Geçmişteki Aşk,Aşk Hikayeleri,Gerçek Yaşanmış Hikayeler,MURAT GÜNEŞ Hikayeleri

GEÇMİŞTEKİ AŞK

İstanbul'da çalıştığım bir dönemdi yirmili yaşların başındayım
Çalıştığım İş yerinin karşısında patiseri dükkanında çalışan bir kız vardı
O kadar güzel o kadar alımlıydı
Kıvrıl kıvrıl dalgalı saçları omuzlarından dökülüyordu
Kıyamazsınız bakmaya
İnsan onu görünce bir daha geçemiyor aynaların karşısına

Kahvaltımı evde yapmama rağmen
sırf bir kaç söz edebilmek için her sabah simit poğaça alıyordum
Şimdi dostlarım kilomu sorduklarında o günlerden kalma diyorum
Herşey güzelde kazandığım paralar simit poğaçaya gidiyordu
Cabası da bir kaç sözü bırakın iki kelimeyi bile yan yana getirip konuşamıyordum
Gerçeğini sorarsanız zaten konuşmaya da gerek yoktu
Bir görseniz yüzünü donup kalırsınız bende susup kalıyordum

İsmi SILA'ydı
Ona ilk ismiyle seslendiğimde sanki dudaklarımdan şiir cümleleri dökülüyordu
Bir isim bu kadar mı yakışır gülen bir yüze yüreğimden ona bir şeyler kopup gidiyordu

Uzatmayayım
Mevsimlerden kış yanılmıyorsam aralık ayıydı
İş çıkışı aksam yedi buçuk sıralarıydı
Hava o kadar rüzgarlı ki yolda yürümek imkansızdı
Derdim bir an önce metroya binip evime gitmek
Taki karşımda onu görene dek
Kafamdaki bütün her şey silindi sanki
Artık tek istediğim bir yerde oturup karşılıklı kahve içmek

Merak eden varsa söyleyeyim
Hikayelerimde anlattığım orta şeker kahve orkide sadakatsiz o günlerin
bende kalan tatlı acı anısıydı

Neyse
Biraz korkarak hafif bir tebessümle kahve içmeye teklif ettim
Neden olmasın demiş
Ben olmazlara alışmışım ya yine reddedildim sandım iyimi
Yanlış anlamıştım üç kelimelik cümleyi
Yüzüm düşmüştü bir an üzülmüştüm
Güler bir yüzle neden yüzünü astın teklifini kabul ettim ya
İkinci bir kez bu cümleyi duyunca dünyalar benim olmuştu
Eğer bunun adı mutluluksa
Ben mutlulukların en büyüğünü yaşadım o an onunla

Bir kafeteryaya gittik
Kapıdan içeriye girdiğimizde gülüşü gibi içerisi de sıcacıktı
Üzerinde gri bir pardesü vardı
Yardım eder misin dediğinde
pardesüsünü çıkartırken ki heyacanımı sizlere cümlelerle anlatamam
Elim ayağım titriyordu sanki kalbim duracaktı
İki kelime konuşamadığım kızı kafeteryaya davet ediyorum
Pardesüsünü çıkartıyorum aman Allah'ım anlatsam kimse inanmazdı
Zaten bende inanamıyordum kendime

Dakikalarca bakıştık
Kahvelerimizi içip utangaç bakışlar arasında aşkı konuştuk
Çiçeklerden orkideyi severmiş
Akşam evine bırakırken tek dal beyaz bir orkide aldığımı dün gibi hatırlıyorum
Sokağına yaklaştığımızda vedalaşırken ellerimiz birbirine dokununca
Hikayelerimde size anlatacağım o meşhur aşk o an başlamıştı

Aradan uzun yıllar geçti
Kader rüzgarı bizi kurumuş bir yaprak gibi farklı yönlere savurdu
Bu hikayenin Ondaki karşılığı nedir bilmiyorum
Ama bendeki karşılığı geçmişteki aşktı


MURAT GÜNEŞ