylüyor. Böyle bir şeye nasıl alışabilirim ki? Sabah olunca nereye gideceğimi bilmeden kendimi sokağa atıyorum. Önümde uzayıp giden yola bakıyorum. Hava buz gibi ayaz. Ağzımdan buharlar çıkıyor ama içim öyle yanıyor ki soğuğu hissetmiyorum. Biraz ilerimde elleri birbirine sımsıkı kenetlenmiş bir çift görüyorum. Onları öyle görünce bizim ellerimizin bir kere bile birbirine değmediği geliyor aklıma. Ölmek istiyorum. Bu şehre öyle bir kin duyuyorum ki her yeri yerle bir etmek istiyorum. Yürüyorum ama yol hiç bitmiyor. Sonra buz gibi bir banka oturuyorum. İlk defa üşüdüğümü hissedip hırkama sıkı sıkı sarınıyorum.
Ağlıyorum. Acıdan ölecek gibi oluyorum. Orada ne kadar oturdum bilmiyorum. Hava kararmış eve dönmeliyim diyorum. Ayakkabılarımı elime alıp su birikintilerine basarak yürüyorum. Gözüm yok kenarlarında ki çimlere gözüm takılıyor. Ezik ve yenik... Ne kadarda bana benziyorlar değil mi? Karanlıkta kaybolup bilmediğim bir sokağa giriyorum. Kalbim hızlı hızlı atmaya başlıyor. Sonra bizim evin karşısında ki parkı görünce rahatlıyorum...
Yağan yağmura aldırmadan başımı gökyüzüne kaldırıp " bitti işte mutlu musunuz ?" Diye bağırmak istiyorum ama sesim çıkmıyor. Dizlerimin üstüne diz çöküyorum. Yağmurla beraber bende ağlıyorum. İçimde ki SEN " kalk hadi geç oldu eve dönmelisin" diyor. Sessizce kalkıyorum.Evin kapısına geldiğimde kapıyı kim açıyor bilmiyorum. Beşkide ben açıyorumdur. Salonun ortasına geldiğimde gözüm duvardaki aynaya takılıyor. İçimde ki SEN " üzülme, ben sana kırgın değilim" diyor. Cevap veriyorum. Üç kelime çıkıyor ağzımdan. İlk ikisini hatırlamıyorum. Ama son sözcük duvarlarda yankılanıp kulaklarıma geri dönüyor...
BİTTİ İŞTE...
Teksin

Üyelik tarihi
24 Mart 2015
Bulunduğu yer
Mavinin yeşile döndüğü yerden
Mesajlar
907
Seslenildi
147 Mesaj
Etiketlendi
12 Konu
Ruh Hali
Can özüm...
05 Nisan 2015
Konu Teksin tarafından (05 Nisan 2015 Saat 00:47 ) değiştirilmiştir.
- Paylaş
- Share this post on
Digg
Del.icio.us
Technorati
Twitter

8Beğeniler
Normal